23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 12°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 89.809 -0.88
  • Altın: 145,306 -0.07
  • Dolar: 3,6167 -0.04
  • Euro: 3,9083 -0.13

İsim veriyorum: Haydar Baş...

Faruk Köse

Onbeş gün önceki (24.06.2013) “10 defa diriltip 20 defa idam etmek” başlıklı yazımda, M. Kemal’i hafız ilan edip İskilipli Atıf Hoca’ya iftira eden bir “tüccar-şeyh”ten söz etmiş, ama ismini vermemiş, arayıp isim soran okurlarıma da “isim verecek olsam yazardım” demiştim. Çünkü amacım, o zatın şahsını hedef almak değil, yanlışına işaret etmekti.

Ancak, mezkur “tüccar-şeyh”in gazetesinin başyazarı, bunu şeyhine yamamış ve beni de ismen anarak “kendi seviyesince” bir yazı döşenmiş.

Madem yarası olan gocundu, o halde ben de sözünü ettiğim şahsın ismini verebilirim: Haydar Baş!...

Başyazar, yazdığı dört yazıda pek çok ithamda bulunmuş, hakaret etmiş, iftira atmış. Ancak, bu dört yazıda yanına bile yaklaş(a)madığı, hâlâ cevapsız kalan suallerin bir kısmını tekrar sormak istiyorum.

Yeni Akit hakkındaki ithamlarına değinmeyeceğim. Çünkü Yeni Akit, herhalde kendini savunmayı bilir. Ancak, Akit’i “küfür, hakaret, çamur atma, iftira, provokasyon, yalan namına ne varsa sayfalarına taşıyan” bir gazete olarak sunarken, “tencere-tava tüccarından bozma sahte Prof. ünvanlı Şeyh”inin, “küfür”, hakaret, çamur atma, iftira ve yalan namına ne varsa İskilipli Atıf Hoca’ya bulaştırmasını savunması, gerçekten traji-komik bir durum. “İftira ve yalan ile iman aynı yerde birlikte bulunmaz” diyen bir Başyazar’ın, Atıf Hoca’yı kötülemek için atılan iftiraları ve M. Kemal’i sevdirmek için uydurulan yalanları savunması ne kadar acınası bir durum! Bir muhabirin, İngiltere Kraliçesi’nin toplantısına “gazeteci sıfatıyla” katılmasını, “içkili toplantıya nasıl katılırsın” diye eleştiren Başyazar’ın, rakı içmesiyle meşhur M. Kemal’e “hafız ve dindar” diyen “Şeyh”in adına kalem sallamasını ciddiye almıyorum.

Beni doğrudan ilgilendiren, Başyazar’ın “Siz kim, Haydar Baş kim!” başlıklı dördüncü yazısı. Diyor ki: “Yazarlara baktım: Biri Ali İlbey diğeri, Faruk Köse adlı bir adam. Adam demem sizi yanıltmasın!...  Her gazetede böyle ‘bugün şuna saldır, bugün buna saldır’ kontenjanından yazarlar olduğu için bu zavallıları mazur görmek lazım diye düşünüyorum.”

Adamlığı; Kemalist Şeyh”in, “beynini kiraya vermiş Başyazar”ından öğrenecek değiliz.

Ancak devamındaki bir cümle önemli: “Her gazetede böyle ‘bugün şuna saldır, bugün buna saldır’ kontenjanından yazarlar olduğu...” diyor. “Her gazetede” dediğine göre, kendi gazetesinde sağa-sola saldırmakla görevli yazarlar varmış. Galiba kendisi de bunların Başyazarı olacak ki, saldırıyor! Bu, itirafı. İftirası ise, güya ben, Yeni Akit’in, “bugün şuna saldır, bugün buna saldır” kontenjanından yazarıymışım. İnanıp inanmamak size kalmış da, gazete yönetimi tarafından bu zaman kadar bir kez bile, bırakın “saldırma”yı, “herhangi bir konuda” yazı yazmam İSTENMİŞ DEĞİL. Ne yazdıysam kendim karar verip yazdım. Galiba kendi yazarlarını tetikçi olarak kullanıyorlar ki, Yeni Akit’in de öyle yaptığını zannediyorlar.

Şimdi bu Başyazar’dan, aşağıdaki sorulara cevap bekliyorum:

1- Haydar Baş, “Prof.” ünvanını hangi akademik kariyeri yapıp, hangi üniversiteden aldı? Mesela, “doktora”sını nerede, ne zaman verdi? Doktora tezi neydi?

2- Müritlerini pazarlamacı olarak kullandığı çelik tencere üretiminde kimin ne kadar parasını kullandı; bu paraların akıbeti ne oldu?

3- Haydar Baş ve ekibinin İran’la herhangi bir ilişkisi var mı? Varsa, İran’dan bu ilişkinin ve desteğin mahiyeti hakkında takipçileri bilgilendirilecek mi? Yoksa... “Yok” demeden önce biraz daha düşünmek ister misiniz?

4- İslâm’a göre “Laik-Kemalist” rejimi benimsemenin, “resmi ideoloji”ye yakın durup “yaranma”ya çalışmanın hükmü nedir? Bir kimse, hem “Atatürkçü” hem de “Müslüman” olabilir mi, olabilirse bunun Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas’tan delilleri nelerdir? Olamazsa, belli bir kitlenin önüne geçip “şeyhlik” yapan birinin, İslâm’ı hayattan uzaklaştıran M. Kemal’i “dindar-hafız” olarak tanıtması nasıl açıklanabilir?

5- Elinizde, İskilipli Atıf Hoca’nın, “Milli Mücadele”ye karşı Yunanlıları desteklediğine dair herhangi bir belge var mı? Temcit pilavı gibi sürekli öne sürdüğünüz Teali İslâm Cemiyeti’nin bildirisinde Atıf Hoca’nın adını ve imzasını gösterebilir misiniz?

6- Haydar Baş ilah mı ki, Atıf Hoca hakkında, “10 defa diriltir, 20 defa idam ederim” diyebiliyor? Böyle bir cümleyi kuran biri Müslümanlara örnek ve önder olabilir mi, bunun neyini, niye savunuyorsunuz? Bakara 258. âyetten haberiniz var mı?

7- M. Kemal’in 8 yaşında “hafız” olduğuna dair deliliniz ne? Bir kimsenin hafız olması günahlarını temizler mi? Hafız olmak, Kur’an’ı hayattan uzaklaştırmayı, Kur’an’ı yasaklamayı, İslâm’ın Kur’an’a dayanan siyasi-idari, hukuki-adli, sosyal-kültürel, iktisadi düzenini, kısaca İslâm’a ait ne varsa onu yıkıp; yerine İslâm’ın tam aksine bir rejimi getirmeyi meşru kılar mı?

Verecek cevabınız var mı?

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.