18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 32°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 26°C Balıkesir
  • BIST: 107.196 0.19
  • Altın: 151,513 0.03
  • Dolar: 3,6807 0.12
  • Euro: 4,3300 0.24

Kafkaslar, Rusya ve ABD

Abdulkadir Özkan

Kafkaslar yine kan gölüne dönüştü. Diyebiliriz ki bu bölge insanı yüzyıllardan beri yaşadığı saldırı ve katliamın bir yenisine sahne oluyor. Resmi olmayan açıklamalarda 2 binden fazla insanın öldüğü belirtiliyor. çatışmalar devam ediyor. Yapılan resmi açıklamalarda dünyanın işin asılını öğrenmesine kafi gelmiyor. çünkü, resmi açıklamalar gerçeği değil, diplomatik bir pozisyon belirlemeyi hedefliyor. Zaten işin aslını öğrenebilmek için Rusya, Gürcistan, Güney Osetya ve Abhazya'dan yapılan açıklamalardan çok bu bölgede Rusya ve ABD'nin hesaplarının ne olduğuna bakmak gerekiyor.

Meseleye Rusya ve ABD açısından baktığımızda iki emperyalist gücün bölge üzerindeki hakimiyet hesapları karşımıza çıkar. Meseleye bu açıdan baktığımızda son çatışmalarda ABD ve Rusya suç ortağı durumundadır. Ne var ki uzun yıllardan beri devam eden bir alışkanlıkla Rusya işgalci ABD ise barış havarisi gibi takdim ediliyor. Böylece dünya işgalci katil Rusya'ya karşı ABD'nin yanında yer almaya davet edilmiş oluyor. Halbuki soğuk savaş yıllarında uzun bir süre ABD ve Rusya'nın dünyayı kendi aralarında paylaştıklarını kendi paylarına düşen bölgelerde ve ülkelerde hakim güç sıkışacak olduğunda diğerinin çeşitli yolarla desteğine koştuğunu biliyoruz.

Bu bakımdan Kafkaslar'da meydana gelen son çatışmalara ABD ve Rusya açısından değil, bölge ülkelerinin bağımsızlıkları açısından bakmak gerekir. Bağımsızlıktan yana olmak bunu gerektirir. Bunun dışındaki tüm bakış açıları ABD ya da Rusya'ya destek anlamına gelir.

Türkiye'de uzun yıllar toplum ikiye bölündü; bir kesimi "Komünistler Moskova'ya" diğe bağırtılırken, diğer kesimde "Defol Amerikalı" diye bağırdı. Yani bir kesim Ruslar ne yaparsa yapsın, hangi ülkeyi işgal ederse etsin sesini çıkarmazken öbür kesim de Amerika'nın işgalleri ve katliamları karşısında sessiz kaldı. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki Rusların Afganistan'ı işgali bile sosyalizm adında bazıları tarafından savunulabildi. öbür yandan Amerika'nın ülkemizde üsleri konusunda bir kesim sanki bizi Rusya'ya karşı korumak için bu tesisler kurulmuş gibi destek verdi. Hatta, komünizm düşmanlığı adına Amlerika'nın Vietnam'ı yıllarca bombalaması, insanları katletmesi destek buldu. Netice de yapılan iki emperyalist gücün desteğini artırdı. ülke insanının kendi geleceğini belirleme çabasından çok ABD'nin bu ülkelerde hakimiyet kurma gayretini artırıcı bir sonuca sebep oldu.

Sovyetlerin dağılmasının ardından dünya tek kutuplu hale geldi ve ABD bundan yararlanarak dünyanın tümü üzerinde hakimiyeti kurmanın peşine düştü. Bunun sonucu olarak dağılan Sovyetler Birliği'nden sonra ortaya çıkan bağımsız devletleri ya darbelerle ya da bir takım müdahalelerle kendi hakimiyeti altına almaya başladı. Bu bakımdan Sovyetlerin dağılmasının ardından ortaya çıkan devletlerde meydana gelen karışıklıkların pek çoğu o ülke insanının kendi geleceğini belirleme çabasının bir sonucu sanılsa da, işin aslı böyle bile olsa her bağımsızlık hareketinin içinde doğrudan ya da dolaylı bir şekilde bu emperyalist güçler yer alıyor ve hareketi istedikleri bir noktaya götürmeye çalışıyorlar ve olan da bu çabanın neticesinde oluyor. çünkü emperyalist güçler için o ülkenin bağımsızlığı değil, kendi çıkarları önem taşıyor.

Bu noktada bir fıkra aktarmak istiyorum. Aslında fıkrada değil de bir benzetme.

Emperyalistlerin bir ülke halkına ya da o ülke içindeki bir gruba desteğini bu fıkra çok net yansıtıyor diye düşünüyorum.

Emperyalistlerin hali denizde boğulmakta olan bir genç kızı kurtaran delikanlının daha sonra o genç kızın ırzına geçmesine benziyor. Bu yüzden emperyalistlerin desteğine güvenerek yola çıkanlar yarı yolda kalacakları gibi, haysiyet ve onurlarını da kaybederler. Elbette bazı menfaatler uğruna onur ve haysiyetlerinden vazgeçmeyi göze alacak kadar alçalmış olanlara bir şey söylemenin anlamı kalmaz.

Ama beni hayatını kaybeden 2 bin can üzüyor, hiçbir şey yapamıyor olmanın ve dünyanın bir takım merkezler tarafından kandırılmasını görmenin acısını yüreğimde duyuyorum.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.