22 Ocak 2018 Pazartesi6 C.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah'ı sıkça anın! (Cuma-10)
  • Ebu Abdullah Cabir İbn-i Semurete (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. ”tüm namazlarımı peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kılardım. Onun namazı da hutbesi de ne uzun ne de kısa olmayıp orta olurdu.” (Müslim Cuma 41)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:16Öğle 13:22İkindi 15:52Akşam 18:15Yatsı 19:38
    • 9°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • -6°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 116.389 1.08
  • Altın: 162,888 -0.14
  • Dolar: 3,7967 -0.24
  • Euro: 4,6520 -0.06

Nasıl anlatabiliriz?

Fatma Tuncer

İnsanın en elzem gereksinimlerinden biri de güvenliktir. Birkaç aylık bir bebeğin yanında yüksek sesle konuştuğunuzda ya da rahatsızlık verecek bir tavrınız olduğunda hemen ağlar ve gözleri ile anneyi aramaya başlar. Çünkü bebek burada kendini güvende hissetmemektedir.

Çocuğun kendini güvende hissetmediği durumlarda ağlaması ya da irkilmesi “yardıma ihtiyacım var, yanımda olun” çağrısıdır. Çünkü, insanın yaşam içgüdüsü itici bir güçtür ve bebeğin doğal tepkilerinde bunun yansımalarını daha bariz görürüz.
Evde, sokakta, işte ve hayatımızın her alanında öncelikle güvenliğimizi sağlamak ve korktuğumuz şeylerden emin olmak isteriz. Çünkü, nefes alıp vermek, yaşamak ve hayatla bütünleşmek her şeyin önünde gelir. Hayatımızı tehdit edecek bir risk faktörü ile karşılaştığımızda bütün imkanlarımızı seferber eder ve bir güvenlik duvarı örmeye çalışırız. Fakat bugün, yaşadığımız dünya güvenilir olmaktan çıkmış ve güvendiğimiz duvarlar yavaş yavaş aşınmaya başlamıştır. Bir tehlike çemberinin içinde yer alıyoruz.

Gördüklerimiz, duyduklarımız ve yaşadıklarımız korkularımızı tetikliyor ve artık insanlara güvenmekte zorlanıyoruz. Çocuklarımızı koruyabilmek için, “şunu yapma, şuna yaklaşma, şunlardan kaçın…” gibi tavsiyelerde bulunuyor ve adeta onlara karanlık bir dünya empoze ediyoruz. Çünkü onların güvenliğini sağlamakla sorumluyuz. Kayıplar kervanına katılan çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Bu çocukların bir kısmı bulunuyor, halen kayıp olan çocukların akibeti ise bilinmiyor. Anne babalar haklı olarak, “çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz onlara kötülerin kötülüğünü nasıl anlatabiliriz” diye soruyorlar. Elbette çocuklara olayların sadece karamsar tarafını göstermek ve aşırı abartmak onlarda bazı korku ve endişelerin gelişmesine neden olabilir. Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylediğimizde ise, çocukları dışarıdan gelebilecek zararlar ve alabilecekleri önlemler konusunda bilgilendirmemiş oluruz. Bu nedenle, onlara dünyanın sadece kötülere ev sahipliği yapmadığı aynı zamanda iyilerin de olduğunu fakat kötülerden gelebilecek zararlara karşı da önlem almamız gerektiğini açık bir dille anlatmalıyız. Unutmayalım bu hayatın içinde acı ile neşe bir arada ve yan yana barınıyor…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.