23 C.Ahir 143523 Nisan 2014 Çarşamba
  • Başbakan Erdoğan Makamını Teslim Etti
  • Rasim’in Ermeni Baklası
  • Anaokulu Çocuklarının Namaz Şenliği
İşlerin Son Hali Şaşırttı
Başbakan: Yine ters köşe olabilirsiniz
Erdoğan, Gannuşi'yi Kabul Etti
Patent Davasına Türk Damgası!

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Kadirbeyoğlu Zeki Bey ve Mustafa Kemal

16 Şubat 2013 Cumartesi 00:23

Geçen hafta, Kadirbeyoğlu Zeki Bey’in 2. Meclis’e Gümüşhane’den bağımsız mebus seçilmesi süresindeki baskılar ve oyunlardan söz etmiştim. Bu hafta da, bütün engellemelere rağmen mebus seçilip Ankara’ya gittiğinde karşılaştığı dirençlerden söz etmek istiyorum.

Ankara’nın bütün muhalefetine rağmen Zeki Bey mebus seçilmiştir ama seçimde dönen dolaplardan dolayı, mebusluğu şâibeli hale getirilmeye çalışılmaktadır. Kimseye eyvallahı olmayan Zeki Bey, şâibeli bir mebus olmamak için Dahiliye Vekâleti’den Gümüşhane seçimlerinin iptal edilmesini talep eder. Vekil, Fethi (Okyar) Bey’dir... Sonradan kader ortaklığı yapacağı Fethi Bey, durumu sezmiştir ve kendinden emin bir şekilde, Zeki Bey’in mebusluğunu tebrik eden bir telgraf çeker.

Seçim sürecinde, Ankara’nın çıkardığı engellerle çarpışa çarpışa yürüyen Zeki Bey, Ankara’ya gelmiş; meclisteki oturumlara katılacaktır. Bu defa başka bir engelle karşılaşır: Mebusluk mazbatasının verilmemesi...

Mebus seçilmesini engelleyemeyenler, bu defa Zeki Bey’e mazbatasını vermeme gayretkeşliğine düşerler. Bütün gücünü halkından ve yüreğinden alan Zeki Bey pes etmez ve olayı tahkik eder. Mazbata Encümeni üyesi Yusuf Kemal Bey, “Zeki Bey, senin işin mazbata işi değil, doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa işidir. O emir vermedikçe bu mazbata Hey’et-i Umumiye’ye sevk edilmez.” der.

Zeki Bey, Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey’e gider. Hasan Fehmi Bey, M.Kemal’i kast ederek, “Evet, bu mesele böyledir. Senin yalnız müstakil olarak bu meclise iştirak etmeni hazmedemiyor.” diye cevap verir. Bunun üzerine Zeki Bey, “Hakimiyet bilâ kayd ü şart milletindir” levhasını îmâ ederek: “Bu levha canlı bir mahluk değildir ki yüzü kızarsın” der.

Cumhuriyetin “asr-ı saadet”inde neler döndürülmüş, ne oyunlar oynanmış gördünüz mü?

Bu cumhuriyeti mi kutsayacağız yani!?... Bu yüzden 2003 yılında üniversite yönetim kurulunda “Ben bu cumhuriyete karşıyım!...” demiştim.

Daha duruuun!... Zeki Bey’in dövüşe dövüşe yürümesi bitmedi!...

Mazbatasını alan Zeki Bey, 3 Mart 1924 günü, o meşhur günde, meclisteki tartışmaların tam da göbeğindedir. Tartışılan konular, hilâfetin ilgası ve hânedanın yurt dışına sürülmesidir. Kanuna muhalif olan Zeki Bey bu tartışmada yalnız değildir. Yanında Albay Halid Bey vardır. “İstiklâl Harbi’nde, cepheyi yarıp Yunan Başkumandanı’nı esir eden ve zaferi ordumuza temin eden Dadaylı kahraman” Halid Bey. (Bu kahramanlığı resmî tarihin hangi sayfasında okuduk?)

Tartışmalar sürerken, Zeki ve Halid beyler tekliflere şiddetle karşı çıkarlar...

M. Kemal, oturduğu yerden, işaretlerle bir o mebusu sürer karşılarına, bir bu mebusu...

Bazıları Zeki Bey’i saray casusu olmakla bile itham ederler. Fakat konuşmaya çıkan her mebus, nakavt olur. Son mebus da cevabını aldıktan sonra Zeki Bey, M.Kemal’e hitaben, onun saltanat nişanlarını hâlâ taşımaya devam ettiğini de sözlerine derc ederek: “Paşa, Paşa!... Ben ne hanedandanım, ne de mensuptum. Ben bir hakikati ve kendi görüşümü müdâfaa ediyorken, siz boyuna işaret vererek karşıma adam çıkarıyorsunuz. Ben senin gibi de Bendegân-ı hazret-i Şehriyarîden değilim!...

Mektepten çıkıyorken sadakat yeminini ben değil sen yaptın. Kızaracak yüz benim yüzüm değildir.” diyerek kürsüyü terk eder. (Ne yazık ki, bu konuşmalar, meclis zabıtlarına tahrif edilerek geçmiş.)

Bu tür eleştiriler, M.Kemal’in yüzüne karşı yapılmıştır. Böyle eleştirilerin binde biri, “kraldan fazla kralcılar” devrinde yapıldığında, ensesinde boza pişiriyorlardı.
Bu sıkı tartışmalardan sonra, Zeki Bey’e suikast teşebbüsünde bulunulur; Halid Paşa da mecliste katledilir. Bunların hikâyelerini haftaya anlatalım.

YORUMLAR
Sayın Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Demokan
Sayın Prof. Dr. Namık Açıkgöz, bu devletin ne şartlarda kurulduğunu, kimlere rağmen kurulduğunu, yoksa artık Türk devleti diye birşey olmayacağını, Atatürk'ün gerçek bir dahi, büyük bir vatanperver olduğunu çok güzel anlatmışsınız, elinize sağlık.
BeğendimBeğenmedim
17 Şubat 2013 Pazar 23:50
resmi tarih rambo filimlerinden
kemcodüsmani
alinmadir bam güm bam güm uluyan dinomuzun bam gümleri ile baslarda bitmez bi türlü bam güm
BeğendimBeğenmedim
17 Şubat 2013 Pazar 14:14
hakikkatler
beybay
Tarih bir gün gerçekleri yazacaktır.Bugün hakikkat adına yazılabilenler denizde bir kadredir.İngilizler cihan harbi sonrası ile milli mücadele dönemine ait arşivleri açmıyorlar.Hele bir açsınlar da o zaman görelim sahte kahramanların iç yüzünü.
BeğendimBeğenmedim
17 Şubat 2013 Pazar 13:35
BİR AYET
İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır.
Ahzâb, 33/31
BİR HADİS
Biri Cennete girdiginde gordu ki, kolesi kendisinden yuksek dereceye malik. Dedi ki: "Bu benim kolem oldugu halde derecesi benden yuksekte mi olacak?" Allah buyurdu ki: "Evet, Ben onu da seni de amellerinizle mukafatlandirdim."
Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)
için namaz vakitleri
İmsak 04:30Güneş 06:07Öğle 13:10İkindi 16:54Akşam 20:00Yatsı 21:29
HAVA DURUMU
İstanbul
18 / 21 °C
Ankara
11 / 26 °C
Konya
12 / 26 °C
İzmir
16 / 28 °C
Adana
17 / 28 °C
Erzurum
0 / 15 °C
ANKET
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ne yapmalı?
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Sayaç