Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Bir Trending Topic olayı... Kapitalist beslemesi bir antikapitalist!

Bir Trending Topic olayı... Kapitalist beslemesi bir antikapitalist!

Herhalde biliyorsunuz, birkaç yıl öncesine kadar “telefon” bile taşımazdım... Şimdi, “emanet bir telefon”um var... Doğrusu, “telefon kullanmamak” için uzun süre direndim...
Öyle ya;
“Ev”den “iş”e, “iş”ten “ev”e giden bir adamım... Arayan olursa; ya “ev”de ya da “gazete”de ulaşır bana...
Böyle düşünüyordum ki;
Sayın Başbakan’la birlikte “yurt dışı geziler” başladı... Sonunda “mecburen ve mecburiyetten” telefon kullanmaya başladım...
Dediğim gibi, o da emanet...
Tabii, sadece “konuşmak, mesaj atmak ve maillerime bakmak” için kullanıyorum telefonu...
Önceki gün Ülke TV’de Ersoy Dede sordu; “Bir Twitter hesabı açmayacak mısın?”
Gelecekte ne olur bilinmez... Ama şimdilik ne “Twetter”i düşünüyorum ne de “Facebook”u!..
Her şeyden önce, vaktim yok!..
EN ÇOK KONUŞULAN ADAM!
Gelin görün ki;
“Sanal dünya”dan uzak bir adam olan ben, önceki gün “Trending Topic” olmuşum iyi mi?..
İnanır mısınız;
“Trending Topic”in ne anlama geldiğini bile “sözlük”lerden öğrendim...
Efendim; “Trending Topic” demek; “O an, adından en çok söz edilen, en çok konuşulan, sanal dünyanın gündemine oturan kişi” demekmiş!..
İşte benim gibi, “sanal dünyadan uzak” bir adam; önceki günkü yazımdan dolayı “sanal dünyanın en çok konuşulan kişilerinden biri” olmuş...
Kimi övmüş,
Kimi sövmüş!..
Şöyle bir baktım da;
İçlerinde “ilginç tespitler” yapanlar da var... Meselâ, benim; “Gezi’cilerin seviyesine inme fedakârlığı gösterdiğim” gibi!..
Mesela;
“Siz Tayyip Erdoğan’a küfrederken iyiydi de, Hasan Karakaya size küfredince kötü mü oldu?.. Ne yapsın adam, anladığınız dilden konuşmuş!” gibi...
Kimi de;
“Baltayı kınından çıkardığımı” söylemiş ama, balta, zaten kınında değildi ki, Nisan ve Mayıs aylarında, 2 aylığına duvara asmıştım...
Biliyorsunuz;
O 2 aylık sürede, tam bir “Akil İnsan” gibi davrandım... Bırakın “küfür” veya “hakaret”i, doğru dürüst “eleştiri” yazısı bile yazmadım...

HERKESE ANLADIĞI DİLDEN!

Gelin, görün ki;
Ben, “Analar ağlamasın... 30 yıldır akan kan dursun... Türkiye, huzur ve refah ülkesi olsun” diye Ege yollarında dolaşırken, birileri “Süreci molotoflamaya!.. Süreci taşlamaya!.. Süreci kurşunlamaya” başladı, işte o zaman “baltayı duvardan indirmek” şart oldu!..
Önceki günkü, “Trending Topic” olan yazıyı, “ben” değil, aslında hep “horlanan”, hep “dışlanan”, hep “ezilen” ama buna rağmen vandallaşmayan “sessiz çoğunluk” yazdı...
Ben, onların sesi oldum...
Dediğim gibi;
Eleştirenler de vardı, “Sesimiz oldun” diye sahip çıkanlar da...
Ve elbette;
“Diren ayol!” diyen “Yumuşakça”lar da vardı...
Hayır, kesinlikle “pişman” değilim...
Çünkü, “böyle bir yazının yazılması gerektiğini düşünen” milyonlarca insan vardı.. Ben, “toplumun tercümanı” oldum..

YILAN-LEYLEK HİKÂYESİ!

Bütün “tweet”leri tek tek okumasam da, aralarında “dikkatimi çeken tweetler” de vardı.
Bazıları “kuyruk acıları”nı hafifletmek için, bu yazıyı fırsat bilip, saldırmışlar bana...
Demek ki;
Onlarla ilgili yazılarım, fena halde acıtmış!.. Hâlâ “acı” içinde kıvranıyorlar.
Herhalde bilirsiniz;

“Ağız”larından veya başka uzuvlarından içlerine “yılan” girenler, “süt” kaynatırlarmış ki, yılan “süt kokusu”na gelsin de, çıksın dışarı!..
Kimileri de;
“İçlerine giren yılanı çıkartmak” için, “leylek” beklermiş!..
Hakkımda yazılan “tweet”lere baktım da; “içlerine giren yılanı çıkartmak” isteyen bazıları, “leylek” beklemekle meşgul!.. Çünkü  başka türlü “kuyruk acıları” dinmeyecek!..

DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMAK

“Kuyruk acısı” çekenlerden biri de; kendilerine “Antikapitalist Müslümanlar” diyen ve “Hıyarım var” diyenlerin peşinden “tuzluğu kapıp koşan gençler”in elebaşı olan İhsan Eliaçık...
İşbu İhsan Eliaçık;
29 Haziran 2004’te Topkapı Sarayı’nda yapılan NATO Zirvesi’nde; aralarında benim de bulunduğum “gazeteciler”in, “Zirve’ye katılan devlet ve hükümet başkanları ile çektirdiğimiz fotoğraf”ı yayınlayıp; “İşin sırrı bu fotoğrafta” gibi lâflar geveleyerek, “durumdan vazife çıkarmaya” yeltenmiş!..
Ne varmış o fotoğrafta?..
Ben, o fotoğrafı 1 Temmuz 2004 tarihli Ayna’da yayınlayıp, yaşadığım “yaman çelişki”yi zaten kendim yazdım...
Yani, gocunacak bir şeyim yok...
Ama, her fırsatta; “İslâmi camianın zenginleştiğini, yoldan çıktığını” iddia eden İhsan Eliaçık ve zavallı müritleri; acaba “hangi sağcı kapitalist tarafından finanse edildiklerinin” cevabını verebilirler mi?..

DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN?

Bu sorunun cevabını “ben” vermeyeceğim, çünkü “Timetürk” vermiş... Timetürk’te, 27 Haziran 2013 Perşembe günü yayınlanan bir yazıda, İhsan Eliaçık’la ilgili “ilginç bilgiler” veriliyor, “onun ilginç bağlantılarından” söz ediliyor...
Buyrun, birlikte okuyalım:

“İslami camia içindeyken İslamcıların zenginleşerek sınıf atladığı, ‘abdestli kapitalist’lerin mülk sahibi oldukları, oysa mülkün sadece Allah’a ait olduğu, bu sebeple ‘mahalle duvarlarını yıkmaya’ talip olduğunu belirterek ulusalcı ve sosyalist kesimlerle birlikte olmayı seçen İhsan Eliaçık ayrıca ‘Antikapitalist Müslümanlar’ isimli gençlik grubunun da ‘abisi’ oldu.
Küçük bir apartman dairesinde faaliyetlerini sürdüren Eliaçık, özellikle son çıkışlarıyla merkez medyasının ilgisini çekerken kendisi de sınıf atlıyordu.
Kıztaşı’ndaki ‘mütevazi dairesi’nden Fatih’in merkezindeki Akdeniz Caddesi’nde ‘iki katlı bir kültür merkezi’ne taşınan Eliaçık ve ekibinin edindiği ‘mülkiyet’i kim finanse ediyor?
Sonuçta Akdeniz Caddesi’nde iki katlı bir kültür merkezi açmak, öğrenci harçlıklarını ya da ‘kitap satarak geçimini sağlayan’ bir yazarı aşar.

Emlakçılara göre cadde üzerinde 125 metrekarelik bir daire katının kirası 5.500 TL’den başlıyor. İki katlı bir kültür merkezinin ortalama kirasının nasıl karşılandığı ise merak konusu...
İşte tam da burada devreye iş adamı Ahmet Kopuz giriyor. İhsan Eliaçık’a sahibi olduğu KRT Karadeniz TV’de program yaptıran kapitalist...
Kopuz, Eliaçık’la beraber program yapıyor Karadeniz TV’de.

ÇAPAN... YAŞAR NURİ... ŞENER!

Abdüllatif Şener’in kasası olarak bilinen Ahmet Kopuz ‘çok renkli’ bir iş adamı. 2007 seçimlerinde Yaşar Nuri Öztürk, 2011 seçimlerinde Abdüllatif Şener’in kasası, finansörü olmuştur. 2009 seçimlerinde Esenyurt’ta Gürbüz Çapan’a destek vermiştir. KRT kurucusu ve eski sahibi Zihni Cinan, Kopuz’un televizyonu hile ile elinden aldığını iddia etmiştir.
Kopuz, Yaşar Okuyan ile birlikte Yaşar Nuri’yi Halkın Yükselişi Partisi HYP’de devirmeye çalışmış…

Tercüman’dan Ayşem Kalyoncu’nun iddiasına göre ise; bu parti içi darbe girişiminde Kopuz, Yaşar Nuri’nin eski eşine bir dosya hazırlatarak ‘Aşk Skandalı’nın patlak vermesini sağlamış...
Kopuz HYP’de başarılı olamayınca Abdüllatif Şener’le birlikte Türkiye Partisi’ni kurdu. Kopuz MKYK üyesi.
Eliaçık’ın finansörü Kopuz, Kamuoyunda ‘2B’ olarak bilinen ‘orman vasfını yitirmiş araziler’in satışını bekleyen ünlü isimlerin arasında yer alıyor... Satış için gün sayanlar arasında oyuncu Halit Ergenç ve Ahmet Kopuz da bulunuyor. Kendisinin Rize’de bir AVM’si, hanı ve İstanbul’da bir çok şirketi bulunuyor. ‘Mülk Allah’ındır, ağaçları koruyalım’ diyenlerin kimlerle nasıl işler yaptıklarını da görmüş oluyoruz...
Eliaçık’ın finansörü Kopuz; Yaşar Nuri ile başlayıp Abdüllatif Şener ve Yaşar Okuyan’la devam eden serüveninde Demokrat Parti’nin ‘Merkez sağ’ı toparlayacak liste’sinde de yer alıyor.

İhsan Eliaçık’ın birlikte program yaptığı ve aynı zamanda TV’nin sahibi olan Ahmet Kopuz kanalını, Tuncay Özkan ile birlikte Kanaltürk’ü kuran Tuncay Mollaveisoğlu’na emanet etmiş. Mollaveisoğlu, Kanaltürk’ün satılmasının ardından Kanal Biz televizyonunun kuruluşunda yer aldı. Ayrıca Sözcü Gazetesi’ne de haberler hazırlamaktaydı.

NE ŞİŞ YANSIN, NE KEBAP!

Bu kadar ismi neden andık? Eliaçık ve takipçileri her fırsatta İslami camianın zenginleştiğini, yoldan çıktığını dillendiriyor. Mülkün Allah’ın olduğunu ve paylaşım esasına dayalı sınıfsız bir toplum kurulması gerektiğini belirtip ‘Kur’an’da ‘Müşrik’ demek ‘Zengin’ demektir’ diyor. Ama aynı çevrenin mülkiyet ilişkileri hiç de böyle değil. Solcularla, ulusalcılarla ortak eylem yapıyor ama ‘Derin Sağ’ ile finans ilişkisine giriyor...
Ortada apaçık bir tutarsızlık var.
Hem söylemde, hem eylemde!..”
Yazıyı okudunuz...
Şimdi, İhsan Eliaçık’ın yapması gereken şey; “bayatlamış” ve aynı zamanda “izahı yapılmış bir fotoğrafı” bugün gündeme getirmek değil; kendi hakkındaki, “Fırından yeni çıkmış... Sıcak sıcak... Dumanı üstünde... Taze, taptaze iddialara” cevap vermektir...
Söylesin bakalım;
Hem “antikapitalist” geçinip, hem de “bir kapitalist ile iş tutmak” nasıl bir şeydir?..
“Kuyruk acısı”nı anlarım da, bana cevap vermeye kalkarken, kendi arkasında sallanan “çakıldak”ları da görmesi lâzım!..
İhsan Eliaçık’a söylediklerim;
Tüm “Gezi zekâlı”lara ders olsun!..

Mısır nereye?.. Sivil siyaset mi, askeri vesayet mi?

Şu ana kadar Mısır’daki durum, tam bir “toz duman”dı...
Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, acaba “Direnmeye devam” mı edecek, yoksa ordu yönetime el mi koyacak?..
Söylenecek çok şey var...
Ama, görünen o ki; “Taksim’in Gezi Zekâlıları” gibi, “Tahrir’in Geri Zekalıları”nın da “istifa”dan başka sloganları yok!..
Mursi, farzedelim ki “istifa” etti...
Peki, bu durum; “halkın üçte ikisinin oyuyla seçilen” bir adamdan ziyade “demokrasiye tecavüz” değil midir?..
Şu hale bakın, yıllardır “Mübarek’in despot yönetimi”ne boyun eğen “solcu ve laikçi”ler, Mursi’ye “1 yıl bile tahammül edemediler” ve “istifa” demeye başladılar!..
Diyelim ki, Mursi gitti..
Peki, “daha fazla bir oy”la geldiğinde, yine mi başlayacak protestolar?..
Adamlara bakın; ordunun “Mısır’ı oyduğu, halkı soyduğu” yetmemiş gibi, yeniden “Ordu gelsin” diyor... Demek oluyor ki, bu adamlara “demokrasi” bir numara büyük geliyor!..
Boşuna dememişler;
“Dinsizin hakkından imansız gelir!”
Asker gelsin de, görsünler günlerini!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi