31 Mart 2017 Cuma3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:14Güneş 06:42Öğle 13:15İkindi 16:46Akşam 19:35Yatsı 20:57
    • 14°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,897 -0.74
  • Dolar: 3,6363 -0.49
  • Euro: 3,8917 -0.97

İslam Hukukunun Genel Çerçevesi

Cemal Nar

İslâm inanç ve amel­le il­gi­li hükümleri, yani ilke, yasa, kanun, emir ve yasakları içerir. İnanç ahkamı, akaid ve kelam ilmi içinde incelenir. Uygulamaya dönük amelî hü­küm­le­r ise fı­kıh kitaplarımız­da üç başlık altında incelenir: “ibâdetler”, “muâmeleler” ve “ukûbât”. Bunları kısaca görmekte, İslam hakkında kapsamlı ve kuşatıcı bir bilgi ve şuur edinme için faydalar vardır.

A-İbâdetler:

Ta­ha­ret, te­yem­müm, mesh, ha­yız, nifas, ne­ca­set­ler, na­maz, zekât, fı­tır sa­da­ka­sı, oruç, itikâf, hac,

B-Muâmeleler:

 


Alış-ve­riş­ler.


İkâle: Karşılıklı rıza ile akdi bozma.


Ri­ba: Faiz konusu.


Se­lem: Para peşin misli mal veresiye satış        


Sarf: Altın, gümüş ve döviz satışı


Rehin: Borca karşı teminat sayılan para veya eşya


Hacr: Kısıtlılık ve hükümleri.


İk­rar:  İtiraf ve iddiayı kabul etme.


İcâre: Kiralama işlamleri.


Şü­fa: Önalım, öncelikli alımlar.


Şir­ket: İki veya daha fazla kişilerin emek veya sermayelerini birleştirerek kurdukları birlik.


Vekâlet: Hukuken birisini temsil etme ve işlerini yürütme.


Kefâlet: Kefil olma, birisinin borcunu ödemeye güvence ve söz verme.


Ha­va­le: Bir alacağı başkasına devretme


Sulh: Bir ihtilafı tarafların anlaşarak sona erdirmesi.


Hi­be: Karşılıksız bağış.


Vakf: Bir malı Allah için toplum yararına terk ve tahsis etme.


Gasb: Zorla alma ve yağmalama hükümleri.


Vedîa: Emanet bırakılan şey


Âriyet: İğreti verilen


Lakît: Sokağa bırakılmış buluntu çocuk


Lukâta: Buluntu eşya.


Mef­kud: Kayıp kişi


Ölü top­ra­ğın ih­ya­sı:


Me’zun: İzin­li kıl­ma:


Mü­za­raa: Ziraat ortakçılığı


Müsâkat: Bağ-bahçe ortaklığı


Nikâh: Evlenme hükümleri.


Talak: Bo­şan­ma hükümleri.


Ric’a: Boşandığı eşine dönme


İ’lâ: Eşine yaklaşmama yemini


Hul’: Bedel karşılığında boşanma


Zi­har: Eşini bir yakınına benzetme yolu ile haram kılma


Li­an: Zina ithamı ile yeminleşme


Na­fa­ka: Temel ihtiyaçlarını karşıla sorumluluğu.


Hıdâne: Çocuğun bakım ve terbiyesi


İstilâd: Bir erkeğin, eşinden çocuk istemesi, çocuğun nesebinin belirlenmesi



 

C-Ukûbât:



 

Ce­za­lar: Kanunları çiğneyenlere verilen ve uygulanan, para vermeden ölüme kadar giden yaptırım.


 

Di­yet­ler: Öldürme ve yaralamalarda ödenen maddi değer. Kan veya organ bedeli.


 

Kasâme: Yeminleşme. Katili bilinmeyen bir ölünün bir yerde bulunması halinde o yerde oturan elli erkeğin yemine çekilmesi hükümleri.


 

Had­ler: Şürb/İçki içene; Kazf/namuslu insana zina iftira edene ; Sir­kat/ hırsızlık yapana verilen belli cezalar.


 

Av­cı­lık ve hay­van ke­si­mi.


 

Kur­ban.


 

Ye­min­ler:


 

Da­va: Hakkını aramak için devlet mahkemelerine başvurma.


 

Şe­ha­det: Bir olay hakkında gördüğüne, bildiğine tanıklık yapma.   


 

Kıs­met: Malların paylaştırılıp bölüştürülmesi.


 

İk­rah: Birisini istemediği bir işe korkutarak zorlama.


 

Siyer: Dev­let­ler hu­ku­ku­.


 

Bu­ğat: Yasal düzene başkaldıranlar.


 

Hazer ve ibâha: Sakıncalı ve mübah olan şeyler.


 

Va­si­yet­ler: Ölüme bağlı olarak yapılan tek taraflı işlemler, tasarruflar.


 

Ferâiz: İslâm mi­ras hu­ku­ku­.


 

Gü­nü­müz İslâm hu­ku­ku araş­tır­ma­la­rın­da mu­a­me­lat; me­de­ni hu­ku­ku ve borç­lar hu­ku­ku­nu kap­sa­mak­ta­dır. Bun­dan baş­ka ah­kam-ı sul­ta­niy­ye ve­ya si­ya­set-i şe­riy­ye adı ile “ana­ya­sa, ida­re ve kıs­men ce­za hu­ku­ku”; si­yer adı ile de “dev­let­ler umu­mi ve­ya hu­su­si hu­ku­ku” ile il­gi­li hü­küm­ler in­ce­len­mek­te­dir. (*)



 

Bir başka ifadeyle yukarıda genel kapsamını yaptığımız İslam hukuku, günümüzdeki yaygın kullanımıyla “kamu hukuku, özel ve borçlar hukuku” olarak da işlenebilir. Nitekim Hayrettin Karaman, çağımızda laik hukukla yetişenlerin şeriatı anlamalarına kolaylık sağlaması için, “Mukayeseli İslam Hukuku” isimli eserinde bu yolu takip etmiştir.



Bu kavramlar İslam fıkıh ve hukukunun, bir başka deyişle Şeriatının konu başlıklarıdır. Ne anlama geldiklerini görüldüğü gibi kısaca yazdık, detaylarına girmedik. Çünkü ayrıntılara girmek, kısa bir fıkıh kitabı yazmak demektir. Oysa bizim amacımız bu değildir. Fakat bu vesile ile tahdis-i nimet kabilinden söyleyelim ki bizim bu konuda da yazılmış muhtasar bir kitabımız vardır ama henüz basılmamıştır. Dualarınız vesile olur da o da basılır inşallah. Her halükarda konuyla ilgilenecek olanlar bu bilgileri kitaplardan zaten öğrenmek zorundadır. Bizim buradaki söyleyeceğimiz bir şey varsa o da şudur.



 

Görülüyor ki fıkıh, bir başka ifadeyle İslam Hukuku, o meşhur adıyla şeriat, hayatın her alanını kapsamaktadır. Asla bir boşluk bırakmamaktadır. Bu yüzden başka bir hukuka ihtiyacı da yoktur.  Öyleyse bir Müslüman için laiklik, inanç bazında bırakın kabul edilmeyi, asla düşünülemez bile. Çünkü onun hayatında laikliğin dolduracağı bir boşluk, bir gereklilik, bir ihtiyaç yoktur. Kaldı ki insan İslam Şeriatını bütünüyle atmadan ve İslam’ı inkar edip dinden çıkmadan asla laik olamaz. Onu attığı zaman da zaten Müslüman kalamaz.



 

Ancak İslam’ın bazı kanunlarını inkar etmeden, kalbinden onun İslamî olduğunu tasdik ettiği halde, mesela bir menfaat, dünyevî bir çıkar uğruna bile bile terketse, dinden çıkmaz. Fakat günahkar, asi, fasık bir Müslüman olur. Tıpkı haram olduğunu inkar etmeden içki içen, zina eden bir hayırsız Müslüman gibi. Bu gibiler derhal tövbe ederek bu günahtan kurtulmalıdırlar.



 

Maalesef bu asırda anlaşılmayan bir konu vardır, o da insan tamamen dinsiz, tanrı tanımaz olmadan laik olamaz.



 

(*)Hamdi Döndüren, “Delilleriyle İslam İlmihali, 2. Baskı, s. 811 de Fıkıh kitaplarımızın ilklerinden sayılan Kuduri’yi asıl alarak daha geniş bir tasnif yapmıştır. Aslında bütün fıkıh kitaplarının “içindekiler” fihristi aynı vazifeyi görür. Biz burada konuları biraz daha azaltarak verdik.


Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.