12 Aralık 2017 Salı24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:12Öğle 13:05İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 21°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 109.286 0.12
  • Altın: 152,987 -0.19
  • Dolar: 3,8307 0.35
  • Euro: 4,4999 -0.12

Bize ne oldu?

Fatma Tuncer

Duyarsızlaşma, kişinin gün içinde karşılaştığı uyarıcılara karşı tepkisini kaybetmesidir. Bu bir yerde ruhsal ve algısal mekanizmanın direncini yitirmesi ve acıyı kabullenmesidir. Mesela sürekli dayak yiyen bir çocuk, bir süre sonra duyarsızlaşır ve tepki veremez hale gelir. İster kişisel olsun ister toplumsal olsun kişinin duyarlılığını kaybetmesi bir sorundur... Zira Allah insanı iyiliği emredip kötülüğü ortadan kaldırmakla sorumlu tutmuştur....

Geçtiğimiz günlerde şahit olduğum bir olay bana toplum olarak ne kadar duyarsızlaştığımızı düşündürdü: Yolun kıyısında baygın vaziyette yatan bir adam vardı. Ve adamın hemen yanından geçip giden insanlar, ona bakıyor sonra da hiçbir şey yokmuş gibi yollarına devam ediyorlardı. Hiç kimse yerdeki adamı kaldırıp doktora götürmeyi ya da yardımcı olmayı aklına dahi getirmiyordu. Neyse ki, uzunca bir süre sonra biri telefonunu çıkardı ve yardım istedi. Ama beklenen yardımın gelmesi bir saati bulmuştu. İnsan olan, vicdan taşıyan her kişi fıtri olarak duyarlıdır fakat sürekli uyarıların verilmesi, medyanın dramatik haberleri sıradan bir olay gibi aktarması, insanlarımızın bireysel mahzenlere çekilmeleri ve insan ilişkilerinin gittikçe zayıflaması ne yazık ki bizleri donuk birer robota dönüştürüyor. Karanlık bir tünelde yürüyor ve adeta başkalarının yaşadığı acılara ulaşamıyor ve el uzatamıyoruz. Çünkü insani reflekslerimiz gittikçe zayıflıyor.

İnsanlar görme, işitme ve hissetme hassasiyetlerini kaybediyorlar. Aksi taktirde hassasiyet sahibi insan, etrafından olup bitenlere kayıtsız kalamaz, kötülük kime gelirse gelsin vicdani duyarlılığını ortaya koyar ve el uzatır. El uzatmak Müslüman toplumların bilinen özelliklerindendir. Onlar insanların acılarını dindirmenin, maddi manevi yardımlaşmanın bir erdem olduğuna inanırlar. O yüzden bu insanların vicdanları ve bilinçleri uyanıktır.

Duyarsızlaşma, kör ve sağırlığa neden oluyor. Duyarsızlaşan insan başkalarının acısını hissetmiyor, gözyaşına merhem olmuyor ve imdat çığlıklarını duyamıyor. Vicdanları çölleşen bu insanlar Allahın arzında geziyor fakat gittikleri yolun nereye çıktığını, gelecekte kendilerini nelerin beklediğini hiç akıllarına dahi getiremiyorlar.

Duyarlılığını yitiren insan, ne göz yaşını ne de yardım çığlıklarını işitebiliyor. Bu insan maddi olarak gören göze işiten kulağa sahip olsa da ne işe yarar. Çünkü manen körleşmek ve insan olarak duyarsızlaşmak en büyük hastalıktır ve bu hastalığa tutulanların durumu içler acısıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.