21 Eylül 2017 Perşembe1 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:17Güneş 06:43Öğle 13:04İkindi 16:28Akşam 19:12Yatsı 20:32
    • 28°C Adana
    • 29°C Adıyaman
    • 26°C Afyon
    • 24°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 30°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 104.001 -1.26
  • Altın: 145,669 -0.64
  • Dolar: 3,5083 1.03
  • Euro: 4,1894 0.50

Cahiliye karakteri

Fatma Tuncer

Araplar İbrahim’in ve İsmail’in kendi ataları olduğunu biliyorlardı fakat onların yolunu çoktan terk etmişlerdi . Şüphesiz toplumun sapma ve yanlış yöne kaymasında çıkarcı din (!) adamlarının, siyasi otoritenin , kahinlerin , kabile reislerinin rolü büyüktü. Ortada bir misyon var ise elbette rolleri sabit aktörlerde olacaktır . Bu çevreler kendi yerlerini korumak ya da belli bir maddi/manevi çıkar sağlamak için işlerine gelmeyen yerleri hayatlarından çıkarmışlardı.

Cahiliye aslında bir şirk toplumudur. Şirki temsil eden çeşitli semboller vardır. Onlar, geçmişte yaşamış ulu bir kişi öldüğünde hemen heykelini (putunu) dikip özel ve dini merasimlerde bu putlara saygı ve tazimde bulunmaktaydılar. Bu ilk etapta masum ve bilinçsizce yapılmış hareketler gibi görünse de aslında bu tazim ölen ulu kişinin manevi kişiliğine , ideolojisine , düşüncesine , yaşantısına olan bağlılığı temsil ediyordu. Onlar yalnızca ulu kişilerin mezarlarına , putlarına tapmıyor ( itaat ve hürmetlerini sunmuyor ) aynı zamanda peygamberlerin ya da tanınmış müminlerin mezarlarına da tapıyorlardı. Hatta dilek ve isteklerini , dualarını ölmüş kişilerin ruhlarını aracı (şefaatçi) koyarak , onlara yalvararak dile getirirlerdi.

“Dünya da olduğu gibi Arabistan’da da cahiliye devrinde müşriklerin Allah’a ortak koştukları ,ibadet ettikleri ve her konuda başvurdukları tanrılar üç çeşitti: Birincisi, ruhsuz ve akılsız yaratıklar. ikincisi geçmişte yaşamış olan büyük şahsiyetler. Üçüncüsü kendileri de sapık olan ve başkalarını doğru yoldan saptırmış olan kişiler....” Mevdudi

Cahiliye bilimde ,dinde , düşüncede , akıl ve kavramlarda içine düşülen sapkınlıklar ve aşırılıklardır bir başka deyişle .

Allah’ın rızası yolunda bilim (aklın semerelerinin ) ve dinin yol göstericiliği ise karanlık dehlizleri aydınlatan bir meşaledir oysa...

Aydınlık yol aklın yolu gibi birdir ve bu ne çelişki ne de ikilem kabul eder.Cahiliye ise bir kara gecede aklın ve gönlün otobanından şarampole yuvarlanmaktır .

Cahiliyenin hayata bakış açısında amansız bir kör nokta vardır ki bu kör nokta , sorumsuzluk, umursamazlık, şuursuzluk ,aşırılık olarak ortaya çıkmakta ve insanı kendi hücresine hapsetmektedir. İşte bu gün kitle dediğimiz yığınların içine düştüğü durum da budur.

Cahiliye geçmişte kalmış değildir, cahiliyenin uzantıları bu gün yaşadığımız toplumda ve bütün dünyada devam etmekte ve genç dimağları karanlığa doğru çekmektedir. Zira çağ değişse ve araçlar modernize olsa da cahiliyenin karakteri hep aynıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.