28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 20°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Anadil dediniz de!

Abdurrahman Dilipak

 

Bu işi fazla kurcalamamak gerek.
Kim kendi ana-babasını seçti ki?
 
Peygamberlerin anne-babalarına, eşlerine, çocuklarına bakın bakalım..
Osmanlı sultanlarına bakın bir.. Çoğu Müslüman olmasına Müslüman oldu ama, ırkı başkaydı.. Beyazıt’ın annesi Bulgar’dı. Adı Maria. Daha sonra Gülçiçek adını aldı.. Fatih Sultan Mehmet’in annesi bir Rum ya da Sırp olması neyi değiştirir ki? Bu iddia gerçek olmayabilir.. Çandaroğulları’ndan Huma Hatun olması daha akla yakın da, Çandaroğulları nereden geliyor?
 
Sonuçta hepimiz Hz. Adem’in çocuklarıyız ve o da topraktandır!
 
Osmanlı padişahlarının annelerinin arasında Rum, Sırp, Leh, Venedik, Ukrayna, Bulgar, Rus, Fransız, Romen, Macar herkes var. Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı, Türk’ü saymıyorum..
Osmanlı padişahlarının anadili karışık anlayacağınız..
 
Bir leydi İstanbul’a gelir de, kadınlarla konuşmak ister.. Fatih’te bir kadına yabancı dil bilip bilmediğini sorar Arapça. Kadın Arapça cevap verir “yabancı dil bilmediğini” söyler. Bu arada çevreye toplanan çocuklara Rumca bir şeyler söyler.. Kadın, “Ama siz Rumca konuşuyorsunuz” deyince; “Evet de” der, “Rumca yabancı bir dil değil ki.. Onlar bizim komşularımız..” Bu arada yoldan geçen Ermeni bir kadınla selâmlaşırlar. Ona Ermenice bir şeyler söyler. Fransız kadının kendilerine bazı sorular sorduğunu anlatmaya çalışır.
Leydi, “Ama siz Ermenice de biliyorsunuz” der.. Kadın yine aynı cevabı verir: “Ama onlar bizim komşularımız..”
 
“Osmanlıca biliyor musunuz” deyince, “Tabi” der “Biz Osmanlıyız.” Lady iyice şaşırır: “Demin Arapça konuştunuz benimle. Okuyup yazar mısınız Arapça?..” “Biz hepimiz Kur’an’ı okuruz, çocukken öğreniriz Arapça’yı” der, “Çünkü onlar bizim dinimizin dili.”
Şiir bilip bilmediğini sorar. Kadın, Mevlana’dan birkaç beyit okur Farsça. “Ama bu Farsça” der. “Evet” der kadın, “Bizim şairlerimiz şiirlerini Farsça yazarlar. Onlar bizim kardeşlerimiz..” Kardeş yabancı sayılır mı hiç?
 
Lady diyor ki; “Bu kadın yabancı bir dil bilmediğini söylüyor.. Ama 5 dil konuşuyor, anlıyor. Ben, anadilim Fransızca dahil 3 dil biliyordum. Onu görünce utandım..”
Ben 5 yaşında ilkokula gittim. İlkokula başlamadan Kur’an-ı Kerim okumayı biliyordum..
Ah Mustafa Kemal ah! Bir millet bir gecede dilsiz kaldı.. Sonra da çıkıp “On yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan” diye övünmüyorlar mı?
 
Cumhuriyet harf devrimi diye İslâm alfabesini, Kur’an alfabesini yasakladı. Yoksa zaten Osmanlı’da Latince de, Rusça da, Yunanca da, Ermenice de kullanılıyordu.. Takvim reformu diye Hicri takvimi yasakladılar, yoksa zaten Gregoryen takvim / Miladi takvim de, Rumi takvim de kullanılıyordu.. Rumi diye, aslında kamu takvimi kasdediliyor.. Selçuklular zamanında hatırlayalım; Müslüman kadınlara Baciyanı Rum, Erkeklere Ahiyani Rum, Mücahidlere ise Gaziyanı Rum denirdi!
 
Devrimlerin hepsi böyle. Bu milletin dini ve kültürü ile ilgili ne varsa yasaklandı, onun yerine Hıristiyan batı dayatıldı.. Çağdaşlaşma dedikleri buydu aslında..
 
Bunlar medrese ile dalga geçerler ama, bugünkü lise mezunlarının kültür seviyesi Osmanlı’daki ibtidaiye seviyesi civarındadır..
 
O zaman ibtidaiyeden mezun olurken tez hazırlanıyordu.. Filozof Rıza ilk mektebi bitirirken felsefe üzerine bir mezuniyet tezi hazırlamış.. Çocuk Vakfı bu tezi yayınladı. Alıp baksınlar bakalım, Osmanlı’da medrese nasıl bir şeymiş.. Meraklısına: Felsefe Tarihçesi, Said Rıza Bölükbaşı, Çocuk Vakfı Yayınları, 3.5 lira.
 
Çanakkale’de medreselerin köküne kibrit suyu döktüler.. Savaş yıllarında kırıma uğratıldı gençlik.. Savaş yıllarında bedenen, 2. Meclis’ten sonra ise aklen, ahlâken ve ruhen çökertildik! “Cehaletin bu kadarı ancak eğitimle mümkündür” dediler, bu durumu görenler!
 
Anadilden yola çıkmıştık, ben anadilden öte şeyler düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum.. Yeniden çok dilli bir toplum olmamız gerekiyor.. “İnanç dili” anadilden daha mı önemsiz? Peygamber eşleri bizim annemiz değil mi? “Komşu dili” de önemli değil mi? Keşke çocuklarımız komşu toplulukların, ülkelerin dillerini de öğrenebilseler.. Okullarda bu dillerin teşvik edilmesi gerek.. Arapça, Farsça, Gürcüce, Ermenice, Rumca, Rusça, Bulgarca, Yunanca, İbranice.. Ve tabii Çerkezce, Boşnakça, Romence, Arnavutça vs.. Say sayabildiğin kadar.. Kürtçe’den ibaret değil savunmamız gereken dil topluluğu; Lazca, Süryanice, Keldanice, Aramice, Asurice, Çingenece..
 
Tebliğe çıkacaklar çocuklarına, Hintçe de öğretmeli, Çince de, Afrika dillerini de, İtalyanca’yı, İspanyolca’yı, Fransızca’yı da..
 
Anadille yetinmeyelim, daha fazlasını isteyelim!..
 
Selâm ve dua ile..
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.