24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.037 -0.01
  • Altın: 147,024 0.13
  • Dolar: 3,7684 0.21
  • Euro: 4,0483 0.23

Mezar taşları

Fatma Tuncer

Hayatla ölüm hep yan yanadır ama pek göremeyiz. Çünkü ölümün yüzü soğuktur ve ansızın çalar kapımızı. O yüzden yüzümüzü her zaman hayattan yana çevirir ve bu duygudan kaçarız. Ama nasıl ki acı ile neşe yan yana ise ölüm ile hayat da aynı şekilde iç içedir. Bir tarafta nefes alıp veren, konuşan ve bir lokma ekmek için koşturanlar, diğer tarafta ise, aşklarıyla acılarıyla ve onlarca yaşanmışlıklarıyla hayata veda edenler vardır. Mezarlar genellikle yol kıyılarında olduğundan mezar taşları ile gözgöze gelir ve bu insanlara ne kadar yakın olduğumuzu görürüz.

Mezarlar okunacak birer kitaptır. Farklı kültür, farklı mevki, farklı mizaç ve hatıralara imza adan onlarca insan bir mezaristanda yan yana yatarlar. Burada sizin sahip olduğunuz paranın, makam ve mevkiin hiç önemi yoktur. İnsanların yaşanmışlıkları ise silik bir izdir. Toprakta hatıraların kokusu vardır. Kim bilir hangi hayatları yaşadılar hangi aşkları tükettiler hangi makam mevkiyi işgal ettiler hangi hayalleri kurdular? Ölüm işte. Her şey biranda değişiyor ve bir göç ile veda edip gidiyorsunuz.

Osmanlı’da mezarların bir kısmı evlerin bahçesinde yer alırdı. Yani hayatla ölüm iç içiçeydi burada. Bu içiçelik, insanların ölüm tefekkürünü arttırmakta ve otokontrol imkanı vermekteydi. Aile bireyleri evlerine geçerken ölen yakınlarının hatıralarını yeniden yaşamakta ve ölümü tefekkür etmekteydiler. Mezar taşları ise yolun hemen kıyısına düşer ve insanlar başlarını çevirdiklerinde bu taşları görebilirler.

Eskiden büyükler, sık sık mezar ziyaretleri yapar hatta orada uzun süre kalır ve ölümü tefekkür ederlermiş. Bu onları hatalardan ve dünyayı kutsamaktan alıkoyar ve yaşamlarına düzen vermelerini sağlarmış. Bu gün insanlarımız bırakın mezarlıkları ziyaret etmeyi, ölümü çağrıştıran her şeyden kaçıyor ve ebedi yaşayacakmış gibi hareket ediyorlar. Oysa ölümü sık sık akla getirmek ve hayatın geçiciliği unutmamak, önümüzü görmemize ve adımlarımızı gözden geçirmemize yardımcı olur. Çünkü bütün hataların başında biranlık gaflet bir anlık boş vermişlik vardır ki, bu da kişinin ölümlü olduğunu unutmasıyla ortaya çıkar.

İster gerçeği görün ve ölümü hatırlayın, ister başınızı çevirip geçin bu mezarların sizlere söylediği bir söz var. Eğer o sözü işitirseniz önünüzü görür doğru yoldan sapmazsanız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.