Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Sorun bu mu?

Sorun bu mu?

Kapatma davasının akılcı biçimde sonuçlanması olası bir karmaşanın önünü kesti. Genel kanı ülkemizin en büyük, belki de tek sorununun laikliğin korunması ya da, tersinden bakınca, özgürlüklerin sağlanmasından ibaret. Eğer böyleyse ülkemiz dünyanın en sorunsuz ülkesi sayılmalıdır. ABD geleceğini güvence altına almak için dünyanın dört bir yanında savaşırken, AB’nin geleceğinin belirsizleştiği bir dönem yaşanırken biz Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir kararla düzlüğe çıkabiliyoruz. Bundan sonra AKP yapılan ikazı doğru algılar, gereğini yaparsa, ülkede karışıklık çıkarmak isteyen odaklar etkisiz hale getirilince güncel meselelerin dışında, hayati sayılabilecek bir sorunumuz kalmayacak. Hayatın genel akışı içinde normal sayılabilecek sorunları çözmekle yetineceğiz. Ekonomimizin sağlam yapısı dünyadaki krizi hafif atlatmamızı sağlayacak, üstelik oluşturulan bu yapı dışarıdan sermaye akışını hızlandıracak.

Ancak bu sağlam yapı bir pamuk ipliğine bağlı. Bir gün yeni bir dava açılır ve bu dava farklı sonuçlanırsa her şey tersine dönebilir. Bugünkü rahatlama zaten bir tek mahkeme üyesinin oyuyla sağlandı. Eğer kararı farklı olsaydı şu anda büyük bir karmaşanın içinde olacaktık. Hiçbir büyük kahraman bu kadar büyük bir sonucu sağlayamaz ya da, aksi olsaydı, hiçbir asi böyle bir yıkıma neden olamazdı.

Acaba bir kişinin ülkeyi bir uçtan diğerine savurabileceği konumda mıyız yoksa bu sadece bir görüntü mü? Eğer böyleyse gerçek durum ne?

Türkiye’nin karşılaştığı sorun rejimin değiştirilmek istenmesi ve bunun engellenme çabası değildir. Eğer böyle olsaydı bir mahkeme üyesinin kararı sorunu ortadan kaldırmış olur ve büyük bir karmaşa engellenmiş olurdu. Asıl mesele dünyadaki değişim içinde ülkemizin nerede yer alacağı ve dünyadaki yeni dengenin nasıl oluşacağıdır. Verilen karar sanıldığı gibi iktidarın laiklik konusunda uyarılması değil konumunu belirlemesi için verilen bir mühletten ibarettir. Bu konum ne olursa olsun memnun olanlar ve olmayanlar olacaktır ve zarar görenler yeni operasyonlar yapacaktır.

Bugüne kadar yerimizi belirlemekte devletin tek bir vücut gibi davranmaması yönetici kadrolarda tarafların oluşmasına neden olmuş ve yerimiz darbe ve benzeri müdahalelerle belirlenmiştir. Mesela irticaya karşı bir tepki olarak sunulan 28 Şubat müdahalesi benzer bir kadronun iktidarının önünü açmış ve başlangıçta herhangi bir itirazla karşılaşmamıştır. çünkü irtica bir bahane, ülkenin dünya üzerindeki konumunun belirlenmesi asıl amaçtı.

Sorun henüz çözülmemiştir ve önümüzdeki günler farklı senaryolarla aynı hedefe ulaşılma gayretlerine tanık olacaktır. Yapacağımız şey ideoloji elbisesiyle kamufle edilen asıl sorunu görmek ve yönetim içinde farklı tarafların oluşmasına engel olmaktır.

Yeni dünyada yerimiz ne olacaktır? AB bu süreçte bir güç odağı olma iddiasını sürdürebilecek mi? AB içinde bir ayrışma yaşanırsa hangi tarafta olacağız? AB dışında bir yapılanmada yer alınacaksa bu hangisi olacak? Eğer bu sorulara tek bir irade olarak cevap verip gereğini yerine getirmezsek daha çok dava ve yıkıcı eylemle karşılaşırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi