25 Ocak 2017 Çarşamba25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:14Öğle 13:23İkindi 15:55Akşam 18:20Yatsı 19:43
    • 12°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 6°C Antalya
    • -4°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 84.208 1.40
  • Altın: 147,005 0.12
  • Dolar: 3,7769 0.44
  • Euro: 4,0596 0.51

Kuş misali

Fatma Tuncer

Bir çocuk yaz tatilinde köyüne gitmişti. Kuzenleriyle ormanda gezerken küçük bir kuş yakaladı. Kuşu avuçlarının içine aldı ve sevdi.

Kısa zamanda bu kuşa bağlanmıştı ve geri dönerken de onu yaşadığı şehre getirdi. Ona “Dağ Kuşu” ismini verdi. Dağ Kuşu’na küçük bir kafes aldı ve kafesi odasına koydu. Her gün düzenli bir şekilde yemini suyunu veriyor, onunla konuşuyor, kimselere anlatamadığı sırlarını bu kuşla paylaşıyordu.

Hafta sonları kafesi alıyor ve balkona koyuyor sohbetini burada yapıyordu. Çocuk kuşa bağlanmıştı, onunla bir insanla konuşur gibi konuşuyor ve yanından hiç ayırmıyordu. Ama kuş için aynı şey söylenemezdi. Bu kafes, onu koruyordu, sıcak ve rahat bir ortam sağlıyordu. Yemi ve suyu ayağına geliyordu. Burada dağlardaki gibi zahmetli bir hayat yoktu. Her şey hazır geliyordu. Ama o hiç mutlu değildi. Çünkü buralara ait değildi. Bir gurbete sürüklenmişti ve doğup büyüdüğü dağlara özlem duymaktaydı.

Dağlarda büyümüş, dağlarda yaşamış ve dağların havası ile bir bütün olmuştu. Orada hayatını tehdit edecek onlarca tehlikenin içinde yaşıyordu. Küçük bir parça yiyecek bulabilmek için bütün gün mücadele ediyordu. Küçük bir dikkatsizlik sonuncunda hayata veda edebilirdi. İki kardeşini yılan yemişti, annesi bir fareye yem olmuştu. Ama o yine de dağlara gitmek ve orada özgürce uçmak istiyordu. Orası onun gerçek yurduydu ve o gerçek yurduna büyük bir özlem duymaktaydı. Bu kafes, bu yabancı ortam, bu insanlar onu mutlu etmiyordu.

İşte tıpkı kafese kapatılmış bir kuş gibi bizler de, bu dünya kapanına hapsolmuş varlıklarız. Burası bizim gerçek yurdumuz değil. Altından kafeslerimiz var, envai çeşit yiyeceklerimiz, giyeceklerimiz, konforlu hayatımız, dostlarımız, yakınlarımız, evimiz işimiz var. Ama acı, hüzün, ayrılık, yalnızlık ve hasrette var.

Ebedi olan gerçek mutluluğu arıyor ama yakalayamıyoruz. Çünkü bu dünyalı değiliz, Bu yüzden bu mekâna, bu kafese ve bu asra ait değiliz sanki o nedenle yabancılık çekiyor ve ebedi sürecek o “Rıza Yurduna” özlem duyuyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.