27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 28°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

Bizim çocuklarımız

Fatma Tuncer

Cengiz Aytmotov’un, Gün olur Asra Bedel adlı romanında geçen, mankurtlaşma efsanesi, kimlik dejenerasyonuna uğrayan günümüz gençlerinin durumunu özetler mahiyettedir. Efsanede, birbirine düşman iki topluluk vardır ve bu toplulukta insanlar, birbirlerine her fırsatta saldırır, yerleşim yerlerini yakıp yıkar ve esir aldıkları kimselerin bir kısmını öldürür aralarından güçlü olanları ise alıp mankurtlaştırırlar. Mankurtlaştırılan kişiler, sonsuza dek köle olarak yaşarlar. Bu kişiler önce belirlenir ve kafa derileri diri diri yüzülür, saçları kazınır, bir deve derisi kesilir, deri sıcak sıcak genç tutsağın kafasına geçirilir. Deve derisi bu kişinin başına yapışır ve yapıştıkça acı verir. Devenin derisi çabuk kurusun ve tutsağın çığlıkları duyulmasın diye onu çöle götürürler ve yaşanan işkenceyi keyifle seyrederler. Bu kimselerden bir kısmı işkencelere dayanamaz ve ölür, kalanları ise hafızasını ve bilincini tamamen kaybederek hayat boyu sahibine itaat eder, onun verdiği işleri yerine getirirler.

Tutsağın yakınları her yola başvurur fakat oğullarının mankurt olacağını duyunca umutlarını kaybederler. Çünkü bu kişi artık tarihini, doğup büyüdüğü aileyi, sahip olduğu değerleri tamamen unutmuş ve sahibinin kölesi haline gelmiştir. Çünkü bilinci yoktur. Bilinci olmayan bir kişi milli ve manevi köklerinden koparılmış ve kimliksizleştirilmiştir. Bu kişi artık sahibine itaat etmenin dışında bir şey düşünemez hale gelir. Kurulmuş bir robot gibidir, canlıdır ama onu insan kılan değerleri kaybetmiş ve adeta bir bitkiye dönüşmüştür.

Bu efsane bana, kimliğinden, kültüründen, dininden ve değerlerinden uzaklaştırılarak bilinmez bir dehlize doğru sürüklenen gençlerimizin, hazin öykülerini düşündürdü. Gençlerimizin artık “ben kimim?” Sorusuna verebilecekleri net bir cevapları yok. Ne yazık ki bu gençler, geçmişlerinden koptukları gibi geleceklerini de hayal edememektedirler. Onları ahlak ve maneviyat düzleminde yeniden kazanmak ve hayata hazırlamak ise hepimizin görevidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.