18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 7°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.549 0.23
  • Altın: 146,569 -0.21
  • Dolar: 3,7625 -0.37
  • Euro: 4,0173 -0.52

Pis kokular-3

Faruk Köse

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, başka bazı konularda da örneği görüldüğü gibi, her ne kadar kapışmaya hazır gibi dursalar da, Suriye konusunda İsrail ile İran’ın duyarlılık düzeyinde eşleşme var. Suriye İran için ne kadar önemliyse, İsrail için de aynı oranda önemli. İran ile İsrail anlaşarak, Suriye’yi ortak çıkarlarının güvenlik alanı ve güvencesi olarak birlikte dizayn etmeye kalkışabilirler. Dış politika yapımcıları bunu bir kenara not almalı.

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu için “eyalet gibi yerel yönetimler”e geçişe razı edilmesi, Türkiye’den çekilen PKK’nın Kuzey Suriye’ye konuşlanması, Barzani’nin Kuzey Irak’ta bağımsızlığı garantilemesi, Kuzeybatı İran’daki Kürt varlığının İran’a yapılacak operasyon için truva atı olarak hazırlanacağının ve Kuzey Suriye’de Kuzey Irak tarzı Kürt otonomisine geçileceğinin belirginleşmesi, İsrail’in birden bire Türkiye-Suriye sınır bölgesini ve Harran Ovası’nı da geçip, Diyarbakır’a kadar ilgi alanını genişletmesi, PKK’nın Gülen cemaatine sataşarak meşruiyet kazanmaya çalışması, tepki olarak Gülen cemaatinin MİT ile PKK’yı paralel hareketteymiş gibi itham etmesi, Suriye’nin güneyindeki “suni devlet” Ürdün’ün devreye alınması gibi gelişmeler, “Türkiye’nin güneyinde ciddi bir reorganizasyon”un açık işaretleri değil mi?
Bu reorganizasyonda Kürtlere başrol verileceği besbelli. Kuzey Irak tamam, Türkiye yola geldi, şimdi sıra Kuzey Suriye ve Kuzeybatı İran’da. Türkiye’nin PKK ile barışının bu stratejiye göre tertip edildiğini Aysel Tuğluk şöyle itiraf ediyor: “PKK Suriye’de kısa sürede silahlı, İran’da yakında silahlı olacak!”
Bu arada, ABD-İsrail ortak yapımı bir mizansenle “asmayıp beslenmesi için” Türkiye’ye “emanet” edilen Apo’nun, Türkiye’nin güneyinde kurgulanan yapılanmanın önemli aktörlerinden biri olarak hazırlandığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çekilme sürecini başlatan Nevruz konuşmasında “bebek katili” etiketinin silinerek “sempatikleştirilme”ye çalışılan Apo, “dindar imajı” veren lafızlar kullanmıştı. Gençliğinde namaz kılan, hatta bir ara Nur cemaatine katılmaya karar veren, “İslam Birliği”ne vurgu yapan, “kardeşlik”ten söz eden Apo imajı... İslam hakkındaki menfi görüşlerini “Din Sorununa Devrimci Yaklaşım” adlı kitabından çok iyi bildiğimiz Apo, nasıl oldu da dindar pozları vermeye başladı? Bu reorganizasyon hatırına olmasın?
Biliyorsunuz İsrail’in Türkiye’nin güneyi ile ilgisi eskiye dayanır. İsrail, 1960-70’lerde İran Şahıyla işbirliği yaparak, Kuzey Irak’taki Kürt hareketinin lideri Molla Mustafa Barzani’ye yardım etmişti. Bugün de oğul Barzani ile İsrail arasında milyarlarca dolarlık silah anlaşması yapıldığı söyleniyor. İsrail ve ABD’den güç alan Barzani’nin, bir yandan Türkiye’ye gülücükler yağdırırken, bir yandan da PKK’yı barındırıp beslediğini zaten biliyorsunuz. Türkiye’ye karşı kullanılan PKK’nın İsrail tarafından bizzat desteklendiğine, özellikle Türkiye-İsrail ilişkilerinin gergin olduğu son birkaç yıl içinde iyice derinleştiğine dair hiçbir kuşku yok.
Nitekim önceki İsrail Dışişleri Bakanı, PKK’ya askeri yardım teklifinde bulunabileceklerini ifade etmişti. Karayılan ve Öcalan’ın İsrail’le eskiye dayalı irtibatlarının bulunduğu biliniyor. Erbil’deki “İsrail-Kürt Enstitüsü”nün yayımladığı “İsrael-Kurd” adlı dergide sürekli “Yahudi-Kürt işbirliğinin önemi”ne vurgu yapılıyor. Derginin başındaki Davut Bağıstani, PKK’nın propagandasını yaptığını, İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile 30 yılı aşkın süredir dost olduğunu, 2008’de Peres’e PKK/KCK Başkanı Murat Karayılan’ın bir mektubunu elden teslim ettiğini ve cevabını da Karayılan’a ilettiğini itiraf ediyor.
Bütün bunların üzerine, İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahronoth Gazetesi’nde yayımlanan bir makaledeki şu ifadeleri de ekleyin:
“PKK’nın Silvan’da 13 askeri öldürdüğü 14 Temmuz günü, DTK 850 delegesiyle toplandığı Diyarbakır’da özerklik ilan etti. Aynı gün Suriye’de 12 Kürt partisi ortak bir karar alıp Suriye yönetiminden özerklik talebinde bulundu. Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki muhtelif Kürt unsurlar, yavaş yavaş büyük bir devlet olmak için birbirleriyle bağlantı kuruyorlar. Kurulacak Kürt devleti Güney Sudan gibi, İsrail’in yakın müttefiki olacaktır... Göreceksiniz, İsrail düşmanı 4 devlet (Türkiye, İran, Suriye ve Irak), İsrail dostu bir Kürt devletini doğurmak için parçalanmak zorunda kalacak.”
Şimdi İsrail, bu idealinin altyapısını oluşturmak için Türkiye’yle “barış politikası”na geçti, bölgede zemin etüdü için Diyarbakır’a heyet gönderdi. GAP bölgesinde toprak satın almak istediklerini biliyoruz. Bunların altyapısına malzeme olması için, İsrail’de 130 bin kadar Kürt Yahudisi bulunduğuna dair açıklamalar yapılmaya başlandı. 49 yıllığına kullanmak üzere Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi işi de neredeyse İsrail’e verilecekti. İsrail, Suriye’ye doğrudan müdahale ederek, Kuzey Suriye’deki Kürtlerin işini de kolaylaştırıyor. Bütün bunların, “Siyonistlerin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin büyük bir kısmını da içine alan Arz-ı Mev’ud idealinin gerçekleşmesine yönelik çalışmalar”ın parçası olduğunu anlamak için kafa yormaya gerek yok sanırım.
Hülâsa; Türkiye’nin güneyinden gelen pis kokular dayanılacak haddi çoktan aştı. Ancak, nasıl bir şeyle uyutulduysak, kimsenin buna pek sesini çıkarmaması, muhalif unsurların da esasla ilgilenmemesi tuhaf değil mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.