23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 20°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 152,547 0.93
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

MH ile Cemaat arasında nasıl bir ilişki var?

Faruk Köse

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça, bir yandan Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan arasında varolduğu söylenen “çekişme”nin ve “soğukluk”un arttığına dair iddialar sistematik bir şekilde “kamuoyunun zihni”ne enjekte edilirken, bir yandan da “başka alternatifler”in aranmasına devam ediliyor. En ciddisi, Gülen Cemaati bu konuda Erdoğan’a karşı isteksizliğini izhar etmekten çekinmiyor. Bu kapsamda dikkatimi çeken bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum.

Hani, CHP’nin “yargıdan kaçma çalımları”yla ünlü “tahliye olmuş milletvekili” MH var ya...
Hani bu MH “ölümcül hasta”ydı da, “ölüm riski” taşıdığı için hastahanedeki odasından çıkarılamıyordu ya...
Hani bir yıl orada kalmış ve Silivri’de bu yüzden “daha az yatmıştı” ya...
Hani, hastahaneden “sökülüp alınarak” Silivri’ye konursa “her an ölebileceği” söyleniyordu ya...
Hani, bu numara anlaşılınca hastahanedeki “teknolojik donanımlı özel oda”sından alınıp götürülmüştü de, “ölüm riski”nin yargıya karşı yapılan bir “doktor aldatmacası”ndan ibaret olduğu anlaşılmıştı ya...
Hani bir ara annesinin cenazesi münasebetiyle dışarı çıkınca “dirilmiş”, ama Silivri’ye dönünce tekrar “ölümcül hasta modu”na girmişti ya...
Hani, işbu “ölümcül hasta”, Silivri’de “uslu” durduğu için “müebbet”ten yırtmıştı ya...
Hani, nihayet salıverilince “ölümcül hasta modu”ndan aniden çıkıp “dipdiri bir hal”e bürünmüş, “hayati risk”ten eser kalmamış, çıkar çıkmaz “siyasetin hareketli kulvarları”na hızla dalmıştı ya...
İşte, “yargıya güvensizlik”in ve “mahkemeye çalım atma”nın tarihe geçecek bir örneğini işleyen bu MH’nin, salıverildiği andan itibaren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı geçmişti. Sağda-solda “ısınma turları” atmaya, “halkın değer yargılarına kasteden Ergenekon Cuntası”nın Cumhurbaşkanı adayı olduğu biliniyorken, şimdilerde halkın değer yargılarına göz kırpan “Demirelvari nutuklar” atıp “söylem geliştirme”ye başlamıştı.
Ancak, bütün bunlarla olanı biteni unutturamayacaktı elbette. Zira hafızalarımız henüz taze. Net bir cevap alana kadar, her zaman şunu soracağız: Nasıl oldu da “ölümcül hasta” birden bire iyileşiverdi? Onca doktorun gözetiminde, tıbbın merkezinde, hastahanede tadavi edilemeyen “ölümcül hasta”, nasıl oldu da “Silivri Cezaevi”nde tedavi oldu da diriliverdi? “Hastalık” devam ediyorsa, görevine “Meclis reviri”nde mi devam edecekti?
İşin doğrusu şu: “Numara yaparak içeri girmekten yırtmak” istedi, ama mahkeme yemeyince, işte “diriliverip” bu sefer de “yırtmanın başka bir yolu”nu keşfetti: “Uslu durdu...” Böylece -eğer varsa-, “davasının arkasında duracak kadar dirayetli ve yürekli olmadığı”nı göstermiş oldu. Başı sıkışınca “ölümcül hasta rolü” oynamaya, olmazsa, bu sefer de bazı “ağababaların gözüne girmek için uslu durma”ya kalkışan bir “politikacı”dan kime ne fayda gelir, orası ayrı konu.
Hatırlar mısınız, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) tutuklusu Kemal Aydın’ın kardeşi Neriman Aydın’da ele geçen belgelerde, darbe sonrası dönemin Cumhurbaşkanı olarak düşünülen kişinin adı “M.H.” şeklinde kodlanmıştı. Peki, “Ergenekon cuntası” darbe yapınca, Cumhurbaşkanlığını MH’ye vermeyi niçin düşünmüştü acaba? Yeri geldiğinde “ölümcül hasta”, yeri geldiğinde de “uslu duran adam” rollerini çok iyi oynamasından mı yoksa?
Her neyse...
Şimdi bu veriler ışığında, dikkatimi çeken yukarıda sözünü ettiğim “ayrıntı”ya geleyim.
Duyduk ki bu MH, 20 Eylül Cuma günü, içinde yer aldığı iddiasıyla yargılandığı ETÖ’ye karşı en kesin ve katı yayınları yapmış olan Gülen Cemaati’nin üniversitesini ziyaret etmiş. Silivri’den salıverilince “Demirelvari bir üslup”la ziyaretler yapan, bazan bir kumsalda ayaklarını denize sokmuş halde, bazan dua ederken vb. pozlar veren MH’nin, yargılandığı davaya karşı en katı duruşu gösteren Gülen Cemaati’nin üniversitesini, hem de bir Cuma günü ziyaret etmesi, Cemaat’in Üniversitesinin rektörüyle birlikte “Cuma Namazı” kılması, sizce ETÖ davası dosyasına giren “M.H. Cumhurbaşkanı olacak” öngörüsüne dair yeni bir koalisyonun ayak sesleri olabilir mi?
Erdoğan Cumhurbaşkanı olmak istiyor ve buna en yakın isim. Erdoğan ile “yol arkadaşı” Gül arasında soğuk rüzgârlar es(tiği söylen)iyor. Gülen Cemaati Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasını istemiyor ve “başka ittifaklar”a açık olduğunun sinyallerini veriyor. ETÖ’nün Cumhurbaşkanı adayı MH, “Demirelvari bir üslup”la siyaset turları atıp “toplumsal hafızada yer bulma”ya çalışıyor. Şimdi Gülen Cemaati’ni ziyaret eden MH’nin, Silivri’den salıverildiğinde Cemaat’in üniversitesinin rektörü tarafından ziyaret edilmiş olduğunu öğreniyoruz.

Haliyle bu dikkatimizi çekiyor ve “MH ile Cemaat arasında nasıl bir ilişki var?” diye soruyoruz. Sahi, nasıl bir ilişki var?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.