24 Ekim 2017 Salı3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:53Güneş 07:18Öğle 12:55İkindi 15:49Akşam 18:19Yatsı 19:39
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 153,156 -0.04
  • Dolar: 3,7141 1.19
  • Euro: 4,3624 0.88

Mezhep Bid’atmiş!

M. Şevket Eygi

PEYGAMBER (Salat ve selam olsun ona) zamanında mezhep yokmuş, binaenaleyh mezhep bid’atmiş… Ne kadar yuvarlak bir laf!..

Resulullah zamanında Mushaf da yoktu, Kur’an-ı Kerim dağınıktı. Hz. Ebu Bekir zamanında toplandı, Hz. Osman zamanında çoğaltıldı, Mushaf haline getirildi. Bu da mı bid’attir?

Peygamber zamanında fıkıh kitapları yoktu. Onlar da mı bid’attir?

Şu mezhepsiz ilahiyatçılara ne demeli bilmem ki…

Taqiyye yapıyor, Mutezile veya Fazlurrahman mezhebinden olduğunu gizliyor, Ehl-i Sünneti yıkmak için mezhep bid’attir diyor.

İlahiyatçı profesör iyi bilmelidir ki:

1. Peygamberimizin mucizevî şekilde haber verdiği üzere Ümmet yetmiş üç fırkaya ayrılmıştır.

2. Fırkaların yetmiş ikisi cehennemliktir.

3. Biri fırka-i nâciyedir, yani kurtuluş fırkasıdır.

4. Bu kurtuluş fırkası Ehl-i Sünnet ve Cemaattir.

5. Ehl-i Sünnet Kur’anı doğru şekilde yorumlar.

6. Sünneti İslamın ikinci ana kaynağı olarak kabul eder.

7. Ehl-i Sünnet bozuk fırka ve mezheplerle bir tutulamaz.

8. Birtakım ilahiyatçıların bağlı oldukları Mutezile mezhebi bozuk bir mezheptir.

9. Diyanete sinsice sızmış olan Fazlurrahmancılık, yahut Tarihsellik mezhebi de çok bozuktur.

10. Hiçbir Mutezilî veya Fazlurrahmancı ilahiyatçının taqiyye yaparak Müslümanları aldatmaya hakkı yoktur. Açıkça, mertçe, samimî şekilde Mutezile (veya başka bir mezhebe mensup) olduklarını söylemeleri bir ahlak ve dürüstlük borcudur. Müslümanları aldatanlar Müslüman değildir.

11. Müslümanlar birleşmek istiyorlarsa Sevad-ı Âzam olan Ehl-i Sünnette birleşebilir.

12. Mezhepler kalksın, bütün Müslümanlar Kur’anda birleşsin sözü parlak bir edebiyattır ama hayata uygulanamamaktadır.

13. Suriyede Sünnîlerle Şiîler anlaşıp birleşebiliyor mu?

14. Mezhepsizlik İslam dinini ve Şeriatini tehdit eden en tehlikeli bid’attir.

15. Mezhepsizlik dinsizliğe köprüdür.

16. Bid’atçiler Sünnet ve hadîs düşmanlığı yapıyor. Sünnet giderse fıkıh gider, Müslümanlar nasıl ibadet edeceklerini, namazı nasıl kılacaklarını, dünya işlerini (muamelat) nasıl tanzim edeceklerini bilemezler, büyük bir kaos ve anarşi olur.

17. Mezhepsizlerin bir kısmı, Kur’an ayetlerini, mütevatir ve sahih hadîsleri Avrupa Birliği normlarına göre ayıklamak istiyor, bu ise küfürdür.

18. Kur’andaki ve Sünnetteki hükümler dünyanın sonuna kadar yürürlüktedir.

19. Fazlurrahman, bin Sünnî alimin, fakihin, müftünün fetvasıyla Pakistandan tard edilmiş bir sapıktır.

20. Müslüman halkı Şeriat ve fıkıhtan kopartıp dünyevî=seküler hale getirmek isteyenler mudil ve dall kimselerdir.

21. İslamın zaruriyatından birini inkar kimse kafir ve mürted olur.

22. İcazetsiz din alimi, fakih ve müftü olunmaz.

23. Kur’an re’y ve heva ile tefsir edilemez. Kutsal Kitabımızı ancak icazetli müfessirler tefsir edebilir. Kur’anı re’y ve hevası ile tefsir edenler küfre düşer. Men fessere’l-Kur’ane bi re’yihi fekad kefer…

24. Sarıklı Mason Afganî ne bir din alimidir, ne fakihdir, ne de bir din önderidir.

25. İmanlarını ve ebedî saadetlerini kurtarmak isteyen Müslümanlar itikatta ve fıkıh imamlarından ve mezheplerinden birine tabi olmalıdır.

26. Taqiyye ve kitman yapan bid’atçi ve reformcu ilahiyatçıların tuzaklarına düşülmemelidir.

27. Mezheplerini gizleyerek Müslümanları aldatanlar haindir ve merduttur.

28. Devlet-i aliye-i Osmaniyyenin resmî mezhebi Hanefilik idi. Diğer üç hak mezhebin fıkhı da yürürlükteydi. Bu yolda devam edilmelidir.

29. Din ile dünyayı ayırmak küfürdür.

30. İslam, dünya işlerini tanzim için gönderilmiştir.

31. Avrupa Birliği normları ve prensipleri İslama uymaz. AB’nin İslama aykırı bütün ilkeleri, normları, değerleri bâtıldır, yanlıştır.

32. Allahın inzal etmiş olduğu hükümleri beğenmeyenler, onları hafife alanlar, onlarla istihza edenler kafir olur.

33. Resulullah Efendimizin hadîslerini AB normlarına göre “ayıklayanlar” çok büyük bir dalalet içindedir. Tevbe etmeleri gerekir.

34. Kur’andaki 300 küsur muhkem ayetin hükmü zamanımızda geçerli değildir, bunlar tarihseldir inancına sahip olanlar Müslüman değildir.

35. Feminizm batıl ve sapık bir ideolojidir, İslam Feminizmi olmaz.

 

(İkinci yazı)

Dedikodu ve Polemik Tutkusu

SEVGİLİ Müslüman kardeşlerime… Selamdan sonra:

Biz Müslümanlar arasında dedikodu ve polemik tutkunluğu, zararlı meraklar, cemaat holiganlıkları, yıkıcı didişmeler ve çekişmeler hayli yaygın hale gelmiştir.

Müslüman yığınlar, zarurî faydalı lüzumlu konular üzerinde durmuyor, onları düşünüp müzakere etmiyor; pek gelip geçici, pek sebatsız, pek sathî=yüzeysel, fâni, hiç derinliği olmayan güncel haberleri önemsiyor.

Milyonlarca vatandaş polemiklere bayılıyor. İki yazar birbirlerine çatmayagörsün, yazıları on misli, bazen yüz misli daha fazla tıklanıyor.

Milletçe horoz, deve, inatçı keçi dövüşlerinin tutkunu olduk.

1950’lerde, 60’larda Müslüman aydınların gündeminde olan lisan meselesi şimdi marjinalleşti… Tashih-i itikad meselesini önemsemiyoruz… İslamın, imandan sonra ikinci şartı beş vakit namaz ama biz onun üzerinde durmuyoruz.

On milyonlarca halk futbol ve şike haberleri ile yatıp kalkıyor.

Futbol kadar eğitime, ilme, irfana, hikmete, sanata değer vermiyoruz.

Holiganlık, militanlık, fanatizm aldı yürüdü.

Gökteki aya bakmıyoruz, sudaki yakamozlarla uğraşıyoruz. Yakamozlarda sebat yok.

Türkiye’mizde korkunç ve dehşet verici noksanlıklar var. Türkiyenin kurtulması, yücelmesi yeterli sayıda vasıflı eleman yetişmesine bağlıdır. Vasıflı Türkiyeliler nasıl yetişecektir, yetiştirilecektir?

Vasıf derken sadece vasıflı Müslümanları kasd etmiyorum. Dinden uzaklaşmışların, dinsizlerin, hattâ din düşmanlarının bile vasıflı olmasında yarar vardır.

Vasıflı düşman savaş hukukuna ve etiğine riayet eder, vasıfsızı etmez.

Başı örtülü 23 yaşındaki anneyi tekme sille döven, birkaç aylık bebeğinin arabasını parçalayan, mâsum çocuğu çimdikleyen, tırmıklayan, yere düşmüş baygın annenin üzerine işeyen, bu vahşeti yaparken küfür eden kimseler vasıflı düşman olsalardı bunları yaparlar mıydı?

Bendenizin, mensubu bulunduğum Müslüman kesimi gerektiğinde nasıl tenkit ettiğimi görüyorsunuz. Atatürkçüler, laikler, Sabataycılar, Kriptolar da kendi cemaatlerini tenkit etseler, özeleştiri yapsalar ne iyi olur.

Bu memleket nasıl düzelir? Vasıflı Türkiyelilerle düzelir.

Çoğunluğu oluşturan Sünnîler vasıflı olacak… Alevîler vasıflı olacak… Türkler, Kürtler vasıflı olacak… Çerkes, Gürcü, Arnavut, Boşnak, Laz ve diğer unsurlar vasıflı olacak… Dindarlar vasıflı olacak, dinsizler vasıflı olacak… Sağcılar vasıflı, solcular vasıflı…

Gazetelerimiz, yazarlarımız, tv’lerimiz niçin bu vasıf konusu üzerinde durmuyor?

Niçin sanat, kültür, faydalı ilim, irfan, mimarlık, şehircilik konularını gündemimizde tutmuyoruz?

Dedikodularla, polemiklerle, sen ben kavgalarıyla, cemaat ve baron holiganlıklarıyla, futbol çılgınlıklarıyla uğraşırken memleketin temelleri çatırdıyor, haberimiz yok.

Artık horoz ve deve dövüşlerini, dedikoduları, polemikleri baraksak da şahsî ve toplumsal kurtuluşumuzla ilgili ciddî ve kalıcı konulara eğilsek iyi olmaz mı?

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.