24 Temmuz 2017 Pazartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 26°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,669 -0.01
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Ben bir fahri Çingeneyim!

Abdurrahman Dilipak

Son günlerde Anadolu turlarında inanılmaz bir yoğunluk var. 42 yıldır gezici vaizlik görevim kesintisiz devam ediyor ama, bu kadar yoğunu pek az oldu doğrusu..
Haftada nerede ise 7 gün 7 konferans 3 Radyo-Tv programı, 10 etkinlik..
Hafta başı Konya’daydım, geldim Gelibolu’ya gittim, döndüm, AKV’nin Ticaret Üniversitesi’ndeki 28 Şubat paneline katıldım.. Oradan Isparta’ya İlkeder’de Ulustan Ümmete programı.. Döndüm Ali Emiri’de İletişim Derneği’nin 28 Şubat söyleşisi. Akşam Bahçelievler Belediyesi Gençlik Merkezinin paneli vardı.. Şubat ayı “rüzgar gibi geçti”. Bugün Karaman’dayım. Bir üniversitede, bir de halka iki konferans için buradayım..
Bu arada farkında olmalısınız; cemreler tek tek düşmeye başladı. Isparta yolunda bademler çiçek açmıştı!
“Bekleyin inananlar bahar gelecek bahar” dizelerini hatırladım birden; Erdem Bayazıt rahmetlinin!
Şubat ayına; 27 Şubat’ta Çay Tv ve Bağcılar Belediyesi’nin bir etkinliği ve 28 Şubat’ta, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler öğrenci kulübünün bir etkinliği, Maltepe İlim Yayma Kız yurdu ve Hilal Tv’deki bir programla veda edeceğim
Mart ayında Almanya, Libya (Trablus-Bingazi), Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Erzurum, Ağrı, Bursa, Bafra, Çarşamba Nevşehir, Kırşehir var kesinleşen ve yine bazı illerde birden fazla etkinlik, radyo ve Tv programları sözkonusu... Bazı illerde günde iki konuşma yapacağım..
Şimdiden nisan da dolu.. Nisan’da oğlumun düğünü var bu arada..
Son günlerdeki en ilginç ziyaretim Gelibolu’ya yaptığım ziyaret oldu..
Asıl bundan söz etmek istiyorum size..
Yarın şubatın son yazısının konusu zaten belli: 28 Şubat! Bugün bir başka konuya değinmek istiyorum..
Gelibolu’da Çingene ya da Roman (ne derseniz deyin) o kardeşlerimle beraberdim.. Camii Kebir mahallesinde, onların kurdukları “UmutDer”in konuğu idik..
Gelibolu’da Selanik’ten mübadele ile gelen ve orada iskana tabi tutulan kardeşlerle birlikteydik..
Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi, 1923 yılında Lozan ek protokolüne göre Türkiye ve Yunanistan’ın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din farklılığına göre, zorunlu göçe tabi tutmasına verilen addır. Mübadele ile; 1.200.000 Ortodoks Hıristiyan Rum, Anadolu’dan Yunanistan’a.. 500.000 Müslüman Türk de, Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.. Bu kardeşlerimiz, bu şekilde buraya gelenlerden.. 1923’den 1992’ye 70 yıl bir daha kimse yüzlerine bakmamış.. Camii Kebir mahallesi tamamen Çingenelerin kuşatması altında kalmış. Kimsenin girmeye cesaret edemediği bir mahalle!
Bugün Gelibolu’nun en güvenilir mahallelerinden biri..
Nüfusun dörtte biri Çingenelerden oluşuyor. 7000’e yakın Çingene yaşıyor burada ve bunların bugün %80’i namaz kılıyor, Kur’an okuyor.. Namaz kılınmayan ve Kur’an okumayı bilmeyen hiçbir ev yok diyor Umutder yönetim kurulu üyesi bir kardeşim..
Evlerine gittim, sofralarına oturduk, bu kadar temiz ve düzenli bir ev az bulunur..
Hemen aileden sorumlu bakanımızı aradım.. Burayı mutlaka görmeli. Bir Çingene düğününe davet ettim kendilerini..
Bu büyük dönüşüm, 1992’de şehre gelen bir asteğmenle başlamış. Mahalleye gidip çaylarını içmiş, gençlerle bir sohbet halkası oluşturmuş. O gününün şartlarında irticai faaliyette bulunduğu gerekçesi ile hapse atılmış, ama o yılmamış. Sevgili abileri bugün Elaziz’de bir ilkokulda öğretmen olarak görevini sürdürüyor, ama arkasında binlerce altın gibi, pırlanta gibi kalpler bırakmış..
İlahiyatlı kardeşlerimi, imam-müezzin kardeşlerimi gördüm orada ve hayran kaldım..
Gittiğimde umreden gelenler vardı. Zemzem ikram ettiler.. Tebliğ grubları oluşturmuşlar..
Bir kardeşime sordum “Hangi mezhebi seçtiniz?” “Ben Şafiyim, eşim Hanefi” dedi. “Nasıl oldu bu iş” dedim.. Kendisi, inşaatlarda demir ustası imiş, onun için okuyarak öğrenmiş İslam’ı. Vehbi Zuheyli’nin İslam Fıkhı Ansiklopedisini okumuş ve Şafiliği seçmiş. Hanımı ise bir hanım hocadan ders almış ve Hanefi olmuş..
%80’i İslam’ı biliyor, Kur’an okuyup, namaz kılıyor. Her evde Kur’an’ı okuyan ve namazını kılan en az bir kişi varmış.. Henüz İslami bir hayat yaşamayanları ise dışlamamışlar. Onları kazanmaya çalışıyorlar..
Yoksullar ama, hayatlarından şikayet etmiyor, şükrediyorlar. Gözlerinin içi gülüyor..
Şehrin geleneksel Müslümanları, ne yazık ki bu kardeşlerimizle fazla bir araya gelmiyorlar, ortak faaliyetler düzenlemiyor ve bu kardeşlerimizin çabalarına destek vermiyorlar.
Daha çok İstanbul’dan gelip gidenler var. Anadolu Platformu bunların başında.. Yakında Yeşilay’ın temsilciliğini açmak istiyorlar dernek bünyelerinde..
Hepimiz Adem’in çocuklarıyız değil mi?
Sizi tanımak benim için mutluluk oldu kardeşlerim..
Karanlıklar içinde parlayan bir yıldız gibi gözümün ışığı oldunuz..
Selâm ve dua ile..
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.