25 Ocak 2017 Çarşamba25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:14Öğle 13:23İkindi 15:55Akşam 18:20Yatsı 19:43
    • 12°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 6°C Antalya
    • -4°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 84.208 1.40
  • Altın: 147,005 0.12
  • Dolar: 3,7769 0.44
  • Euro: 4,0596 0.51

Bir yaşam ırmağı

Fatma Tuncer

Kadın beş yıl önce kendisini terk edip ikinci bir evlilik yapan eşi için yas tutuyor. "Ben onsuz nasıl yaşarım, artık bana gülmek haram, yaşıyor sayılmam, bittim..." diyor. Bizim kadınlarımız sevdimi tam sever ve ihaneti hiçbir şekilde kabul edemezler. Ama gelin görün ki, vefakarlık ve sadakat büyüklerimizin hatıraları arasında kaybolup gitti. Artık insanlarımızın gözü ve gönlü doymuyor, ihanetlerin ardı kesilmiyor ve her geçen gün bir yuva yıkılıp gidiyor. Geride kalan kişi ise yasını tutmaya devam ediyor. Elbette ihanet hiçbir şekilde tasvip edilecek bir davranış değildir ve her insan için yıkıcı bir etkiye sahiptir. Ancak, böyle bir imtihanla sınanmışsak da, kanatlarımızı açarak düştüğümüz yerden kalkabiliriz... Fakat bu, bazı insanlarımız için pek kolay olmuyor. Çünkü bizler çocuklarımızı aşırı korumacı ve bağımlı yetiştiriyoruz. Bağımlı kişi, mutluluk, huzur, güven sevgi, başarı ve kendisini hayata bağlayacak bütün değerleri eşine yükler ve onsuz asla yaşayamayacağını düşünür... Eğer o kendisini değerli görürse değerli olduğuna inanır, severse sevilmeye layık olduğunu düşünür, takdir ederse takdir edilmeye değer olduğunu kabul eder. Peki ya etmezse? İşte o zaman, büyük bir düş kırıklığı ile düşer ve kolay kolay da kalkamaz. Aradan aylar yıllar geçer ama o gözlerini yollara dikmiş ve kendisini terk eden eşini beklemektedir. O değer vermediği için kendini değersiz hisseder, o sevmediği için sevmez, o takdir etmediği için takdir etmez. Ben sevilmeye değer biri değilim diye düşünmeye başlar. Böyle durumlarda ihanete uğrayan kişiyi toparlamak pek kolay olmaz.

Elbette ihanet yıkıcı bir davranıştır ve isabet ettiği kişiye büyük acı verir. Ancak bu hayatın içinde acıya sebep olabilecek pek çok şey vardır ve böyle durumlarda sabrı kuşanıp, hayata tutunabiliriz. Bunun için, çocuklarımızı büyütürken, bir yaşam ırmağımızın olduğunu ve bu ırmağa farklı yerlerden su arklarının döküldüğünü öğretmeliyiz. Yani, iş, sosyal hayat, arkadaş ilişkileri, hayır hasenat yapmak, hobiler, iman etmek, ibadet, komşuluk ilişkileri, eş, aile ve akrabalar... gibi bizi hayata bağlayan ve mutluluk veren sosyal bağlarımız vardır ki, eşimizle ilişkilerimiz, bu su arklarından sadece biridir. Bu kurduğunda biz diğerlerinden beslenir ve hayatla bağımızı koparmayız...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.