23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 16°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,339 0.04
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

İdam cezası ve beşeri hukuk

Faruk Köse

Toplum, “idam cezası”nın getirilmesi için artan bir beklenti içinde. Özellikle “PKK terörü”nün, “Kürt ayrılmacılığı”nın şiddeti artırması, “sorumlular”ın idamına dair toplumsal talep oluşturdu. Öyle ki, Başbakan “idam”ı gündemine aldı. Nitekim sorulan bir soruya verdiği cevapta şunları söylüyor:



“Siyasi suçlarla ilgili olarak değil ama terör ve ölüme sebebiyet verme kapsamında idamı tartışmak elbette mümkün olabilir.”

Başbakan’ın “siyasi suçlar hariç” şerhini düşmesi önemli.

Ancak, “siyasi suç” nedir, neyin siyasi suç olduğuna kim, nasıl ve neye göre karar verecek de hukuk metni haline getirilecek, orası meçhul. İdam olmasa bile, hukukta “siyasi suç” diye bir maddenin bulunmaması gerekmez mi? İnsanları siyasi görüşlerinden, şiddete başvurmadıkları sürece siyasi görüşlerinin propagandasını yaptıklarından dolayı suçlamak doğru değil. Bir siyasi görüşün suç olduğuna karar verenlerin de kendilerine özel siyasi görüşleri yok mu? O zaman bir siyasi görüşün, diğerini “suç” olarak tanımlaması yanlış olmaz mı?

Bir başka meçhul, “düşünce suçu” işlenmesi durumunda “idam”ın sözkonusu olup olmayacağı... “Düşünce”nin, “düşünceyi açıklama”nın ve toplum içinde yaygınlaşması için çalışmanın suç olarak telakki edilip edilmeyeceği...

Konu henüz tartışma aşamasında olduğundan, sanırım Başbakan meseleyi etraflıca araştıracak ve enine boyuna düşünülüp öyle karara varılacaktır.

Benim dikkat çekmek istediğim asıl husus daha başka.

Bazı insanların, kendi kafalarına göre yaptıkları yasalarla diğer bazı insanların “idamlık suç” işlediklerine karar vermesini doğru bulmuyorum. İnsanların yaşamlarına son verilmesi beşeri yasalarla olamaz, olmamalı. İnsanın nasıl ve neden dolayı öldürüleceğine, ancak o insanın yaratıcısı Allah karar verir; Allah’ın yasalarına göre karar verilir. Başka türlü bir “idam” düzenlemesi “cinayet”tir.

“İdam”ı isteyenlerin aklından geçen, PKK terör örgütünün eylemcilerinin cezalandırılması değil mi? Peki, diyelim ki idam cezası geri geldi. Yasa metninde “PKK’lılar içindir” diye bir ibarenin bulunması mümkün değil ve bir hukuk metninde böyle özel, adrese teslim ibareler olmaz. Hukuk kapsamına giren her fiile uygulanması için hazırlanan metinleri genel ifadelerdir. “İdam cezası”nın yasa metni de genel anlamda olacaktır.

Mesela, bu yasa metninde “terör eylemi”nin karşılığı “idam” olarak belirlenmiş olsun. Bu isabetli olur mu? Zira “terörün tanımlanması” gerekmez mi? Mesela, bir şahıs, Allah için cihad ediyorsa ve Allah indinde “cihad” olan eylem yasaya göre “terör” olarak tanımlanmışsa, cihad “terör”, mücahid “terörist” sayılıp idam mı edilecek? Öyleyse, “Allah’ın cihad emri”ne uyan kişi, Allah’ın muradının hilafına idam edilmiş olmaz mı?

Meselenin bir başka yönü daha var.

Örneğin, getirilecek idam cezası hükmüne göre, “Allah’ın yasaları”na göre “idam”ı gerektiren bir eylemi yapan kişi de idam edilebilecek mi? “Hayır”sa, Allah’ın yasalarına göre idamlık bir eyleme ceza vermeyecek, ama “beşer aklı”nın oluşturduğu yasalarla insanın yaşamına son verilecekse, buna katılmak mümkün mü?

Bu hususu biraz açalım. Diyelim ki “idam cezası” geri geldi. İslam’daki “kısas” hükmünün yeri ne olacak? İslam’a göre kasten ve taammüden öldürmek kısası gerektiriyor; ancak buna devlet değil, öldürülen kişinin mirasçıları karar veriyor: affedebilir, diyet alabilir, idamını isteyebilir. Devlet onun kararına uymak zorunda. Bu durumda devlet, mirasçıların karar seçeneklerini hiçe sayacak şekilde “adam öldürenin idamı”nı öngören bir yasa çıkarsa, bu caiz olur mu?

İslam’dan irtidad edenin hükmü İslam’a göre idam. “İdam yasası” bunu da kapsayacak mı? “Hayır”sa, nasıl olur da İslam’a inananlar, İslam’ın “idam” hükümlerine itibar etmezlerken, beşer aklına göre “idam düzenlemesi” yapacaklar?

İslam hukukunun düzenlediği “Yol Kesme Suçu” diye bir suç var. Eğer bu suçu işleyenler hem mala, hem de cana kastetmişlerse idam edilir. Ama cana kasıt yoksa, başka cezalar alır. Şimdi dağdaki teröristler için İslam hukukunun öngördüğü bu alternatifli ve “suçuna göre ceza” değil de tek bir “idam cezası” verilirse, bu Allah’ın muradına uygun düşer mi?

Şimdi diyeceksiniz ki, “Laik bir ülkedeyiz, dine göre mi karar vereceğiz?” Haklısınız, Laik iseniz İslam’a göre karar vermeyeceksiniz. Peki, Allah’ın muradının dışında, beşer aklının ürünü yasalarla insan yaşamına son verme hakkını nereden alıyorsunuz?

İnsanı, insanın yaratıcısının yasalarıyla yönetmezseniz, hiçbir sorunu “hak” ve “adalet”e göre çözemezsiniz. Gayrisi de çözüm olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.