26 Mayıs 2017 Cuma29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:37Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:17
    • 18°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 97.713 -0.61
  • Altın: 143,932 -0.12
  • Dolar: 3,5669 -0.18
  • Euro: 4,0007 0.17

Mustafa Sungur’un Ardından 4

Cemal Nar

Ben onu ilk defa “medrese” denilen bir evde tanıdım Kahramanmaraş'ta. İmam Hatip Lisesi’nde Meslek Dersleri öğretmeni ve fahrî vaizlik yapıyordum o zamanlar. Benim de derdim ve davam, bu milletin okulda çocuklarına, cami, dernek ve vakıflarda da büyüklerine dinimi anlatmaktı. Bu konuda Bediuzzaman Hazretleri bize çağımızdan güzel bir örnekti.

Gerçi o okutacak okul, konuşacak cami bulamamıştı, ama tarihçe-i hayatını okuduğumuz, hizmetlerini dinleyerek büyüdüğümüz, çok sevdiğimiz ve saydığımız bu büyüğümüz de hayatını iman, ilim, amel ve ahlak ilkelerini anlatarak geçirmişti. Hayatı baştan sona iman ve cihattı.

İşte bu Bediuzzaman Said Nursî’nin (ks) bir talebesi gelmiş memleketimize ve beni bir hoca olarak onun sohbetine davet ediyorlardı. Nasıl sevindim bilemezsiniz.

Evet, Bediuzzaman Said Nursî (ks) benim gözümde şahsiyyeti ilminden faik hakiki bir kahramandır. Herkes gibi ben de kahramanlara hayranımdır ve bu yüzden hatta ona aşığımdır. Onun hayat hikayesini gözyaşları içinde okumuşumdur.

Hele penceresinden darağacında sallanan insanların gözüktüğü zalim bir mahkemede kendisine yöneltilen “sen de şeriat istemişsin doğru mu?” gibi bir soruya, hiç korkmadan kahramanca verdiği o muhteşem cevap var ya, işte onu, bir artist gibi taklit ederek yüksek sesle kendi kendime kim bilir kaç kere tekrar etmişimdir:

“Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse zındıkaya ve dalâlete teslim-i silah edip, vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem. Hakikat-ı Kur’ân’a feda olan bu başımı zâlimlere eğmem!”

“Beni nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de.”

Gittiğimizde salon tıklım tıklım dolmuştu. Bize orta yerden oturacak bir yer gösterdiler sağolsunlar. Merhum Mustafa Sungur Bey karşımızda bir divana oturmuştu. Birisi okuyor, kendisi de dinliyordu. Merhum çok heybetli geldi bana ilk gördüğümde. Heybetli, vakur, huzurlu ve mutluydu. Suyu ağır, yüzü gölgeli, duruşu dik ve dikkatli idi. Hatta sohbet sonunda yakın ihvanı daha fazla kalması için yersiz ve gereksizce ısrar ettiklerinde, planlanmış günlerindeki programa uymak için sertleşti ve peltek sesiyle “ne yani, gitmek istersem beni hapis mi edeceksiniz burada? Dövecek misiniz yoksa?” demişti hiç unutmam. Herkes sus pus olmuştu.

Yersiz ısrar gösterenlere ben de üzülmüş, hatta içimden “aldınız mı cevabınızı?” demiştim.

Üstadın celalli hallerini hatırladım onu görünce. Fotoğraflarına dahi yansıyan celalli hallerini… Hoşuma gitti, sempatik buldum nedense bu babacan tavrını normalin aksine. Hz. Ömer’in sert tabiatının altındaki merhametini hatırladım ve sevdim o muhteremi. “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadisine göre, onunla beraberlikten mutluluk duyarım ahirette. Allah korktuğumuzdan emin, umduğumuza nail eylesin inşallah.

Vefatı esnasında basına yansıyan bir olay var ki derinden etkilemiştir bizi. O olayın da unutulmaması için yazıyorum buraya.

“Mustafa Sungur hocanın bugün vefat haberinin duyulmasıyla birlikte ilginç bir de olay yaşandığı ortaya çıktı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, rüyasında önemli bir toplantı sırasında masada heybetli bir adam görür. Yaklaşır ve kim olduğunu sorar. Adam: "Ben Mustafa Sungur'un babasıyım. Sungur gözünü açtı, seni bekliyor" der.

Mehmet Görmez bu rüya üzerine Mustafa Sungur acaba iyileşti mi diye yakınlarını arar. Fakat Mustafa Sungur ağabey uzun zamandır hastanede bilinci kapalı vaziyette yatıyordur. Görmez ertesi gün ilk uçakla İstanbul'a gelir ve Sungur'u ziyaret eder.

Aylardır bilinci kapalı vaziyette yatan Mustafa Sungur ağabeyin gözleri açılır ve Diyanet İşleri Başkanımıza “Es-Selamu Aleyküm” dedikten sonra gözlerini yavaşça kapatır. İşte bu resim tam o esnada çekildi. Aylardır hiçbir tepki vermeden makinelere bağlı yaşadığını pek çok yayın organı vermişti. Resimde gözünü açtığı net gözüküyor. Bu resim çekildikten sadece birkaç dakika sonrasında Mustafa Sungur vefat etti.

Olayın sosyal medyada bu şekilde duyulmasının ardından Haber7.com'un ulaştığı Diyanet İşler Başkanlığı yetkilileri de hadiseyi doğruladı.

Başkan Mehmet Görmez, ziyaretin gizli kalmasını istediğini, ancak o sırada hastanede bulunan merhumun yakınları tarafından bu fotoğrafın sosyal paylaşım sitelerine düşürülmüş olacağını söyledi. “Süphanellah” demekten kendimizi alamıyoruz. (http://www.haber7.com/neler-oluyor-hayatta/haber/959192-mehmet-gormezin-gizemli-mustafa-sungur-ruyasi)

Ruhu şâd olsun!


Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.