29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 11°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,216 0.93
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

Kavgaya son vermek zorundasınız!

Faruk Köse

Bu, eğer “dünyalık kavgası” değilse neyin kavgası peki? “İpler benim elimde olsun” ya da “her yerde ben olayım, her şeyi ben kontrol edeyim” kavgası değilse neyin kavgası?
Eğer sizin “kurumsal varlığınız” ve “takip ettiğiniz program”ınız “Hak çizgisi”nde ve “halk için” ise, aranızda bilmem hangi sebepten hangi sorunlar çıkmış olursa olsun, bu kavgaya bir an önce son vermek zorundasınız.

Eğer siz “başka güçler”in birer “proje”si, ya da “başka bir stratejinin unsurları” değilseniz, “başka merciler”e hizmet eden “kurgulanmış” ve “kontrol edilen” oluşumlar olarak varlığınızı sürdürmüyorsanız, bu kavganın sadece “müslümanlar”a zarar verdiğini, “ülke”ye kaybettireceğini, “milletin kazanımları”nın heba olmasına yol açacağını artık anlamalısınız.

Birbirinizle çatışacağınıza, tıpkı, mesela Ergenekon operasyonlarında olduğu gibi “güç birliği” içinde “sinerji” oluşturarak hareket etmek zorunda olduğunuzu; buna kendiniz için, millet için, ülke için, insanlık için, “inandığımız yüce değerler” için mecbur olduğunuzu anlayın artık!

Bu ülkede “çok güzel işler” oldu. “Derin güçler”in etkinliğinin kırılmasına dair ciddi ve önemli bir “güç/iş birliği” yaptınız. Bu kazanımlar, “siyasi irade” olmadan elde edilemezdi. Bu siyasi iradeyi gösteren, “Parti” oldu. Ancak “siyasi irade” de yetmezdi, “güvenlik”te, “bürokrasi”de, “yargı”da, “medya”da, “halk nezdi”nde de “destek ve katkı” gerekiyordu; bu da olmazsa olmazdı. Bunu da “Cemaat” sağladı.
Yani güç birliği ile, koalisyon ile bu işleri başardınız!

Şimdi “bütün kazanımları heba edecek, eskisinden daha beter hale getirecek bir kavga”ya tutuşmuş olmanızın hiçbir “gerekçe”si olamaz. Hiçbir gerekçe, kazanımları yok ettirecek bir kavgayı makul gösteremez. “Eza”yı ve “cefa”yı birlikte çektiniz de, niçin “sefa”yı da paylaşmıyor, “sadece benim olsun” kavgasına tutuşuyorsunuz?
“Parti”nin hataları ve eksikleri yok mu? Elbette var. Mesela, on yılı aşkın süredir iktidarda olacaksın, ama hâlâ basit bir şekilde “çözülebilecek pek çok sorun”u çözmüş olmayacaksın!

“Cemaat”in hataları ve eksikleri yok mu? Elbette var. Mesela “ihtiyat”ı abartacak, “diyalog”un ipini kaçıracak, oluşturduğun “İslam algısı” ile müslümanlar nezdinde “kuşku”yla karşılanacak haller sergileyeceksin!

Ama bunlar “metod farkı”ndan kaynaklı sorunlar değil mi? “Düşman sevindirircesine kavga”ya tutuşmamak gerekir, değil mi? Her iki kesim de “hatalarının muhasebesi”ni yapıp “düzeltme eğilimi”ni fiilen göstermeli ve “kavgayı barışa dönüştürme”li, değil mi?
Şimdi bu kavganın sonu nereye varır?
En iyi ihtimalle, cemaat partiyi böler, bitirir. Parti de cemaati birçok mevzilerden silip süpürür, “illegalite”ye itekler.

En yalın ifadesiyle, en iyimser netice bu. Peki, bu olursa iyi mi olur? Bundan kim kazanır; “Parti” mi, “Cemaat” mi? İkisinin de kaybedeceği açıkça görülüyor, değil mi?
O halde bu neyin kavgası Allah aşkına?!...


Bir düşünsenize, nelere katlandınız, neleri hoş gördünüz, neleri tolere ettiniz, neleri affettiniz, nelere tahammül ettiniz bu zamana kadar!... Peki, niye birbirinize tahammül etmiyorsunuz? Niye birbirinizi affetmiyorsunuz? Niye birbirinizi tolere etmiyorsunuz? Niye birbirinizi hoş görmüyorsunuz? Niye “ortak düşman”a gösterdiğiniz “muhabbet” ve “müsamaha”yı birbirinize göstermiyorsunuz? Niye “hatalı olabilirim”i de hesabınızın bir yerine katmıyorsunuz?

Lütfen birbirinize “hata yapma hakkı” tanıyın. Birbirinizi hatalarınızla birlikte kabul etmeyi tercih edin. Hatalarınızdan ötürü birbirinizi iteklemeyi değil, yakınlaşıp hataları birlikte izale etme yolunu seçin.

Bunca düşman varken, birbirinizle kavga etmenizi gerektirecek hiçbir makul ve meşru gerekçe olamaz! Çünkü aslolan, güçlerinizi birleştirip “şer güçleri”ne karşı “mukavemet”i artırmak; “enerjini”zi birleştirip “sinerji”ye dönüştürmek değil mi?

Bu ülkenin, bu milletin selameti ve geleceği için buna mecbursunuz! Aksi halde “icraatta ortaklık”ı reddederken, “mes’uliyette ortak” olacaksınız!

Cemaat cemaatliğini bilsin, parti de partiliğini... Her iki kesim de kendi vazifesini yapsın. Unutmayın, birbirinizle çekişmekten önce çekişeceğiniz çok “karşıt”ınız var. Siz birbirinizi yerken, birilerinin bütün kazanımları yiyip bitirmek için fırsat kolladığından haberiniz yok mu?

Eğer aranızdaki kavgayı barışa dönüştüremeyecekseniz, bu millet hanginize daha “büyük meseleler”ini havale etme güvenini gösterir? O yüzden, kavgayı nasıl bitireceğiniz konusu, “kalite”nizi de, “güvenilirlik”inizi de gösterecek en önemli emare olacaktır.
Eğer gerçekten bu ülkeyi, bu milleti düşünüyorsanız ve “niyetiniz gerçekten halisane ise”; kavgaya son vermek zorundasınız!
Şimdi birbirinizi yemenin zamanı değil.

Şimdi kavga birbirinizle değil, “yüce kazanımlar” için olmalı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.