22 Temmuz 2017 Cumartesi27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 27°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,630 1.09
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Fasulye...

Faruk Köse

Kur’an dinletilen fasulye, dinletilmeyene göre üç kat fazla büyümüş. Bu haberden ne çıkarılıyor? Kur’an’ın fazileti mi? Kur’an sesinin büyümeye etkisi ya da olumlu tarafları mı?

Önce uygulamaya bakalım. Bir İmam Hatip öğrencisi, ses geçirmeyen üç kaba üçer adet fasulye tohumu ekmiş. Birinci kaptaki fasulyeye bir hafta Kur’an, ikinci kaptakine müzik sesi dinletmiş; üçüncü kaptaki fasulyeye hiçbir ses dinletmemiş. Bir hafta sonra bakmış ki, Kur’an dinletilen fasulyenin boyu 33 santim, sessiz ortamdakinin boyu 11 santim olurken, müzik sesi dinletilen fasulye çimlenmemiş bile.
Muhabbet şu: Demek ki Kur’an sesi çok faydalı.
Yani bunu “Kur’an mucizesi”ne bağlayanlar var. Kalbi katılara Kur’an dinletildiğinde, aynen fasulye gibi netice alınabileceğine kadar vardırıldı yorumlar. Ancak şu düşünülmedi: Şimdi bu deneyde tersi görülseydi bu, Kur’an’ın faydasız olduğunu mu gösterecekti?
Böyle şeylerin dine yararlı olduğunu sanmıyorum. Kur’an’ın, deneyle ispata ihtiyacı mı var?
Tekrar deneye dönersek; “bilimsel geçerlilik” için, “deneyin doğru yapılması” lazımdı. O deneyde, genetik olarak büyümeye daha elverişli fasulye tohumuna Kur’an dinletilmiş olabilir. Hiç çimlenmeyen fasulyenin ise çimlenmeye elverişli olmaması mümkün. O halde, tek bir örneğe bakarak “bilimsel sonuç” çıkarmak “bilimsel” de değildir, “akli” de. Doğru sonuç için şöyle yapılabilirdi:
Deney, ayrı mekânlarda, ayrı ortamlarda; ayrı atmosfer, nem ve toprak şartlarında, her bir kategori için çok sayıda fasulye ile yapılmalıydı. Mesela farklı atmosfer şartlarında, farklı nem ve toprakta, hatta farklı bölgelerde, birbirinden ayrı çok sayıda fasulyeye Kur’an dinletilseydi sonuç nasıl olurdu acaba? Müzik dinletilen ya da sessiz ortamda bırakılan fasulyeler için de aynı yöntem uygulansaydı ne olurdu? Hatta fasulyelerin tohumlukları da farklı örneklerden seçilmeliydi. Mesela elimizde 3 ayrı tohumluk olsun. Her bir deneye bunların her birinden belirli sayılarda örnekler alarak, sonucun nasıl olacağına bakılmalıydı.
Eğer böyle bir deney sonucunda ortalama itibariyle Kur’an dinletilen fasulyeler diğerlerine göre daha fazla büyüyorsa, o zaman yukarıdaki sonucu Kur’an sesine bağlayabilirdiniz.
Bir şey yanlış anlaşılmasın. Elbette “Kur’an sesi”nin canlılar üzerinde muhakkak müsbet etkisi vardır. Ama bunu böyle alelade biçimde sunarsanız, Kur’an’a hizmet etmiş olmazsınız, bilakis başka birinin de farklı sonuca ulaşması halinde, bu hareketinizle Kur’an’ı ayağa düşürmüş olursunuz.
Eskiden, bir dergide arının, bal yaparken Arapça lafızla Allah yazdığına dair resimler ve yazılar yayımlamıştı. Birileri de bununla Allah’ın varlığını ve yüceliğini delillendirmeye kalkışmıştı. Özal zamanında bir gün gazetede görmüştüm. Vatandaş Özal’ın seçim mitinginde elindeki bal çerçevesini tutuyor objektiflere. Arı, bal yaparken “T. ÖZAL” yazmış! “Bu nasıl iş?” diye arıcılara sorduğumda gülerek şöyle cevap vermişledi. “Eğer çerçevedeki mum üzerine iğneyle delikler açarak yazı yazarsanız ve bu deliklere şerbet dökerseniz, arı oraya daha yoğun bal bırakır ve yazı bal ile şekillenir.”
Demek ki, bu tür durumlardan ilahi hakikatlere dair sonuç çıkarmak doğru değil. Mesela fasulyenin büyümesinden İslam ya da Kur’an lehine müsbet sonuç çıkarmak, aklımızı da, dinimizi de, Kitabımızı da hafife almak olabilir.
Hem, biliyorsunuz, aynı Kur’an’ı dinlediği halde kimileri imanın doruklarına, kimileri de küfrün çukurlarına düşebilmiştir. Hz. Ömer Kur’an’ı dinleyip iman etmiş, Ebu Cehil aynı Kur’an’ı dinleyip küfrün ve şirkin önderi olmuştur. Osmanlıların, bazı hastaları musiki ile tedavi ettikleri söylenir. Hafızlara sanat musikisi eğitimi verildiğine dair kayıtlar var. Aynı deneyde, bazı fasulyelere de kulağa hoş gelen bir müzik dinletilseydi, onların da büyüdüğü görülebilirdi.
Kur’an’ı bir de bet sesli, düzgün okuyamayan birine okutun bakalım... Bırakın fasulyeyi, sizin de hoşunuza gitmez. Hoşunuza gitmeyen ayetler değil, okuyuş biçimidir. Nasıl ki bu Kur’an’ın değerini düşürmez, Kur’an sesine duyarlı fasulye de Kur’an’a değer katmaz!
Kur’an’da, Kur’an’ın kimileri için rahmete, kimileri için de helake neden olduğuna dair hükümler var. Mesela İsra-82 ayeti: “Biz Kur’ân’ı mü’minlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.”
Yani demem o ki, bizim dinimiz, Kitabımız elbette çok yücedir; onun her bir harfinin ayrı bir bereketi vardır ve Kur’an bize mutluluk verir. Ancak Kur’an’ın güzelliğini fasulye muhabbetine kurban ederseniz, kaş yapayım derken göz çıkarmış olmaz mısınız?
Kur’an’ın hükümlerinden uzaklaştıkça, işte böyle şeylerle avunmaya başlarız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.