D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Kitabın ortası neresi?

Kitabın ortası neresi?

Türkiye Yazarlar Birliği eski başkanlarından Dr. Nazif Öztürk dostumuz, bir süredir Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Vekilliğini deruhte ediyormuş. TYB’nin geçen cumartesi günü yapılan Danışma Kurulu toplantısında, dil konusunda kitabın ortasından konuşmak gerektiğini söyledi.


Dün 7. Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nın açılışı vardı. Galiba orada yapacağı açış konuşmasının hazırlıklarıyla meşguldü. Bu açılışta konuştu mu, konuşmadı mı, bilemiyorum. Biz şahsen davetliler arasında değildik. Türkiye Yazarlar Birliği gibi konuyla ilgili bir kurum davet edilmediği gibi, sağdan soldan sorduk, başka gönüllü kuruluşlar da böyle bir toplantının davetlileri arasında yer almamışlardı.

Kurultayın şahsen müşahidi olamadık bu yüzden. Basın yayın araçlarında da doyurucu bir haber bulamadık. Meclis Başkanımız Cemil Çiçek’le, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın konuşmalarından bazı bölümler basına yansıdı sadece.

Baştan söyleyelim: Kapalı devre bir toplantıda kitabın ortasından konuşsan ne yazar ki? Fakat eğer bu konuda kitabın ortasından konuşmayacaksak, hiç bir konuda gerçek anlamda kitabın ortasından konuşamayız.

Kitabın ortasından konuşmak ise, fosilleşmiş ve anayasanın kanatları altına sokulmuş bazı kanunlara hâlâ aykırı!

Türkiye darbelerle elli yıl mı geriletildi? Bu hüküm sık sık tekrarlanıyor. Doğru olduğuna kaniyim.

Neye mal olursa olsun şunu söylemek zorundayım: Harf inkılâbı ve dil devrimi ile yüz yıl, belki de yüzlerce yıl geriletildi.

Bir ülkede siyaset değişir, idare değişir, hatta rejim değişir. Fakat dil ve kültür değişmez. Elbette kendiliğinden, tabiî olarak değişir de devlet zoruyla değiştirilemez.

18. yüzyılda Fransızlar Büyük Fransız inkılabını yaptılar. Her şeye dokundular, dil hariç! İnkılâptan sonra Fransızlar büyük edebiyatçılar, fikir adamları yetiştirmeye devam etti.

20. yüzyılda dünya iki büyük sosyalist devrim gördü: Rusya ve Çin. Bu ülkeler büyük altüst oluşlar yaşadı. Buna rağmen alfabe değiştirmeyi, dile müdahale etmeyi kimse düşünmedi. Rusça ve çince sosyalist devrimlere rağmen güçlendi ve yaygınlaştı.

Türkiye nasıl bir inkılâp yaptı ki, bu inkılâp dili ve kültürü devirmekle, yıkmakla öğündü?

7. Uluslararası Dil Kurultayı’nın açılışında Meclis Başkanı Cemil Çiçek, yaşanmakta olan dil meselelerine satır başları halinde temas ediyor. Anayasa’nın, bilhassa Anayasa’daki milletvekili yemini metninin dilinin bozuk olduğunu söylüyor. Hukuk metinlerin diline de değinen Çiçek, “Uzun cümleler, fakatlarla amalarla birbirine bağlanan cümlelerle kanunlar yazıyoruz. Onun için zaman zaman ihtilaflar yaşıyoruz. Aynı metnin farklı yorumlanması ile karşı karşıya kalıyoruz” diyor. Daha önemlisi, “dili öztürkçeleştirme iddiasıyla değiştirmeye kalkışmanın bu ruhu öldürmek, bu ocağı söndürmekten başka anlam taşımayacağını” söylüyor.


Bu toplantıyı düzenleyen kurumun siyasî sorumlusu olarak Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın kitabın neresinden konuştuğu ise pek anlaşılamıyor.

Necip Fazıl Üstad’ın “kurbağa dili” benzetmesini unutmamış olması gereken Arınç, neredeyse dil devrimine övgüler düzüyor... Ona göre işler tıkırında.

Dil devriminin üzerinden kaç sene geçti? Seksen sene!

Türkçe öyle bir darbeye maruz bırakıldı ki seksen senedir kendine gelemedi. Son yıllarda az biraz toparlanmaya başladı.

Aklımız, mantığımız perişansa, fikrimiz zemin tutmuyorsa, müsebbibi dil devrimidir.

Bu konuları kitaplarımızda çeşitli yönleriyle ele aldık. Bir Lügat Bulamadım isimli kitabımızda, türkçenin kelime kadrosunun başına gelenleri inceledik. TDK sözlüğünde kelime tasfiyesi ve tarifleri tahrif etme macerasını anlattık. Yüzyılın Soykırımı’nda, dilimizde yapılan etnik temizliğin ne anlama geldiğini ortaya koyduk. Devlet Sözlük Yazar mı? isimli eserimizde ise, devlet talimatıyla yazılan sözlüklerin sefaletini ve devletin dili yabancılaştırma etkisini ayrıntılarıyla anlattık.

Tabiî sahanın akademisyenleri üniversite ders kitabı dışında kitap okumadıkları için uzun uykularına devam ettiler, siyasiler de okumaz ve konuşur oldukları için, önlerine konulan metinleri kıraatla günlerini geçirdiler.

Nazif Hoca, bu yazı kitabın neresinden konuşuyor acaba?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi