21 Ocak 2017 Cumartesi22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 7°C Adana
    • -2°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • -4°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • -2°C Artvin
    • 3°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,627 -1.10
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Sen kimin projesisin?

Ahmet Kekeç

Kürt meselesi hakkında konuşuyoruz... Araştırmalar yayınlıyoruz... Anketler yapıyoruz... “Kürtlerle Türklerin bir arada yaşayıp yaşamayacaklarını” soruyoruz...

Muazzam bir entelektüel enerji... (!)

Ve tuhaf...

En tuhafı da, “Kürtler ve Türkler bir arada yaşamak istiyor mu?” konulu anketler...

Kürtler ve Türkler bir arada yaşamanın imkânlarını bundan sonra keşfedeceklermiş gibi, yüzyıllardır bir arada yaşamıyorlarmış gibi, onları bir arada tutan başka bir vasat yokmuş gibi...

Eskiden, bu rahatlıkla “Kürtler” ve “Türkler” diyemezdik.

Bundan imtina ederdik...

Hayır, elbette bir kimliği yok saymak, Kürt kimliğini “Türklük” telakkisi içine hapsetmek için değil...

Biz devlet miydik, Kürt kimliğiyle bir problemimiz mi vardı ki bundan imtina edelim?

Bir “şeyi” zedelememek için “Kürtler ve Türkler” diyemezdik.

Kürt’le Türk’ü bir arada tutan, onları “kardeş” kılan vasatı yaralamamak için diyemezdik...

Bir arada olmamızı zorlaştıracak karşılıklı “ulusalcılıkların” tuzağına düşmemek için diyemezdik...

Türk ulusalcılığından çok çekmiştik...

Bir de Kürt ulusalcılığından mı çekecektik!

Bu yüzden diyemezdik.

Bugün artık rahatlıkla “Kürtler” ve “Türkler” diyebiliyoruz ve kurduğumuz her cümle, yaptığımız her açıklama, “ayrılık” fikriyatını dilinden düşürmeyenlere PİAR olarak dönüyor.

Biz “Kürtler” ve Türkler” kavramlaştırmasının olası sonuçlarından köşe bucak kaçarken, buna bir de “Müslümanlık” ilave olundu.

Bir başyazar, “Müslüman Türkler, Kürtlerin haklarını vermedikleri sürece...” diye başlayan güya bir “analiz” yazısı yazmıştı... “Kürt hakları” dediğimiz şeyin, Sünni Müslüman iktidarın blokajında olduğunu, “haklar” temelinde söz söyleyenlerin (bunların sayısı 20 milyonmuş), yine bu Sünni Müslüman iktidar tarafından hapislere tıkılmak istendiğini söylüyordu.

İlginçtir, benzeri şeyleri, dağ kadrosun Murat Karayılan da söylemişti.

Karayılan bir de (tabii ki Öcalan’ın teorik desteğiyle), Kürtler için farklı bir din arayışına girmişti ve Zerdüştlükte karar kılmıştı.

Dün, BDP’li Aysel Tuğluk’un, yüksek dozda tehdit içeren bir mektubunu okudum.

Her bakımdan ilginç ve öğretici bir metindi.

Elbette bu konulara girmiyordu, içinde “müzakere”, “Kürt halkının onuru”, “barış” geçen cümlelerle meramını ifade etmeye çalışıyordu ama satır aralarına sinmiş “aydınlanmacı” ve “ıslah edici”kimliğini de gizleyemiyordu.

Özetle şunu anlatmaya çalışıyordu:

Nasıl ki Kemalizm bir “aydınlanmacı retorik” olarak Türkiye’yi dönüştürdü, Kürt halkını dönüştürme misyonu da ancak ve sadece PKK’ya aittir. Kimse işimize karışmasın.

Mektubu okuduğunuzda, motamot bu ifadelerle karşılaşmayacaksınız, doğal olarak şaşıracaksınız ama bir “çözücü organizasyon” olarak PKK/BDP çizgisinin Kürt halkı üzerindeki tasarrufunu, bu (dönüştürücü) misyonla açıklayabiliriz.

Kürt siyasal hareketinin “Türk solu”dan çıktığını, Türk solunun da resmi ideolojinin açtığı alan içinde gelişip serpildiğini hatırlarsak, Aysel Tuğluk’un “olmazsa ayrılırız” tehdidinin, ne tür bir projenin ürünü olduğunu daha rahat söktürebiliriz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.