26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 29°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,530 -0.01
  • Dolar: 3,5635 0.19
  • Euro: 4,1526 0.34

Ümmet bilinci ve topyekün cihad

Faruk Köse

İslam sadece “barış dini” değil, bir o kadar da “savaş dini”dir. Nefisle, şirkle, küfürle, tuğyanla savaştan tutun da, kendine karşı savaşan her güçle, Şer’i her yolu kullanarak savaşmak, İslam’ın gereğidir. İşgale karşı Cihadı terk edip de “İslam barış dinidir” demek, İslam’ı biçimlendirip kurgulanmış kalıba sokmaya çalışanların uydurmasından başka nedir ki?

Eğer İslam’ı sadece “Barış”la tanımlarsak, Kur’an’daki onlarca cihad ayetini nereye koyacağız? Ya da, eğer İslam sadece “barış dini” idiyse, Rasulullah’ın (sav) 10 yıllık Medine hayatında neden 32 adet askeri harekât yapıldı? Yani, yaklaşık 3,5 aya bir askeri harekât düşüyor! Üstelik bunların çoğuna Rasulullah bizzat katılıp kumanda etti.
Demek ki “İslam barış dinidir” sözünün sık sık ve ısrarla vurgulanıp gündeme çekilmesi, İslam’ın barışa verdiği önemi göstermek için değil, “savaş”a dair hükümlerini, cihadı gizlemek ve “pısırık müslüman tipi” oluşturmak için yapılan biçimlendirme ve yönlendirme faaliyetlerinin bir sonucudur.
Dünyanın her yerinde İslam’ın hükümleri ayaklar altında. İslam coğrafyası umumiyetle işgal edilmiş. İşgal sadece askeri değil. Kültürel, iktisadi, siyasi, idari, hukuki, adli, tedrisi, sosyal, hatta ibadi, itikadi vb. tüm alanlarda işgal ve istila, talan ve sömürü hakim. İslam coğrafyasının her yerinde küresel egemen küfür güçlerinin yüzbinlerce askeri ve onlarca askeri üssü var. Bunun elebaşılığını da ABD yapıyor. Başta ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin olmak üzere, küfür güçleri İslam coğrafyası üzerine çöreklenmişler. Batılı ülkelerin İslam ülkelerinde bulundurdukları asker sayısı 500 bini aşıyor.
Mali, Afganistan, Doğu Türkistan, Arakan, Dağıstan, Çeçenistan, Keşmir, Patani, Filistin doğrudan işgal altında. Sudan bölündü. Somali’de etnik temizlik yapıldı. Suriye’de Esed’in katliamı devam ediyor. Pakistan bir türlü istikrara kavuşamadı. Libya’da sular durulmuyor. Filistin’in hali zaten malûmunuz; yahudilerin zulmü bütün şiddetiyle sürüyor. Irak’ın halini görüyorsunuz. Kafkasya darmadağın... Bunlara ilaveten Cezayir, Etiyopya, Lübnan, Çad, Özbekistan, Tacikistan, Mısır, Eritre, Uganda, Nijer, Nijerya ve daha pek çok bölgede de işgal ve müslüman kıyımı devam ediyor. Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Yemen, Umman, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ABD güdümlü yönetimlerin elinde. Türkiye de bu kervanın yolcularından.
Görüldüğü gibi, müslümanlar üzerinde korkunç bir kıyım, talan, sömürü ve baskı var. ABD, Fransa, Rusya, Çin, Hindistan, İngiltere, İsrail gibi sömürgeci emperyalist güçler, İslam coğrafyasındaki baskılarını, saldırılarını ve sömürgecilik politikalarını artırarak sürdürüyorlar. İslam coğrafyası ateşler içinde yanıyor. Dünyanın her yerinde müslüman kanı akıyor, çocuk-büyük, kadın-erkek denmeden müslümanlar hunharca katlediliyor. Müslümanlara ait yeraltı ve yerüstü kaynakları vahşice sömürülüyor. İslam coğrafyasındaki emperyalist işgal her geçen gün büyüyor.
Ama bütün bunlara rağmen, kime ve neye hizmet ettiği bilinmeyen birileri çıkıp, “İslam barış dinidir” diyerek müslümanların öfkesini, direncini, cihad bilincini zapturapt altına alma, törpüleme, pasifize etme çabalarına deste veriyor, hizmet ediyor. Bizimle her alanda ve her yerde, her türlü silahla ve yolla topyekün savaşılacak, ama biz müslümanlar bunun karşısında susacağız, karşılık vermeyeceğiz, cihad ayetlerini yok sayacağız, barış ve diyalog ninnileriyle uyutulacağız! Yok öyle...
İslam barış dini, müslümanlar da uysal koyun, öyle mi? Hayır, İslam ayaklar altındayken, İslam beldeleri işgal altındayken, İslam coğrafyasının yeraltı ve yerüstü kaynakları talan ediliyorken, müslümanlar öldürülüyorken, İslam barış değil savaş dinidir. Hem de “fitne yeryüzünden kalkıp, Allah’ın dini bütün dünyaya hakim oluncaya kadar!..”
Emperyalist küfür güçlerine, tağutlara, küresel efendilerin uşaklarına karşı müslümanların şeref ve haysiyetini koruyacak tek şey, öyle görünüyor ki, “topyekün cihad”dır. İşgalden kurtulup İslami sistemi kurarak özgürlüğe kavuşmak için, bütün müslümanların “Ümmet bilinci” ile bir araya gelip, emperyalist küfür güçlerine karşı “topyekün cihad” ile “yeniden diriliş”i sağlamaktan başka çıkar yolları, çareleri yoktur.
İslam barış dinidir de, barışın sağlanabilmesi için savaştan başka yol yoksa, hakların alınması için savaşmak gerekiyorsa, o zaman cihad ayetleri devreye girer ve İslam, “savaş dini” oluverir. Ta ki müslümanların izzetini temin edecek barış sağlanana kadar!...
Evet, müslüman terörist olamaz, doğrudur; lâkin mücahid de mi olamaz?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.