D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Deli Rüzgâr: Serdengeçti!

Deli Rüzgâr: Serdengeçti!

Bir zamanlar “Serdengeçti” denilince o hatırlanırdı…


Vefatının üzerinden 29. yıl geçti. Önümüzdeki yıl 30. yıl. Bilmem ki ölüm yıldönümünde kapsamlı bir toplantı yapılabilir mi?

“Neden yapılmasın ki?” demesi kolay. Osman Yüksel “10 Kasım”da vefat etti; hanımlar, beyler! Kolay mı zor mu, siz karar verin!

30 yıl bir nesil demek… Onunla yaşayanlar, hâtıralarını saklayanlar iyice azaldı. TRT’de ve Kültür Bakanlığı’nda Yavuz Bülent Bâkiler’den en çok dinlediğimiz Osman Yüksel’di. Şahsen de tanımıştık, ama Yavuz Bülend bir başka anlatırdı!

Osman Yüksel denilince serdengeçtilere yakışır mücadelesinin hemen yanında “öldürücü güldürücü” nükteleri de hatıra gelirdi.

Yavuz Bülend Bey henüz Serdengeçti kitabını yazmadı… Belki hazır da, basılmadı. Fakat 756 sayfalık muazzam bir kitap var şimdi elimizin altında. Yakın dönemde yaşamış hiçbir büyük şahsiyetimizle ilgili bu kadar geniş kapsamlı kitap yayınlandığını hatırlamıyorum. Ne Necip Fazıl, ne Nureddin Topçu ne de başka fikir ve mücadele adamlarımızla ilgili ele gelir kitaplar var.

Cemal Kurnaz hocaya binlerce teşekkür… Hemşehrisi, ağabeyi Osman Yüksel’i bize bütün yönleriyle tanıtan muhteşem bir eser ortaya koydu. “Aksekililik” Cemal Kurnaz’ın lise çağında Osman Yüksel’le tanışmasına vesile olmuş. Sonraki yıllarda yazışmışlar, görüşmüşler. Bir hayat hikâyesi için bunlar önemli.

Cemal Kurnaz şahsî gözlemleri ile yetinse, yalnız onları yazsa idi, o da güzel bir kitap olurdu şüphesiz. Fakat değerli hocamız ötesine geçmiş, büyük emek ve zaman sarf etmiş. Osman Yüksel’le ilgili bütün malzemeyi toplamış, vefa borcunu hakkıyla ödemiş. Yayınlarını, dergisini incelemiş. Yayına dönüşmemiş eserleri üzerinde bile durmuş. Ortaya “Deli Rüzgâr Osman Yüksel Serdengeçti” kitabı çıkmış.

Deli Rüzgâr’da sadece Osman Yüksel’i değil, bir devri buluyorsunuz. O dönemin şartlarını, bu şartlar içinde sürdürülen olağanüstü mücadeleyi, yoksunlukları, yoksullukları ve mahpuslukları görüyorsunuz. Dedik ya aradan bir nesil geçti… Şimdiki gençler Osman Yüksel’i pek tanımıyor. Onu tanımak demek, şimdi bize hayal gibi gelen bir devri ve o devrin kahramanlarını tanımak demek.

Torosların bu tabiaten hür çocuğu, milletine ve kendisine boyunduruk geçirilmesine isyan ediyor. Onda Nureddin Topçu’nun kavramlaştırdığı “isyan ahlâkı” var. 1944 hadiselerinde tutuklanıyor, tabutluklarda işkence görüyor. 1962’ye kadar Serdengeçti isimli bir dergi çıkarıyor. Bu dergi bugün bakıldığında, cesametiyle (16 en fazla 32 sayfa), şekliyle çok etkili olamazmış gibi görünüyor. Ama zamanında büyük tesir uyandırıyor. Türkiye’nin siyasî dönüşümünde, bu derginin, Osman Yüksel’in mücadelesinin önemli payı var. (Bir tesbitimi paylaşayım: Gazeteniz Yeni Akit’in yayın tarzı bir bakıma Serdengeçti’nin devamıdır).

Osman Yüksel, Cemal Kurnaz’ın deyimiyle, “1944 ağustosunda tabutluktan nasılsa sağ çıkar”…Artık emniyetin sıkı takibi altındadır. Nereye gitse, takip sürer. DTCF’deki talebeliği sona ermiştir. İşi yoktur, bir işe girmesi de imkânsızdır. Dergi çıkararak mücadele etmeye karar verir. Anasından kalan bir tarlayı satarak 150 lira ile Serdengeçti’yi 1947 nisanında çıkarmaya başlar. Ankara’daki matbaalar böyle bir dergiyi basmaya yanaşmadıkları için ilk iki sayıyı Eskişehir’de bastırır…

Serdengeçti başlığının altında “Hakka tapar, halkı tutar” ibaresi yer almaktadır. İlk sayı piyasaya çıkar çıkmaz tükenir, sonra da defalarca basılır. İkinci sayıdaki bazı yazılar, matbaanın basmak istememesi yüzünden çıkarılmıştır. 3. Sayı Konya’da basılır, matbaacı dergiyi bastıktan sonra korkar, kırımını yapmadan teslim eder! Osman Yüksel bir otel odasında dergiyi kendi elleri ile katlar, dağıtıma hazır hâle getirir.

İlk sayıdan itibaren mahkeme safahatı başlar. Bu arada mahkumiyetler almakta, hapiste olduğu için dergiyi zamanında çıkaramamaktadır. 5. sayı 1948 temmuzunda yayınlanabilir. Dergi için idarehane belirtmek mecburiyeti vardır. Fakat onun idarehane tutacak parası yoktur, yattığı yeri idarehane adresi olarak gösterir…

Serdengeçti’nin nerede, ne zaman çıkacağı belli değildir, “fakat ne yapar yapar çıkar, bir çıkar pir çıkar”! 1947’den 1962’ye kadar 33 sayı yayınlanabildiğini belirtirsek, Serdengeçti’nin yayın seyrini kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Osman Yüksel, bir tavır ve mücadele adamıdır. Her şeyin rağmına doğrularını müdafaa eder, inandıklarından taviz vermez. Osman Yüksel sadece yazdıklarıyla değil, hayat tarzı ile, hatta kılık kıyafeti ile de muhalefetini gösterir. Ömrü boyunca kıravat takmaz, Antalya milletvekili olarak seçildiğinde Meclis’te kıravatsızlığı mesele olur.

“Osman Ağabey”le ömrünün son yıllarında yüz yüze tanıştık. Ankara’da Demirlibahçe’de, Site Yurdu’nun yakınında bir evin bodrum katında oturuyordu. Ziyaret ettik, piknik tüpte demlenmiş çayını içtik. Onun parkinson hastalığı yüzünden çayını içmekte zorlanması, bizi de çay içemez hale getirdi. Fakat zihni yerindeydi. “Batılılaşma İhaneti”ni okumuştu, bizi merak etmişti, bu yüzden ziyaretimizden ayrıca memnun olmuştu.

Osman Ağabey, 12 Eylül havasının sürdüğü 1983 10 Kasımında vefat etti. Ertesi gün Hacıbayram’daki cenaze namazında, sağın bütün renkleri bir araya geldi. Belki de ondan sonra böyle bir bir araya geliş görülmemiştir.

Bize bu deli dolu adamı bütün yönleriyle anlatan muazzam kitabı armağan eden Cemal Kurnaz teşekkürü gerçekten hak ediyor. (Kurgan yayınları, 0312 232 62 18)


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
D.Mehmet Doğan Arşivi