29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 21°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 89.270 -1.01
  • Altın: 147,050 -0.13
  • Dolar: 3,6543 0.18
  • Euro: 3,9297 -0.55

Dini, Aklı, Nesli, Malı ve Canı Korumak

M. Şevket Eygi

İSLAM dini fertlere=bireylere ve toplumlara birtakım zarurî maslahatlar sağlar.

İslam’ın zarurî kabul ettiği başlıca maslahatlar şunlardır: Dinin, aklın, neslin, malın ve canın korunması. (Lütfen bu beş değeri ezberleyiniz…)

DİNİN KORUNMASI: İslam dini Allah’ın göndermiş olduğu hak ve doğru dindir. Ona inanan dünyada aziz, ahirette mesud=mutlu olur. İmanın altı, İslam’ın beş temel şartı vardır. İtikadın yani inançla ilgili bilgilerin Kur’ana ve Sünnete uygun, doğru bilgiler olması gerekir… İslam insanlara, Allah’ın rızasını kazanıp kurtulmak için namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, gücü yetiyorsa haccetmek gerektiğini; Kur’anın ve Sünnetin yapılmasını istediği iyi şeylerin yapılmasını, kaçınılmasını istediği kötü şeylerden uzak durulmasını; güzel ahlakla ahlaklı olunmasını emreder. Müslüman toplumların temel vazifelerinden biri İslam’ın hükümlerini hayata uygulamak, Müslüman olmamış insanlara da bunları anlatıp İslam’a çağırmaktır.

İslam’ı insanlığa tebliğ davet yoluyla yahut cihad fisebillah ile yapılır.

Müslüman fertler ve toplumlar İslam’ı korumakla yükümlüdür. Halkı dinsizliğe, İslam’a aykırı hükümleri benimsemeye, Kur’ana ve Sünnete aykırı yollar tutmaya, dinde bidatler çıkartmaya kalkışan sapıklar önlenir, engellenir ve cezalandırılır. Müslümanların temel vazifelerinden biri İslam’ı korumaktır. Bu vazifelerini doğru dürüst yapmayan kimseler zillet ve esarete duçar olurlar, maazallah edebî saadetlerini yitirebilirler.

AKLIN KORUNMASI: Allah insanlara akıl vermiştir. Müslümanlar akıllarını korumakla yükümlüdür. Alkollü içkiler, uyuşturucu maddeler, kötü medya, kötü eğitim, bozuk toplum, insanların şehvetlerini kamçılayıp azdıran her şey, israf tutkunluğu, her çeşit fuhşiyyat, beşeri ihtirasların hâkimiyeti akla zarar verir, doğru düşünülmesini önler. Ümmet, akla zarar ve ziyan veren şeyleri yasaklar.

NESLİN KORUNMASI: İslam nikâha ve iffete çok önem vermiştir. Nikâh dışı birlikte oluşları yasaklamıştır. Aile sarsılır, yıkılırsa ümmet de sarsılır ve yıkılır. Bugünkü sefih seküler medeniyette aileye gereken önem verilmiyor. Bir kadınla bir erkeğin nikâhsız olarak yaşamasına, nikahsız çocuk yapılmasına hoşgörüyle bakılıyor; hatta evli olmayan bir kadın çocuk doğuruyor, babasının kim olduğu belirtilmeden nüfusa kaydettiriliyor. İslam ırz, namus, neseb, nesil konusunda böyle laubalilikleri asla kabul etmez. Cinsellik konusunda İslam’da esas olan iffettir. Kur’an bize şehvet azgınlıkları yüzünden azaba uğramış ve yok olmuş kavimleri anlatmaktadır. Neslin korunması konusunda Müslüman bireyler ve toplumlar bana ne, beni ilgilendirmez, onlar ne yaparsa yapsınlar diyemez. Mutlaka dil ile veya gücü yetiyorsa aksiyon ile neslin, ailenin, iffetin korunması gerekir. Şu hususu da belirtelim ki, nikah dinî-şer’î bir kurumdur. Bazı reformcu ilahiyatçıların bu konudaki aykırı ve sapık görüşleri bâtıldır.

MALIN KORUNMASI: İslam dini helal yollarla ve kazançlarla elde edilmiş malları koruma altına almıştır. Hırsızlık, yankesicilik, gasp, başkasının malına zarar vermek gibi şeyler haram kılınmıştır. İslam hırsızların elinin kesilmesi haddini=cezasını koymak suretiyle hırsızlığın kökünü kesmiştir. Mallarını korumaktan aciz olan deli, çocuk, bunamış ve beyinsiz kimseler hacr altına alınır. İslam sadece bireylerin mallarını korumakla kalmaz, topluma ait malları, devletin ve belediyelerin bütçelerini de titizlikle korur. Topluma ait malları ve bütçeleri zimmetine geçirenlere, saçı bitmedik yetimlerin haklarını yiyenlere, ihalelere fesat karıştıranlara, gayrimeşru rantlar elde edenlere İslam nizamında ağır cezalar verilir. Gerçek İslam düzeninde kokuşma olmaz.

CANIN KORUNMASI: İslam dini haksız yere bir adamın öldürülmesini bütün insanlığın öldürülmesi gibi görmüştür. Cana kıymalar iki şekilde ortaya çıkar. Ateşli, kesici, öldürücü silahlarla katletmek… İkincisi de uzun vadeli zehirlerle öldürmek. Alkollü içkiler, sigara, içlerine kimyevi maddeler konulmuş gıda maddeleri ve içecekler… İnsanların soludukları havanın zehirli olması, içtikleri suyun içinde sağlığa zarar veren maddeler bulunması… Deniz sularının kirlenmiş olması dolayısıyla balıkların cıva gibi madenlerle zehirlenmiş bulunması… İslam düzeni insanların doğrudan doğruya haksız yere öldürülmesini, yahut tedric yoluyla zehirlenmesini büyük bir zulüm sayar ve bunları önler. Kur’anda “Kısasta sizin için hayat vardır” buyrulmaktadır. Kasıtlı olarak adam öldürenin cezası kısas yoluyla idam edilmektir. Maktulun veresesi kısas yerine diyet almayı kabul ederse o yol seçilir… Gözü dönmüş bir alçak, dokuz yaşındaki bir çocuğa tecavüz ediyor, sonra başını taşla ezerek feci şekilde öldürüyor. Böyle azgın bir katile idam cezası uygulamamak topluma yapılacak en büyük kötülüktür.

Çoğunluğu Müslümanlardan oluşan bir toplum ama orada yukarıda saymış olduğumuz beş maslahat, beş güvenlik yok… Böyle bir toplum nasıl bir İslam toplumudur? Kötü bir İslam toplumudur.

İslam düzeninde katillere, hırsızlara, zina edenlere, suç işleyenlere “caydırıcı cezalar” verilir. Cezalar caydırıcı olmazsa suç patlaması olur.

Gerçek bir İslam düzeninde dev gibi büyük adliye sarayları, kale veya kışla gibi büyük ceza evleri olmaz. Darülislam’da mahkemeler işsiz, hapishaneler ıssız olur.

Baştaki ihtar ve ricamı tekrar ediyorum. Lütfen, İslam’ın beş temel ve zarurî maslahatının “dinin, aklın, neslin, malın ve canın” korunması olduğunu ezberleyiniz.

 

“İkinci yazı”

Emr-i Mârufu ve Nehy-i Münkeri Terk Eden Müslümanlar

Bütün doğruların, iyilerin, güzellerin kaynağı Kur’andır. Kur’andan sonra Sünnettir. Kur’an ve Sünnetten çıkartılmış hükümlerin bütünü olan Şeriattır.

Kur’anın, Sünnetin, Şeriatın yapılmasını emr ve tavsiye ettiği iyi şeylere mâruf denir, yapılmamasını istediği kötü şeylere münker denir.

İslam dininde ve Şeriatinde emr-i mâruf ve nehy-i münker denilen bir farz vardır. Yani iyilikleri emr etmek, kötülükleri yasaklamak.

Bir İslam toplumu bu farzı toptan terk veya vahim şekilde ihmal ederse bütün Müslümanlar sorumlu olur ve vebale girer.

Sorumlu, güçlü, muktedir, vasıflı Müslümanların ehliyetli bir İmam etrafında birleşip, ona biat ve itaat ederek şu temel vazifeleri yerine getirmeleri gerekir:

Ümmetin bütün fertlerine, öğrenilmesi erkek kadın her Müslümana farz olan ilmihal bilgilerini öğretmek…

İtikadı tashih etmek yani inançla ilgili bilgilerin doğru=sahih olmasına dikkat etmek…

Bütün Müslümanların beş vakit namazı doğru bir şekilde kılmaları için propaganda yapmak…

Hür ve mukim erkeklerin farz namazları camilerde cemaatle kılmalarını sağlamak…

Zekatın Kur’ana, Sünnete, Şeriata ve fıkha uygun olarak verilmesini sağlamak…

Kadınların ve kızların tesettüre girmelerini sağlamak…

Çocukların, gençlerin İslamî ve tevhidi bir eğitimle yetiştirilmesini sağlamak, bu maksatla öğrencilerinin tamamının beş vakit namazı cemaatle kılacakları İSLAM MEKTEPLERİ açmak.

Fertlerin ve toplumun Allahın inzal etmiş olduğu kurtarıcı hükümler, normlar, değerler ile idare edilmesini sağlamak.

Toplumu fesada veren, sarsan ve yıkılmasına yol açan her türlü âşikâre günah, fısk, fücur, azgınlık, israf, içki, kumar, seks ticareti ve köleliği ve diğer bozukluklarla etkili bir şekilde mücadele etmek.

Ülkede ve toplumda adaleti sağlamak.

En büyük günahlardan ve suçlardan biri olan riba ile mücadele etmek.

Müslümanları ilim, irfan, medeniyet, kültür ve sair sahalarda yetiştirmek, güçlendirmek, düşmanları ile mücadele edebilecek ve onları yenebilecek bir seviyeye getirmek.

Bugün Türkiyede emr-i maruf ve nehy-i münker yapmak için imkan, fırsat, para, hürriyet var; lakin bu farz güçlü, etkili, genel, yaygın, yoğun bir şekilde yapılamıyor. İlmi ve parası olup da bu farzı yapmayanlar büyük bir sorumluluk altındadır.

Bu farzın ve daha nice feraizin yapılamamasının sebebi, Ümmetin bir yığın birbirinden kopuk İslamcılık, reformculuk fraksiyonuna ayrılmış, tefrikaya düşmüş olmasıdır.

Müslümanlar başı boş kalmıştır. Yani mü’minler ehliyetli bir İmama biat ve itaat etmemektedir.

Bir İslam toplumu emr-i maruf ve nehy-i münker farzını tamamen veya büyük ölçüde yerine getirmezse toplum bozulur, fitne ve fesat başlar ve sonunda çürüyüş ve çöküş olur.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.