Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Bahçeli’yi anlamak!

Bahçeli’yi anlamak!

Bahçeli tartışıyor ve tartışılıyor.. Son günlerde adeta yangına körükle gider gibi.. Aslında onun siyasi rolü ve kişiliği bu duruma uygun değil.. Mesela ‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ sloganına karşılık, ‘Merak etmeyin onun da zamanı gelecektir’ demiş. (İnşallah dememiştir. Media uydurmuş olsun!) Onun kastı bu değildir, olamaz.. Bahçeli zaman zaman öfke patlamaları yaşıyor ama, bu sözü bu anlamda söyleyecek kadar olmasa gerek. Bu sorumlu bir siyasetçinin değil, sorunlu bir siyasetçinin sözleri olur, başka bir anlamda düşünüldüğünde..

Bir politikacı, ne söylediği kadar, karşısındakinin bu sözden ne anladığını da hesaba katması gerekir. Sözlerine bu anlamda dikkat etmesi, hatta kinaye yolu ile de olsa, istismarına vesile olmayacak bir dil kullanması gerekir. Onun için Osmanlıcada “Efradına cami, ağyarına mani” diye ifade edilen bir tanımlama şekli vardır.. Bahçeli’yi anlamaya çalışıyorum..

Aslında Bahçeli parti içinde Ülkücüleri zabturabt altına aldığı için eleştirilen bir isim.. Ülkücü hareketi sokaktan çekmekle suçlanan biri..

Son zamanlarda, özellikte Ergenekonun da baskısı ile, parti içinde ciddi tartışmalar yaşanıyor.. Ergenekon sağ ve solun sokağa çıkmasını, kimi zaman vuruşarak, kimi zaman iktidara karşı ortak bir cephe oluşturarak eylem yapmasını istiyor. Ama her iki parti de söylem olarak destek verse de, eylem olarak sınırları zorlamamaya özen gösteriyorlar..

Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, aynı cepheden gelen eleştirilere karşı direnirken, bir yandan da parti dışı muhalefetin ağır baskısı altında.. Bu zor bir durum onlar için.. Adeta presleniyorlar sanki.. Bana kalırsa kontrol dışı, maksadını aşan beyanlar böyle ağır bir stresin sonunda control dışı şekilde ifade edilen şeyler..

Çaresizlik her iki lideri de perişan ediyor.. Memur-Sen’in, CHP’ye ve ulusalcılara “One minute” anlamına gelen kıyafet yasağına karşı başlattığı eyleme CHP’den bir tepki gelmedi.. İstanbul barosuna destek veremiyor..

PKK’nın silah bırakması için yapılan görüşmeler konusunda iktidarı eleştiriyorlar ama, kendilerinin sunabildikleri bir çözüm önerisi de yok. Ne istiyorlar. Bu önerilerinin arkasında kim var, kimle yapacaklar istedikleri şeyi.. Zaten bir önerileri de yok, onu hayata geçirecek kadroları da ve kendilerini dinleyecek bir tabanları da kalmadı..

Bahçeli, “hadi vurun” demeyecek. Demez de, diyemez de. Dese de dinleyen olmaz. Silaha sarılacak birkaç kişi de anında yakalanır.. İstihbarat boş durmuyor. Bahçeli’nin bahçesindeki portakallar toplandı.. Ne yani, Karayılan dağdan inecek, Bahçeli dağa mı çıkacak.. Yok böyle bir şey..

Ben milliyetçi, hele kavmiyetçi, ırkçı hiç değilim. O 6 oktan biri olan ilkeyi, MHP ve CHP’ye bıraktım.  Ümmetçiyim, adaletten, barıştan, özgürlükten, insan haklarından, hukuk devletinden yana, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf bir yönetim istiyorum, hepsi o kadar. Akif’in dediği gibi “Fikri kavmiyyeti telin ediyor peygamber”.

 

Allah’ın ilk laneti ırkçılığadır. Bir halkı o kimlikle dünyaya geldiği için yücelten de, aşağılayan da aynı hükme tabiidir. Doğduğumuz ana babayı, zamanı, toprağı, derimizin rengini ve cinsiyetimizi biz seçmedik..

Bahçeli bir siyasi partinin genel başkanı. Partisini elinde tutmak, dengeleri gözetmek zorundadır. MHP gibi bir partiyi yönetmek kolay değil.. Bahçeli, daha dün Apo’nun idamını durduran kişi değil mi, bırakın idam taleplerine karşı elinde yağlı urganla öfkeli konuşmalar yapsın..

Rahşan Ecevit’in bütün aşağılamalarına rağmen Ecevit’le koalisyon yapan ve uyumlu bir ortaklığa imza atan kişi de Bahçeli değil mi? Kılıçdaroğlu Erdoğan’a karşı neden hırçınlaşıyorsa, Bahçeli de onun için hırçınlaşıyor bana kalırsa. Bu işin AK Parti ve Erdoğan’la ilgisi 2. Planda. Bu raconlar içe dönük mesajlar biraz da sanki. “Dostlar alışverişte görsün” kabilinden şecaat arzı.. CHP’li bir belediye, bir teröristin adını bir parka veriyor..

Bahçeli, aynı CHP ile Ergenekonun avukatlığını üstlenmeye çalışıyor. O Ergenekoncular arasında PKK kamplarını denetleyeni de var, Apo’ya karanfil sunanı da.. Şimdi Bahçeli ne yapsın..

“İhanet, iğrençlik, kepazelik, pislik, ahlaksızlık, şerefsizlik” şeklinde başlayıp, devam eden ifadeler bu açmazın sebeb olduğu bir psikolojinin dışa yansıması olamaz mı? Bahçeli Erdoğan’a ve AK Parti’ye yönelttiği eleştiriyi ne Yılmaz’a, ne Ecevit’e ne de, Sezer’e ya da bu darbeci generallere yöneltti..

Herhalde Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bahsedecek değil.. Yazıcıoğlu gibi “Namlusunu halka dönmüş tanka selam durmam” demiyorsa, “Türkiye İran olmayacak” diyenlere, Yazıcıoğlu gibi “Türkiye Suriye de olmayacak” diyemiyorsa, elbette vardır bir sebebi.. Selâm ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi