23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 28°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Bir Karar Ver Artık

Cemal Nar

 

Resulullah (s.a.v), “Haris’ün bil müminin/ müminlere aşırı düşkün idi.” Onların başına gelen bela ve musibetlerden dolayı, gözüne uyku girmez ve onların acılarıyla hep kıvranırdı. 
 
Yine bir hadis–i şeriflerinde, “Müminlerin dertleriyle dertlenmeyen bizden değildir” buyurmuştur. 
 
Bugün dünyanın dört bir yanında Müslümanlar, gözle görülür, elle tutulur maddi zulüm ve baskı altında yaşamaktadırlar. Gün yoktur ki kâfirlerin elleriyle veya onların kurdukları oyun ve tezgâhlarla Müslümanlar öldürülmesin, sakat bırakılmasın ve zindanlara atılmasın. 
 
Bir de gözle görülmez, elle tutulmaz manevi zulümler vardır Müslümanlara. Onları imanlarından döndürmek için her türlü şeytani tezgâhlar kurulmakta ve fitneye düşürülmeye çalışılmaktadır. Peygamber (s.a.v)’i örnek edinen, Onu kendisine rehber kabul eden herkes Müslümanların dertleriyle dertlenmeli, kardeşlerinin içerisinde bulundukları sıkıntıları gidermek için elinden gelen bütün çabayı sarf etmelidir. 
 
Resulullah (s.a.v), Müslümanlara karşı Rauf-şefkatli idi. Bilindiği gibi “Rauf ve Rahim” sıfatları, Allah (c.c)’a mahsus iki sıfattır. Ve bu iki sıfat, Resulullah (s.a.v)’tan başka hiçbir mahlûka verilmemiştir. Resulullah (s.a.v), Müslümanlara karşı, büyük şefkat sahibi idi. Onların, imandan sonra küfre dönmemeleri ve cehenneme müstahak olmamaları için, gece gündüz çırpınmış, dua etmiş, öğütlerde bulunmuş ve o şefkat dolu kucağını bütün bir ümmete açıp onları muhafaza etmeye çalışmıştır. 
 
O sadece kendisine inananlara değil, bütün bir İnsanlığa karşı o kadar şefkatliydi ve Müslüman olup zarar görmemelerini istiyordu ki, hakkında Rabbimiz; “… Neredeyse kendini mahvedeceksin”(Şuara, 3) diye buyurmuştur. Evet, insanlar iman etsin, dünya ve ahirette azaptan kurtulsun ve ateşlerde yanmaya müstahak olmasın diye, neredeyse kendini helak edecekti. 
 
Onu seven, Onu örnek edinen, Onu kendisine rehber kabul eden, Onun takipçisi olduğunu iddia edenler de insanları dünya ve ahiret helakinden kurtarmak için çırpınmak ve ıstırap çekmek zorundadırlar. Şefkat Peygamberi (s.a.v) gibi başta çocuklarına, sonra da en yakınlarına, tüm müminlere ve giderek bütün bir insanlığa şefkat gösterip onlara karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekir. 
 
Resulullah (s.a.v); müminlere karşı Rahim/merhamet dolu idi. Müslümanlara karşı hep merhamet kanatlarını açmış ve onları o merhamet kanatları altında tutmaya çalışmıştır. Onun hayatının hiçbir noktasında, gazapla ve intikam hırsıyla hareket ettiği görülmemiştir. Onun bütün fiil ve eylemleri merhamet yüklü idi. Savaşları dahi, Onun insanlığa olan merhametinin bir yansımasıydı. Onun savaşları, insanlara zulmeden ve onları iman nimetinden mahrum bırakmaya çalışan zorbalara ve tağutlara karşı idi. Nerede bir zulüm görülmüşse, o zulme karşı durmuş ve onu bertaraf etmenin hesabı içinde olmuştur. 
 
Öyleyse O’nu seven, Onu örnek edinen, Onu kendisine rehber kabul eden, onun takipçisi olduğunu iddia eden her Müslüman, Müslümanlara ve insanlığa karşı merhamet kanatlarını germeli, onların çekmiş oldukları acılardan dolayı ıstırap duymalı, zalimlerden başkasına asla öfke ve kin beslememelidir. 
 
Özellikle de bu zamanda, bir Müslüman olarak tekrar tekrar düşünmemiz ve Resulullah (s.a.v)’a ne derece bağlı olduğumuzu gözden geçirip sorgulamamız gerekir. 
 
Resulullah (s.a.v)’a bağlılık demek, Kur’an’ın iman ve ahkamını anlayıp yaşamak, ahlakıyla ahlaklanmak demektir. 
 
Resulullah (s.a.v)’ın yolunda olmak demek, Onun sünnetini anlayıp yaşamaktır veya en azında bunu yaşayan Müslümanlarla beraber olup onlar gibi yaşamaya çalışmaktır. 
 
Kur’an–ı Kerimi ve Peygamberimizin sünnetini daha iyi anlamak ve yaşamak üzere Rabbimize söz verip, bu sözümüzü de mümkün mertebe yerine getirmeye çalışmamız gerekir. 
 
Öyleyse gelin ey kardeşlerim, evlerimizi, Kur’an ve Hadis tedrisinin yapıldığı medreselere çevirelim. Bulunduğumuz sokak ve mahallede mutlaka Kur’an, Hadis vs. ilimlerin tedrisinin yapıldığı İslami eğitim kurumlarımızı oluşturalım. Yediden yetmişe, çocuk, genç, yaşlı bir bütün olarak bu konuda seferber olalım. Herkes gücü ve istidadı nispetinde bu seferberlik içinde yer almalıdır. Her Müslümanın bu konuda mutlaka yapabileceği şeyler vardır. Önemli olan, bütün varlığımızla, Kur’an ve Sünnete olan bağlılığımızı ortaya koymamızdır. 
 
Ama bunu yaparken hastasına ilim ve şefkatle yaklaşan bir doktor gibi olalım. Kusurlu diye kimseyi itmeyelim, kendimizi kimseden üstün tutmayalım, bütün adavet ve tefrikanın kaynağı olan gurur, kibir, kendini beğenmişlikten uzak olalım. Her Müslümana, hatta her insana selim, arı duru bir kalple yaklaşalım ve iyiliğe davet edelim. Kırmadan, dökmeden, dağıtmadan kötülüklerle mücadele edelim.
 
Sonuç Allah Teâlâ’nın  elindedir. Dilerse zafer vererek başarılı kılar. Dilemezse emeğimiz boşa gitmez ki…
 
 
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.