Feyzullah Birışık

Feyzullah Birışık

Tevbe-23 kulağımıza şunları fısıldıyor;

Tevbe-23 kulağımıza şunları fısıldıyor;

Kur’an okurken ‘Ey mü’minler!..’ hitabıyla başlayan bir ayet okuduğumda, o hitabın bana olduğu bilinciyle o hitabın hemen sağına parantez açar adımı yazarım…

Bu kez karşıma bambaşka bir ayet çıkmış olur… O ayetin ilk ve tek muhatabı ben olduğum inancı güçlenir de güçlenir… Mesela şu ayette olduğu gibi;

“ Ey müminler (Ey Feyzullah!), eğer babalarınız (babam Recep Birışık) ve kardeşleriniz (kardeşlerimden Sadullah Birışık…) kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz. Kimler böylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler.” (Tevbe.23)

Bu şekilde okuduğumda ayetin bana özel söylendiğini tüm hücrelerimle hissederim… Bu bilinçle harekete geçmeye çalışırım…

Yukarıda okuduğumuz ayette birinci dereceden akrabalardan baba ve kardeşe yer verilmiş… Ortada küfür bir amel var; baba ve kardeş küfrü tercih ediyor… Eğer böyle bir durum olursa ey Feyzullah! Onlarla hukukuna dikkat etmen gerekecek…

Dost ve yandaş olma durumu olursa ne olur? Neden başka ilişkiler değil de dost ve yandaş olmama tercih edilmiş… Mesela arkadaş olmayın de denebilirdi! Ya da onların inançlarının özenilmemesi gibi de denebilirdi…

Seçilen dost ve yandaş olmama uyarısında çok güzel bir önlem alma uyarısı var… Siz kime dost olursanız gün gelir onun inançlarından etkilenirsiniz… Ona dost olmakla birlikte şu tehlikeleri de göze almışsınız demektir;

1-Ben bir Müslüman olarak senin inançlarını saygıyla karşılıyorum.

2-Senin inançların beni rahatsız etmediği için seninle dost kalmaya devam ediyorum.

3-Senin inançlarında bir bozukluk görmüyorum. Haliyle de düzeltmeye çalışmıyorum.

4-Sen hep bu inanç üzere kal.

İnsanın gününün büyük bir kısmı baba ve kardeşlerle geçer… Onların bozuk inançlarından etkilenme olasılığı diğer akrabalardan daha fazla olduğundan olsa gerek-Allah’u âlem- baba ve kardeş uyarısı yapılmış.

Allah’u Teâlâ önce uyarı yapıyor, uyarının ihmali durumunda ise o kişinin artık zalimlerden olabileceği hatırlatılıyor… Sanki bu ayeti kerime kişiyle karşılıklı konuşmuş gibi oluyor…

Uyarılan konu da sıradan bir konu değil;

“Kâfirliği mü’minliğe tercih…”

İki ayrı din var karşımızda;

Kâfirlik ve mü’minlik… Kan bağı olsa da din bağı yok…

Din bağı yoksa konu kapanmıştır ve araya kapkalın bir duvar örülmüştür.

Kan bağı ve din bağı…

Zalimlerden miyim değil miyim?

Bunu test etmem gerekir… Bunun için de ailemden babam ve kardeşimin akidesine ve aramızdaki sosyal ilişkiye bakmam lazım…

Bu din sahibi niçin kişinin baba ve kardeşinin sosyal ilişkilerine dikkat etmesini ister? Sanırım cevabı şu;

‘Çünkü bu dinin kimseye ihtiyacı olmadığı gibi kimseye minnet de etmez…’

Küfrü tercih eden babamız ya da kardeşimiz bile olsa onlara dost olduğumuz an Allah’ın dinine sahip çıkamamışız demektir… Bu dinde samimi olup olmadığımızın test edildiği bir an bu… Nitekim bunu Nuh aleyhisselamın gemiyle karadan ayrıldığı an görmüştük. Allah o sahneyi bizlere şöyle bildiriyor;

 “Nuh Rabbine dua edip dedi ki: "Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vadin ise elbette haktır. Sen hâkimler hâkimisin."

Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.”[1]

Allah’ın dinine 950 sene davet eden bir peygamber bile olsa din bağı kopmuşsa mesele kapanmıştır… Allah bizlere bu büyük öğüdü veriyor…


[1] Hud. 45-46

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Feyzullah Birışık Arşivi