13 Aralık 2017 Çarşamba25 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 22°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 108.313 -0.68
  • Altın: 153,536 -0.23
  • Dolar: 3,8493 0.31
  • Euro: 4,5167 0.26

Önce Yan Ki, Sudan Lezzet Alasın

Fuat Türker

Kendilerini ve çevrelerindeki insanları Allah’tan bağımsız birer varlık olarak gören insanlar, etraflarında gelişen olayları kendilerinin yönlendirdiğini düşünür, bu yüzden sürekli gerilim içinde yaşarlar. Her şeyin Allah’ın dilemesiyle kaderlerinde yaratıldığını, Allah’a tevekkül ederek huzurlu, lezzetli ve konforlu bir hayat sürebileceklerini bilmemeleri,  karmaşa içinde, stresli ve sıkıntılı bir hayat yaşamalarına sebep olur.

Geleceğini kendisinin şekillendirdiğini düşünme yanılgısındaki insanın, hayat boyu uğraşıp didinerek sonunda ideali olan bir işe, eve, paraya ve aileye kavuşsa da huzursuzluğu sürer. Çünkü bu kez de başka endişeler yaşamaya başlar. Ya sahip olduklarını kaybederse?..

İşte Allah,  dünya hayatındaki zorlukları aşmanın ve gerçek mutluluğu yaşamanın yolunu gösterdiği halde, bile bile yüz çeviren insan, yalnızca 'kendisine zulmeder.

Zorluk geldiğinde, "başkaları varken neden ben" deyip, dünyada bulunuş amacının imtihan olduğunu unutur. Aczini görüp boyun eğmez, Allah'ın kendisi için yarattığı kaderi beğenmez, O’na dayanıp-güvenmez.

Oysa sabır ve tevekkül göstererek yaşanan zorluklar, dünyada ve ahirette güzellik olarak karşılık bulur. Her şeyin Allah'ın kontrolünde olmasına teslim olamamak insanın kendine yaptığı zulüm iken teslimiyet inanan insan için nimettir.

İnsanların sahip olduğu her şey Allah'ın bahşettiği nimet ve ihsanıdır. İnsan elindekileri, ne kendisi kazanmıştır ne de 'hak etmiş'tir. Bunun farkında olmayan insan, Allah'ın verdiği nimetler karşısında azgınlaşıp- şımararak sevince kapılır, şükretmez. Allah sonsuz rahmet sahibidir bu nedenle Varlığını hatırlaması ve Kendisine yönelip şükretmesi için insanları birtakım olaylarla, zorluklarla ve felaketlerle uyarır:

"Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar"     (Tevbe Suresi, 126)

Dünya hayatında karşılaştıkları zorluklar, hastalıklar, iman edenler için kendilerini Allah'a yaklaştıran birer vesiledir. Oysa bu zor durumlar, bazı insanların Allah'a isyan etmelerine yol açar. Sadece hastalık ve zorluk zamanında değil, her an Allah'a sığınan, O'nu çok anan müminler, her şeyin Allah'tan geldiğini ve çözümün de yine Allah'tan geleceğini bilirler. Ve gösterdikleri sabrın onları kurtuluşa götüreceğine inanırlar.

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz." (Bakara Suresi, 155-156)

Dünya lezzet ve mükâfat mekânı değildir elbette. Bediüzzaman’ın ifadesiyle; “Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur.”

İmtihan mekânı dünyada zorluklardan geçerek eğitim görür; olgunlaşır, keskinleşiriz. Yaşadığımız imtihanın derecesi, zorluk arttığında kat kat artar. Sevaplar, ecirler en fazla zorlukların içindedir. Ahireti amaçlayan insan için zorlukta büyük rahmet ve bereket vardır. Zorluklar, müminin nimet olarak görmesi gereken Allah’ın lütuflarıdır.

Mevlâna’nın ifadelerindeki gibi; “Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri, oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır. Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan zemzemin lezzetini bilemez.. Ömür boyu hayalini kurmayan Kâbe’nin kadrini tartamaz. O halde önce yan ki su seni kandırsın, Acık ki ekmek damağında bir lezzet bıraksın. Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.”

‘Bomboş’ olan dünyanın en güzel yönü Allah aşkıdır, tutkuyla Allah’a bağlanmaktır, Lezzet; Allah’ın hükümlerini yerine getirmektedir, itaattedir. Kur’an’a sıkı sıkıya sarılmak ve asla taviz vermemektedir. Tümünün ayrı bir derinliği, ayrı bir özel lezzeti vardır.

“Ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır… Kabrin arkası için çalışınız, hakikî saadet ve lezzet ondadır.” Bediüzzaman

https://twitter.com/Fuat_Turker

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.