21 Ocak 2017 Cumartesi23 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 15°C Adana
    • 7°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

“Hz. Muhammed’siz (s.a.v) Kutlu Doğum” 5

Cemal Nar

Önce şu tesbiti yapalım: Dr. Reşit Haylamaz’ın “Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz" isimli siyer kitabında “Cennet” konu başlığı altında –bir önceki yazıda okuduğumuz gibi-  “Cennetin sesine” Rabbimizin verdiği cevabı naklediliyor:

- Evet, her mü'min ve mü' mine, erkek veya kadın Müs¬lüman, Bana iman eden ve Resülümü de tasdik ederek des¬tekleyen, her daim müspet hareket ederek ortaya salih bir iş koyan ve asla Bana şirk koşmayan ve Allah'tan başka bir değer önünde bel kırıp boyun bükmeyenIer, çok geçmeden sana ge¬lecektir! Kim, Benden haşyet duyar ve çizilen ölçü içinde hareket ederse o emindir…”

 

Demek cennete ancak “Allah’a iman eden ve Resülümü de tasdik ederek des¬tekleyen” girebilir. Reşit Haylamaz’ın kaleminden çıkmıştır bu tesbit. Bu malum, eh-i sünnetin  kesin görüşüdür. Bir Müslümanın durup dururken bu görüşten sapması ve ehl-i sünnet dışına çıkıp “ehl-i bid’at” olması aklın alacağı bir şey değildir. Bunu İslamî ilimlerde “Dr.” ünvanını almış ve bir düzineden fazla oturup kitap yazmış bir adamdan beklemeyiz elbette.

 

İyi ama şimdi biz bu ibareyi ve ifadeyi nasıl anlamalıyız?

 

Şimdi ben bu kadar yazıdan sonra Dr. Reşit Haylamaz bey kardeşimi hayalen karşıma aldım, bir de kahve ısmarladım kendisine ve “bu ifade neden böyle muğlak, biz bundan ne anlamalıyız?” diye sordum.

 

Kahvesini yudumlarken bana dedi ki: “Ey irşat ve tebliğ çalışmalarında kırk yılını devirmiş tecrübeli kardeşim, kahvem soğumasın, benim yerime sen söyle!”

 

Ben de “peki” dedim ve şöyle yorumladım: Yazar “Ancak O'nun hedefi, öncelikle bütün insanları rahmet ve şefkatle kucaklayıp, ümmeti arasında da, kelime-i tevhidin ikinci yarısını söylemekten kaçınarak kendisini kabul etmese bile 'la ilahe illaIlah' diyen herkesi buraya getirmekti” diyor.

 

Yani demek istiyor ki, Sevgili Peygamberimiz (sav)  cennette kalamazdı. Dünyaya geri dönmeliydi. Çünkü ondan sonra bütün insanlık “Ümmet-i Muhammet” idi. Onları rahmet ve şefkatle kucaklayıp İslam’a davet etmeli, cennete girmelerine vesile olmalı idi. Gerçi bir kısmı inanmış, davetine icabet etmiş, böylece “Ümmet-i İcabet” olmuşlar, kurtulmuşlardı. Ama bir de “ümmet-i Davet” vardı. Bunlara da İslam anlatılmalıydı.

 

Özellikle de “la ilahe illallah” demiş, İslam’a çok yaklaşmış, ama henüz Hz. Resulullahı “iman nazarı ile” tanımamış, bu yüzden henüz “Muhammedün Resulullah” dememiş, bunu demekten kaçınmış olanlar var. İşte onun hedefi onlara bu ““Muhammedün Resulullah””ı da söyleterek cehennemden kurtarıp cennete girmelerini sağlamaktır. Bunu söyletmek ona cennette yaşamak kadar güzel olduğundan, cennette durmamış, insanlığı ““la ilahe illallah, Muhammedün Resulullah” demeye davet için dünyaya geri dönmüştür.

 

Bir de aklı, tecrübesi ve öğrendiği ilimlerle bir yaratıcının varlığını kabul edip de kendi lisanıyla “la ilahe illallah” diyenler var. Ama bunlar Hz. Muhammed’i henüz tanımamışlar. Onun risaletini bilmiyorlar. Öyle ölür giderlerse, bunlar “ehl-i fetret” olarak cennete giderler. Peygamberi bilmemekten ötürü mazurdurlar, bu yüzden hesaba çekilmezler.

 

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır"[ Müslim, İman: 240, (153); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/209.]

 

Merhum İbrahim Canan hadis için şu açıklamayı yapar:

 

1- Bu hadis, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in gelmesinden sonra, daha önceki bütün dinlerin neshedilip, hükümden kaldırıldığını açık bir şekilde ifade eder.

 

2- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e inanıp-inanmamaktan dolayı sorumluluk bunu işitmeye bağlıdır. Uzak ve ıssız yerlerde yaşayan ve bu sebeple Risâlet-i Muhammediye'yi işitmeyenler sorumlu tutulamazlar. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de: "Biz elçi göndermedikçe kimseye azab etmeyiz" (İsra: 17/15) buyrulmaktadır.

 

Hadiste Yahudî ve Hıristiyanların be-tahsîs zikri -Nevevî'nin belirttiği üzere- İslâm dininin bütün insanlığa şümulünü tebârüz ettirmek içindir. Zira bunlar kitap sâhibi semâvî dinlerdir. "Öyle olmalarına rağmen bu iki din mensubu İslâm'a girmekle mükellef olursa, semâvî aslı tamamen kaybolmuş kitapsız din mensupları daha ziyâde dehâlete mecburdurlar" denmiş olmaktadır.”[ İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/209.]

 

Burada bize sorumluluk düşer ümmet olarak. Artık “ehl-i fetret” kalmasın. Nerde bir insan topluluğu yaşıyorsa, İslam oralara kadar götürülsün, Hz. Muhammed oralarda “Resulullah” olarak tanıtılsın.

 

Daha da özeti, Sevgili Peygamberimiz (sav)  demek istiyor ki: Ey “la ilahe illallah” diyen, hadi bir de “Muhammedün Resulullah” de de kurtul, cennete gir.”

 

Bunları bilgisayarda yazarken başımı kaldırdığımda Sayın Haylamaz’ın karşımdaki hayali gitmişti. Acaba yorumumu beğendi ve “diyecek başka bir şey kalmadı” dedi de mi gitti, yoksa yazdıklarımı beğenmedi ve bozuldu da mı gitti? Bilmiyorum. Mail adresimi biliyor. (cemalnar@gmail.com) İki kelimeyle açıklık getirse sevinirim doğrusu.

 

Yazar bunu kast edebilir mi?  Neden olmasın? Bizim yeni çıkan kitabımızın adı “İnsana Ulaşmak”tır. Orada uzun uzun anlatıyoruz, bu, her Müslüman gibi benim de “hedefimdir.” Keşke “la ilahe illallah” diyen ama “Muhammedün Resulullah” demeyen, hatta hiçbir tanrıya inanmayan ateistlere İslam’ı güzelce anlatabilsek de Müslüman olmalarına, böylece cennete girmelerine sebep olabilsek! Bu ne büyük bir nimet ve devlettir!

 

Peki, o müşkil, muğlak sözünü haklı çıkarmak istercesine arkadan getirdiği rivayetlere ne demeli?

 

Bu da yazarın ihtimal ki yazarken yorulma ve işi tez bitirme aceleciliğinden doğan muğlaklık halidir. Bizde de bazen oluyor ve o halde yazdıklarımız diğerleri arasında sırıtıyor.

 

Neticede önceleri açıkça yazdığı bir hakikatı, sonraki bir muğlaklığa kurban etmek doğru değildir, insaf ve iyi niyetle bağdaşmaz diye düşünürüm. İnşallah emek verip ortaya eser koyan Reşit Haylamaz kardeşimiz de çıkan bu gürültüden ders alarak daha açık ve anlaşılır yazmaya gayret eder. Kendilerine hayırlı ömür ve faydalı eserler için Rabbimize dua ederiz.

 

Allah Teâlâ hepimizin imanını korusun ve bilmeyenlere İslam’ı biz ümmeti vasıtasıyla duyursun inşallah.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.