13 Aralık 2017 Çarşamba25 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 7°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • -6°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 108.153 -0.82
  • Altın: 154,025 0.09
  • Dolar: 3,8325 -0.13
  • Euro: 4,5073 0.05

Yanlış Anlamak 3

Cemal Nar

Geçen yazımızın sonunda, “bu ihtilafı nasıl çözeriz?” diye sormuş ve “çözeriz çok şükür. İslam’da çözüm tükenmez. Ama gelecek yazıda inşallah” demiştik.

 

Devam edelim ve diyelim ki: biz bu ihtilafı Kur'an ve sünnetle çözeriz.

 

Kur'an’da, sünnette, akaid kitaplarının "İmanın sıhhati" ve fıkıh kitaplarının "Mürtede ait hükümler” bahsinde İslam’ın kanunlarını çirkin görüp beğenmeyerek reddeden ve başka yerlerden kanun alanların “mürted", yani dinden çıkan bir kafir olacağı gayet açık olarak yazılmıştır. Bu böyledir. Bunu bilmiyor olamazsınız elbette. Şimdi siz bu hakikati Bediüzzaman hazretlerinin sırf davet metodu gereği susmasına kurban edemezsiniz. Kaldı ki sussa da, açıkça söylese de hakikat budur! Ama ne yazık ki siz ona söylemediğini söyletiyorsunuz.

 

"Bediüzzaman'ın kitabı varken, ben başka bir kitaba müracaat etmem. O da meseleye böyle bakıyor” demek, hem taassuptur, hem de ihtilafı çözmek istememektir. Amelî mevzularda, yani fıkhî meselelerde ihtilaf rahmet ise de, itikatta, akaitte ihtilaf azaptır. Hiç bir müslüman azap istemez, istememelidir.

 

Kaldı ki Bediuzzaman Said Nursî (ks) başta fıkıh olmak üzere birçok ilim dalında metodik eser, yani bölüm bölüm bahisleri işleyen eser yazmamıştır.  Bediüzzaman'ın kitabı varken, ben başka bir kitaba müracaat etmem” diyen, namaz kılmasını bile bilemez. Çünkü namaz abdest fıkhı o eserlerde tamamıyla yoktur. Bunları konuşup yazmak bile zaittir.

 

Bakınız, Bediüzzaman hazretleriyle aynı zamanda yaşamış ve aynı acı olaylarla karşılaşmış, ama usül ve anlayışı itibariyle, bu işin hükmünü açıkça yazmayı faydalı görmüş olan bir muhterem Osmanlı âlimini dinleyelim şimdi:

 

"Hele şu zamanda hâşâ ahkam-ı ilahiyeyi beğenmeyerek bir takım Avrupa kanunlarını hükm-ü ilahî üzerine takdim ve tercih etmek isteyen kimseler, asr-ı saadette bulunan (münafıklardan)lardan daha aşağıdırlar.  Çünkü; ahkam-ı ilahiyyeden her biri ukûl-u beşere muvafık ve adalete mutabık olduğundan, onun haricinde bir kanun aramak, hamakattan başka bir şey değildir. Fakat ahkam-ı şer'iyyeye vukufu olmayanlara bunu anlatmak imkansızdır. Çünkü anlamak istemezler." (Konyalı M. Vehbi,  Hulasat’ül Beyan,  IX. 3756)   

 

İşte bu kadar. Anlamak istemeyenler varsın anlamasınlar. Ama biz olsun anlayalım canım! Allah Bediüzzaman Said Nursî Efendiden de, bu cümleleri yazan Konyalı Mehmet Vehbi Efendiden de razı olsun. Onlar, konuşmuşlarsa da, susmuşlarsa da, dînî bir maslahat ve menfaat için yapmışlardır.

 

Bize gelince, İslam’ı ve üstadlarımızı iyi anlamaya çalışmalı, taassubtan ve kör taklitten uzak olmalı, İslam’ı kendi anlayışlarımıza kurban etmemeliyiz.

 

Yanlışa düşmek kötü, ama başkalarını düşürmek daha da kötüdür.

 

İlkinde kötülük defteri kapatılabilir. Ama ikincisinde kıyamete kadar açık kalma ve içini kötülüklerle doldurma ihtimali vardır.

 

Allah, insaftan ayırmasın, doğruya irşat edenlerden de, irşadı kabul edenlerden de razı olsun. Amin!

 

 

 

 

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.