29 Temmuz 2017 Cumartesi5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:03Güneş 05:50Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:32Yatsı 22:11
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,977 0.57
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

Hayat akar

Fatma Tuncer

Günümüz insanı iki şeyden kaçıyor... Bunlar yaşlanmak ve ölüm duygusu... Çünkü dünyevileşme bütün insanların bedenlerini ve ruhlarını esir aldı. Bu insanlar dünyayı ebedi kalacakları bir güzergah olarak görüyor, yaşlanmayı ise kendileri için büyük bir kayıp olarak algılıyorlar. Zira yaşlılık bütün belirtileri ile ölümü ve dünyadan kopuşu çağrıştırıyor. Ancak bilimsel çalışmalara ve köklü araştırmalara karşın insanın biyolojik olarak yaşlanmasının önüne geçilemiyor. Neticede her canlı gibi bizler de doğumla ölüm arasında yer alan bir süreçten geçiyoruz...

Yaşlılığın korkulacak bir süreç olarak görülmesinin en büyük nedeni kaybetme korkusudur. Hayatı sadece bu dünya ile kaim gören insan, ölümle birlikte her şeyini kaybedeceğini düşünür ve irkilir. Ona göre çocukları, evi, makamı, çevresi ve sahip olduğu bütün maddi imkanları ölümle birlikte elinden çıkıp kendisini terk edecektir. Evet bu doğru ve bizler sahip olduğumuz emanetleri bırakıp dünyadan ayrılacağız... Ama verilenin de alınanın da yaşanan imtihanın birer parçası olduğunu bilen kişi için hiçbir şey kayıp değildir.

Ölüm ve yaşlanmaya karşı bir direnç oluşturmaya yeltenen insanlar bu konuyu açmanızdan dahi rahatsız olurlar. Kimileri kendini tamamen eğlenceye verir ve "bu dünyaya eğlenmeye geldim, istediğim her şeyi elde etmeliyim, yiyip içip gezmeliyim" diye düşünür ve ölüm duygusunu aklına dahi getirmek istemez. Kimileri de, zaten benim kalbim temiz, olur ya ölüm gelir çatar, en iyisi Ramazan ayında orucumu tutayım, ayda birkaç kez de türbe ziyareti yapayım kurtulurum" diye düşünür. Dünyaya niçin geldiğini bilen ve sorumluluğun farkında olan kimse ise bu dünyanın geçici olduğunu bilir ve Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşamak için çaba sarf eder. Bu kişi için ölüm bir kavuşma anıdır, iyi ile kötünün ayrıştığı bir süreçtir. Bu nedenle ölümü daha sık düşünür ve ölüm sonrası için hazırlık yapar... Ölüm, hastalık, yoksulluk ve çile bu dünyanın imtihanlarıdır ve ölümle birlikte bu dünyalı olan her şey son bulacaktır. İnananların tek isteği ise Allah'ın rızasını kazanmaktır ve bu onlar için en büyük nimettir...

Zaman akar. Su akar. Hayat akar. Gök akar yer akar.

Ve insanlar da bir hayat nehrine doğru yavaş yavaş akarlar. Zira gençliğin de yaşlılığın da güzelliğin de hayatın da bir sonu vardır ve biz istesek te istemesek te o sona doğru gideriz.

"Beni mezara koyunca 'elveda!' demeye kalkışma; Mezar cennet topluluğunun perdesidir. Sana batmak görünür ama o doğmadır, parlamadır. Mezar, hapis görünür ama o canın hapisten kurtuluşudur. Batmayı gördün ya! Doğmayı da seyret. Güneş'le Ay'a batmaktan ne zarar gelir ki?.. Yere hangi tohum ekildi de bitmedi, yeşermedi? Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek, yetişmeyecek zannına kapılıyorsun?.. Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, âriflerin gönüllerindedir mezarımız bizim" (Mevlana)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.