23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 35°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 33°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Kendini Beğenmek ve Övünmek

Cemal Nar

Tefsirlerde anlatıldığına göre Câhiliye Arapları mal, evlât, akraba ve hizmetçilerinin çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta övünürken yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının kabirlerini göstererek onların dahi çokluğuyla övünürlerdi. Tekasür Sûresinin iniş sebebi olarak bu tür rivayetler bulunmakla birlikte genel anlamda insan fıtratındaki mal, evlât ve taraftarların çokluğu ile övünme vb. davranışlar eleştirilmekte, gerçek üstünlüğün âhirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.

Önce sureyi bir okuyalım:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

“1. Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki,

2. Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.

3. Hayır! Yakında bileceksiniz!

4. Elbette yakında bileceksiniz!

5. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız,

6. Mutlaka cehennem ateşini görürdünüz.

7. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz.

8. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.”

Bedreddin Çetiner bu sure ile ilgili kitabında (Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/967) şu bilgileri verir:

“Mekke-i Mükerreme'de ve Kevser Sûresinden sonra nazil olmuştur. Suyûtî ise İbn Ebî Hatim'in Ebu Büreyde'den rivayetle verdiği bir habere dayanarak sûrenin medenî oluşunu tercih etmiştir. Biraz sonra geleceği üzere bu habere göre çokluklarıyla ve kabirlerdeki ölmüş büyükleriyle böbürlenip iftihar edenler Ensardan iki kabiledir.( Alûsî, age. xxx,223)

Çokluk ile böbürlenmeniz sizi öylesine oyaladı ki “Mezarlıkları bile ziyaret ettiniz.”

a) Katâde der ki: Yahudiler hakkında nazil oldu. Onlar: "Biz filân oğullarından, filân oğulları da filân oğullarından çokturlar." dediler ve bu çoklukla övünmeleri onları meşgul etti de dalâletleri üzere öldüler.

b) Mukatil ve Kelbî ise Kureyş'ten iki kabile olan Abdimenâf oğulları ile Sehm ibn Amr oğullan hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Bu iki kabile arasında bir üstünlük yarışı varmış. Bu üstünlük yarışında sayıları ile övünmeye başlamışlar. Önce ileri gelenlerini, sonra hayatta olanlarını saymışlar. Bunda Abdimenâf fazla çıkmış Sonra bununla da yetinmeyip mezarlılardaki ölülerini saymıya kalkmışlar. Bu sayımda da Sehm oğulları üç ev daha çok çıkmış ve işte Allah Tealâ onların bu üstünlük yarışı üzerine bu Sûreyi indirmiş.(el-Beğavî, age. rv,520) Bu rivayete göre sûre mekkîdir.

c) İbn Ebî Hâtim'in İbn Büreyde'den rivayetine göre ise bu şekilde birbirle­rine karşı övünenler Ansar'dan Harise oğulları ile Haris oğullarıdır.(Suyûtî, Lübâbun-Nukûi, 11,199204.) Buna göre Sûre Medine-i Münevvere'de nazil olmuştur

Surenin hem Mekki hem de Medenî olduğunun bildirilmesi, bizim açımızdan mevzunun her iki bölgede de yaygın olduğunu bildirmesi açısından önemlidir. “2. âyetteki “mekåbir” kelimesi kabir anlamındaki makberenin çoğuludur. “Sonunda kabirleri ziyaret ettiniz” meâlindeki cümleye müfessirler üç türlü mâna vermişlerdir:

a) Mecazi anlamda, “Sonunda ölüp kabirlere girdiniz; bu tutku ve yarış ölünceye kadar sürüp gitti”;

b) Yine mecazi anlamda, “Kabirlerdeki ölülerle övündünüz”;

c) Lafzî anlamda, “Bizzat kabirlere gidip ölülerle övündünüz.”

Burada bugün özellikle üstünde durmamız ve bir çözüm getirmemiz gereken bir durum var. Acaba bu çoklukla övünme işi mal, makam, şan, şöhret, adam çokluğunda değil de, İslamiyete hizmet, maneviyata çalışmak, yeni nesli dinle imanla tanıştırmak, ilim, kültür, sanat, basın yayın, davada kadrolaşma yolunda daha çok mesafe almak gibi ve benzeri hayırlı konularda olsa bile, yine de eleştirmeye değer kötü, çirkin, mezmum sıfatlar ve huylardan mıdır?

Şahısların gurur, kibir, enaniyet, kendini beğenmişlikleri hem ayıp, hem de ihtilaf ve fitne sebebidir. Bu malum. Acaba bunu fertler değil de cemaatler yaparsa, hüküm yine aynı mıdır?

Ne dersiniz?

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.