24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 15°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.844 0.09
  • Altın: 145,078 -0.31
  • Dolar: 3,6250 -0.01
  • Euro: 3,9071 -0.10

Mütekabiliyet işletilsin, Patrik görevden alınsın

Faruk Köse

Türkiye her türlü uluslararası mevzuat hükmüne sıkı sıkıya bağlı kaladursun, Yunanistan Lozan Andlaşması’ndaki “mütekabiliyet” şartını takmayıp kendi politikasını yürütüyor. Son örneği, papazlardan ve hıristiyanlardan müteşekkil bir heyetin Batı Trakya’daki “müslüman Türk azınlık” için “müftü” ataması. Lozan Ardlaşması müslümanlara, kendi dini otoritelerini seçme hakkını verdiği halde, Yunanistan’ın Lozan’ı taktığı yok!
Türkiye andlaşmalara sıkıca bağlı ya, “Patrik seçimi”ne müdahale etmedi. Nitekim 1991’de Patrik Dimitrios ölünce, “Sen Sinod Meclisi”, Amerikan CBS Televizyonu’na, “kendimi Türkiye’de çarmıha gerilmiş hissediyorum” diyen Kadıköy Metropoliti Dimitri Arhondoni’yi (Bartholomeos) oy birliği ile patrik seçmişti.

Yani Yunanistan, Lozan Andlaşması’na aykırı olduğu halde, Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçmelerine izin vermeyip papazlardan kurulu bir heyetle müftü atarken, Türkiye, “mütekabiliyet şartı”na rağmen Patrik seçimini Rumlara bırakmıştı. Üstelik Patrik’e ortalama Türk vatandaşlarından kat kat fazla ayrıcalıklar sunuldu. Patrik VIP’de ağırlanıyor, yasak olduğu halde “Ekümenik” sıfatını kullanıyor. Patrikhane’nin önceden devletleştirilen mal varlıkları geri verildi. Patrikhane Fener civarında kendine bir “yaşam alanı” oluşturuyor. Şimdi de Hükümet, “Heybeliada Ruhban Okulu”nu açmaya çalışıyor.
Yunanistan’ın tutumu hakkında Türkiye’nin tek tepkisi, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın sözlerinden ibaret. Bozdağ, “Biz şimdi kalksak herhangi bir kilisenin papazını Diyanet’ten atasak buna herhalde Yunanistan dahil bütün dünya ayağa kalkar” diyor. Bütün tepki bu kadar.

Dünya Yunanistan için ayağa kalkmıyorsa, bizim için kalkmaya hakkı mı var? Yunanistan bunu umursamıyorsa, sen niye umursuyorsun? Bu kadar “ezgin” ve “yılgın” olmak da niye? Oysa dünya ayağa kalkacak diye vazgeçtiğimiz her hak, üzerimize yükümlülük olarak biniyor!

Madem o koltuklarda oturuyorsunuz, dünyanın ayağa kalkmasına da, oturmasına da aldırmadan, “yapılması gereken neyse onu yapmak” zorunda değil misiniz? Dünya ayağa kalkacak diye haklarımızdan vazgeçerek ne hallere düştük, görmüyor musunuz? Oysa haklıysan, ayağa kalkanı oturtmasını da bileceksin. Üstelik de “dış politikada dik duruş ilkesi”nin uygulandığı bir dönemde, bu kadar eğilmenin nasıl bir izahı olabilir?
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yunanistan’ın, papazlardan kurulu bir heyet ile müslümanlara müftü atamasını “saygısızlık” olarak tanımlayıp Yunanistan’ı “AB normları”na uymaya çağırarak sorunun çözümünü AB mevzuatına havale ediyor. Halbuki elimizde kapı gibi Lozan Andlaşması var. Sayın Bozdağ’ın da ifade ettiği gibi, Lozan’a göre, Batı Trakya’daki müslümanlar ile Türkiye’deki hıristiyanlar “mütekabiliyet ilkesi” çerçevesinde haklarını kullanacaklar. Birine ne verilirse diğerine de o verilecek; birinden ne alınırsa diğerinden de o alınabilecek. Bu durumda, eğer Yunanistan müslüman Türk azınlığın kendi müftülerini seçme haklarını gasbetmişse, Türkiye de bunun altında kalmamalı, “Batı Trakya müslümanlarının hakları”nı korumanın yolu olarak “AB Mevzuatı”nı değil, “mütekabiliyet kartı”nı kullanmalı.

Nasıl mı? Hiç gecikmeden, hemen, derhal, ivedilikle, bir an önce Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos’u görevden alıp, yerine mesela Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin belirlediği başka birini Patrik olarak atamak suretiyle... Üstelik bu “başka biri”, Ortodoks cemaati tarafından benimsenmeyen, istenmeyen biri olmalı ki, tam da Yunanistan’ın Batı Trakya’da yaptığının mütekabili olsun.

Sayın Bozdağ’ın, “umarız ki Yunan hükümeti bu yanlıştan geri adım atar” diye kaçak güreşip topu Yunan Hükümetine atmasından, “bizim Hükümet”in bir şey yapmayacağını, durumu kabulleneceğini, Yunanistan’ın Lozan Andlaşması’nı bilmem kaçıncı kez delmesine göz yumup onlara “kazanılmış hak” vereceğini mi anlamalıyız?

Bu durumda, “biz yapsak dünya ayağa kalkar” deyip kenara çekilmek olmaz. Siz yapın ve dünya da ayağa kalksın! Herkes haddini bilsin, mütekabiliyet gereği Yunanistan Batı Trakya müslümanlarının üzerinden kirli ellerini çeksin ve dünya, haddini ve hududunu bilerek yerine otursun. Böylece “gerçekten dik durarak”, haklarından vazgeçmeyerek sorun çözülsün. Yoksa bu gidişle, mevzuata aykırı olduğu halde “Ekümenik” sıfatını kullanan Patrikhane, Batı’nın içimizdeki “dokunulmaz ileri karakol”u haline gelecek. Bu milletin başına bu çorabı örmeye, “dik duruyoruz” adı altında milletin itibarını “yedi düvel karşısında iki büklüm eğme”ye kimsenin hakkı yoktur!

“Bunu yapamayız” mı diyorsunuz? Niye yapamazsınız? Bağımsız değil misiniz? İpleriniz millete bağlı, değil mi? Uygulamayı halka sorun, sorumluluk üzerinizden kalksın. Yine yapamazsanız, yapabilene bırakın. Ya Batı Trakya müslümanlarının kendi müftülerini seçmelerini sağlayın, ya da mütekabiliyet gereği Patrik Bartholomeos’u görevinden alın!..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.