30 Mayıs 2017 Salı5 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 24°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 97.651 -0.08
  • Altın: 145,042 -0.43
  • Dolar: 3,5684 -0.27
  • Euro: 3,9748 -0.63

28 Şubat mağduru memur meselesinde yapılan yanlış

Faruk Köse

Ardında “kötü niyet” aramıyorum, ama bir şey de “dört başı mamur” yapılsın, ne olur? Yani tamam, geç de olsa, güç de olsa “iyi şeyler”in yapıldığı oluyor, ama illâ da bir yerlerinin aksaması, ağız tadının kaçırılması mı gerekiyor? Tıpkı “28 Şubat mağduru memurlar”ın göreve dönmeleri amacıyla yapılan hamlede olduğu gibi...

“28 Şubat zulmü”nü bugünün gençleri bilmez. Çünkü onlar o zaman ya doğmamışlardı, ya da çocuktular. Bilmedikleri için de, “diktatörlük” nedir, “baskı” nasıl bir şeydir, bundan haberdar değillerdir. Onları haberdar etmek için, o dönemde yapılanların belgesi olsun diye kaleme aldığım “Kesintisiz Cinayeti” adlı kitabımın Önsözünde, kitabı niçin yazdığıma dair şu cümleleri kurmuştum:
“Birgün, bugün yaşananlar anlatıldığında, aydınlık ufuklara sahip nesillerin masal sanmaması için, bir ispat belgesi olması için hazırladım. Varlığı için gerek duyduğu heyecanı halkı ile mücadele ederek kazanmaya çalışan bir düzenin, halkına karşı yürüttüğü bir tür mücadeleyi kaydetmek için hazırladım.”
Evet, 28 Şubat Süreci bu ülkenin tarihine “kapkara bir leke” olarak geçmiştir. Bugün o kara lekenin elebaşılarının bazılarından hesap sorulmak üzereyken, Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan “Disiplin Affına İlişkin Başbakanlık Genelgesi” daha bir anlam kazanıyor.
Ancak, bu noktada yazıya girişte kullandığım cümleyi tekrarlama gereğini hissediyorum; “bir şey de “dört başı mamur” yapılsın, ne olur?” Ne demek istediğimi arzedeyim.
Haber, basında “28 Şubat mağduru memurlara müjde” başlığıyla yer buldu. Buna göre, 28 Şubat sürecinde disiplin cezası nedeniyle “memuriyetten çıkarılanlar”, yeniden göreve dönmek için başvurma hakkını elde ediyordu. Buraya dikkat edin, bu haktan sadece ve sadece, hem de “belli şartlar”ı taşamaları halinde “memuriyetten çıkarılanlar”, yani idare tarafından “görevine son verilenler” yararlanabiliyor.
“5525 Sayılı Kanunun Ek 1 inci Maddesinin Uygulanması Hakkında Usul ve Esaslar ile İlgili 2013/10 Sayılı Başbakanlık Genelgesi”ne göre, görevine son verilen memurlar eğer “memuriyete giriş şartlarını kaybetmemişlerse”, eğer “durumlarına uygun boş kadro veya pozisyon varsa”, eğer “bu kadro ve pozisyonlara ait nitelikleri taşıyorlarsa” ve eğer “müracaat ederlerse”, göreve geri dönme hakkından faydalanıyorlar.
Ancak bu şartlar mağduriyeti giderme bakımından yeterli değil. Çünkü; “boş kadro veya pozisyon varsa” şartının aranması, hakların iadesinin önündeki en önemli engel. O kişiler görevlerinden atıldığında kadroları boştu ve pozisyonları da uygundu. Şimdi, aradan geçen 15-16 senelik kaybı yok sayarcasına “boş kadro ve pozisyon şartı” aranması hakkaniyete uygun düşer mi? O halde, gerekirse aynı kadroya veya pozisyona ikinci bir atama yapılarak da olsa, göreve geri dönüş sağlanmalı, zamanla pozisyon değişikliği ile durum normale döndürülmeliydi.
Nitekim, Genelgede “yeniden göreve alınmalarında 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki (İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz” denilerek, böyle bir uygulamanın mümkün olabileceğine dair hüküm var. Madem ki yeniden göreve alınmada “bütçedeki kadro kısıtlamaları”na uyulmayabiliyor, -şunca senedir o kadroların boş kalması mümkün olmadığına göre-, aynı şekilde “boş kadro veya pozisyon şartı” da aranmayabilirdi.
Bir başka husus da şu: Göreve dönmede aranan “memuriyete giriş şartlarını kaybetmemiş olmak” ve “bu kadro ve pozisyonlara ait nitelikleri taşımak” şartları da revize edilmeli. Zira mağdurlar, görevlerine son verildiğinde ilgili şartları kaybetmemişlerdi ve uygun nitelikleri de taşıyorlardı. O halde, eğer maksat mağduriyetlerin giderilmesi ise, buna uygun “tazmin sistemi”nin işletilmesi ve en azından, o kişilerin “uygun pozisyonlardan emekli edilerek” mağduriyetlerinin bir nebze olsun giderilmesi sağlanabilirdi.
Yani mağduriyetin giderilmesi demek, “aradan geçen seneler”in de mümkün olduğu kadar telafi edilmesi, o kişilerin kaybettikleri “prestijin onore edilmesi”, yine “maddi ve manevi kayıplar”ının, “çektikleri işsizlik ve sıkıntılar”ın da mümkün olduğunca giderilmesi demektir.
Şimdi gelelim başlıkta dikkat çekmek istediğim hususa.
Peki, korkutularak, baskı yapılarak, tehdit edilerek kendiliğinden -ve tabiî ki mecbur kaldığı için- “görevinden istifa etmek zorunda kalanlar”ın durumu ne olacak? İşte 28 Şubat mağduru memurların göreve dönmeleri meselesinde yanlış yapılan nokta burası.
Yeni düzenlemenin, hangi gerekçeyle olursa olsun, 28 Şubat sürecinde görevinden ayrılan veya uzaklaştırılan herkesi kapsaması lazım değil mi? Hakkın iadesi, mağduriyetin giderilmesi ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.