25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 27°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 33°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.286 0.54
  • Altın: 143,230 -0.22
  • Dolar: 3,5609 0.12
  • Euro: 4,1491 0.25

Beyni Yıkanmışların Derin Sancısı

Cemal Nar

 

Bu yazılarımızı altında ve sağ tarafında dikkat ederseniz şöyle bir ibare var: “Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.”
 
İsterseniz hemen tıklayabilir ve PKK’nın nasıl Marksist, lenininst, batının taşeronu, kirli ve derin yapılarla işbirliği içinde çalışan dinsiz bir örgüt olduğunu ne kadar da çok yazdığımızı görürsünüz. Hatta bir yazımızın başlığı, “PKK Önce Müslüman Olsun” idi.
 
Bunu o örgütü şu ya da bu nedenle destekleyenler için de yazmıştık ve “PKK Cehennemdir” demiştik. “Onu desteklemek, ‘zalimlere meyletmeyin, yoksa sizi cehennem yakar’ ayetine göre cehennemde yanmaktır” demiştik.
 
Fikrimizde değişen bir şey yok. Biz yine aynı şeyleri söylüyoruz.
 
Fakat kabul etmek gerekir ki bu Cumhuriyet seksen yıllık ırkçı ve tanrı tanımaz siyaset ve eğitim ile beyni yıkanmış büyük bir kitle meydana getirdi. Bu kitle öylesine dinden, maneviyattan ve ümmet bilincinden koptu ki, PKK’yı destekleyen Kürtçüleri “kafir ve zalim” olarak görüyor, nefretle sövüyor, ama Türk olduğunu söyleyerek bu ülkeden İslam’ı kökünden kazıyan, şeriatı kaldıran, harflerimizi, kılık kıyafetimizi yasaklayan, tekkeleri medreseleri kapatan, “batılılaşma, aydınlanma, modernleşme, laikleşme” diyerek milleti laiklik ve pozitivizm ile terbiye edip dinsizleştirmeye, şeriatsızlaştırmaya çalışan Türkçülere “kafir ve zalim” demiyor.
 
Bence sorun burada!
 
Kim bu çifte standardı anlarsa, hayatını kurtarır, hürriyetine kavuşur, şahsi istiklalini kazanarak şahsiyetini kölelikten, mankurtluktan kurtarır.
 
Sevgili okurlarım, ortada iki durum var. İkisi de vahim. Birincisi, devlet PKK ile cidden mücadele etti ama gücü yetmedi. Devletin gücü PKK’yı ezmeye yetseydi, otuz yıldan beri çoktan ezerdi. İkincisi, devlet gerçekten PKK’yı ezmek isteseydi, otuz yıldan beri çoktan ezerdi. Fakat bunu istemedi. 
 
Eğri oturup doğru konuşalım, atılan manşetleri unutmadık, devlet ilk defa geçen yıl bütün gücüyle PKK’ya yüklendi ve onu bozguna uğrattı. Belki de bu yüzden PKK silah bırakmaya mecbur oldu, aman diledi ve barış istedi.
 
Bu da mümkündür. Devlet içinde olan her şeyden bizim haberimiz olmaz. Ancak bilinen bir şey vardır ki o da, bu zamana kadar devlet mücadele ediyormuş gibi gözüktü, ama etmedi. 
 
Neden mi?
 
İşte derin devlet yargılamalarını takip ediyorsunuz. Herkesin bir niyeti, bir menfaati olmuş. Çok karanlık işler dönmüş...
 
El-insaf, bir yorumcumuzun dediği gibi, “Aman Allah’ım, şehit anaları "kan dursun" diyor, bizim kandan beslenen vampirler, "şehitler ne olacak?" diyor. İstismarın bu kadarına da pes doğrusu...”
 
PKK eli kanlı bir terör örgütü. Dünyada da gittikçe sıkıştırılıyor. Terörle bir yere varamayacağını da gördü. Ülkede özgürlükler yayıldıkça, arkasındaki halk desteğini de yitiriyor. Böyle kötü bir zamanında devlet ona bağrını açıyor ve “bu işi bırak, ülkeyi terk et, suça karışmamışsan, gel teslim ol, ifadeni ver, evine git” diyor.
 
Böyle olursa kan duracak. Halktan asker, polis veya masum siviller ölmeyecek. PKK illetine şöyle ya da böyle bulaşmış halk çocukları da kurtulacak. Analar ağlamayacak. Paralar boş yere havaya savrulmayacak. Ekonomi düzelecek. Bölgeye devlet ve bölge insanı eliyle yatırım gidecek. İşsizlere iş olacak. Türkiye büyüyecek ve dünyada sözü geçen dev bir ülke olacak. 
 
İnşallah!
 
Bunu kim istemez?
 
Bunu, “AK Parti bu başarıyı kazanırsa, bir daha iktidardan indirilemez” diyen muhalefet partileri istemez, diyemiyorum. Bu ülkede siyaset yaparak yaşamak isteyenler, bu ülkeye ve bu millete bu kadar düşman olamazlar. En azından olmamalıdırlar.
 
Evet, bu besbelli ülke yararına olacak işi kim, neden istemez?
 
Geriye bir şık kalıyor, o da bu laik sistemde büyüyen, dünkü tanrı tanımaz pozitivist milli eğitimin tezgahından tam geçerek beyni yıkanmış ulusalcılar, ırkçılar istemez. Gerekçeleri de anlaşılabilir; Barış olursa bu lanet ırkçılık biter, beyni yıkanmış ırkçılar da biter. Siyaseten kökleri kazınır. Zira beslenecek kan bulamazlar bu vampirler. 
 
Aslında bu barış onlara da yarar. İsteseler, kendilerini tedavi edebilirler. Fakat  düşmanca duyguları nasıl dinecek?
 
Irkçılık öyle bir beladır ki, ilk ırkçı şeytan gibi, pis nefsinin kör gururu için kendini ebediyyen ateşe atabilir.
 
Kendim dahil herkese bir teklifim var, oturup şunu bir daha düşünelim, “acaba bu sistem benim beynimi ne kadar yıkadı? Ben ne kadar Müslümanca düşünebiliyorum?”
 
Siz isterseniz “insanca” da diyebilirsiniz, sorun yok. Çünkü bize göre “Müslümanca” olmayan, “insanca” da olamaz. 
 
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.