24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 23°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 89.953 0.21
  • Altın: 145,342 -0.13
  • Dolar: 3,6209 -0.13
  • Euro: 3,9098 -0.03

Kuvvetli Olan Daha Sevimlidir

Feyzullah Birışık

Ebu Hureyre (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, resulullah aleyhisselam şöyle buyurmaktadır:

‘’ Kuvvetli mü’min, Allah’a, zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha makbuldür. Ama her birinde hayır vardır. Sana fayda sağlayan şeye çaba göster. Allah’tan yardım dile ve aciz olma! Başına bir şey gelirse ‘şöyle yapsam şöyle olurdu’ deme! Fakat’ (Bu,) Allah’ın kaderidir. O ne dilerse onu yapar’ de. Çünkü ‘ eğer’ kelimesi, şeytanın amelini açar.[1]

İster fikri sahada olsun isterse bedeni sahada olsun bir insan kendisini çok güçlü hissedebilir… İnsanın kendisini güçlü hissetmesi Allah yolunda olmadıktan sonra o güç hiçbir işe yaramaz… Önemli olan kişinin gücünün ibadet sahasında kendisini göstermesidir… Bir insan bedensel olarak kendisini güçlü hissederse birçok ibadetleri daha kolayca yapar…

Güçlü bir mü’min çok rahat bir şekilde cihadın zorluklarına katlanabilir… Böylelikle Allah’ın hoşnut olacağı bir amel işlemiş olur… Bedensel olarak güçlü olan kişi her zaman hareket halinde olması kolay olur… Güç isteyen bazı ibadetleri kolaylıkla işler… Kendisi için ibadet yapılmasını seven Allah, o kulunu sever…

Güçlü mü’minin sevilmesi güçsüz olan mü’minin sevilmeyeceğin göstermez… Efendimiz aleyhisselam olası bir yanlış anlaşılmanın önünü bakın nasıl kesiyor:

‘’ Ama her birinde hayır vardır…’’

Güçsüz olan bir mü’min Allah katında daha sevimli bir hale gelmek istiyorsa güçlenmek zorundadır… Güçsüz olan bir insan bazı ibadetlerinde tat alamayabilir… Kilolu bir insanla zayıf bir insanın secdede kalma süresi bir olmaz… Fazla kilolar secdede kalma süresini aza çeker… Secdede az kalmak daha fazla dua etmeye engel olur… Bu durum (kilo hali), ibadete verdiği zararlardan sadece bir tanesi…

Hadisimizin devamı mü’minlerin güç depolamasını tavsiye eder yönde;

‘’Sana fayda sağlayan şeye çaba göster…’’ hadisimizin bu kısmını daha rahat anlayabilmemiz için az önce vermiş olduğum misali tekrardan masaya yatıralım: Kilolu bir mü’min ile zayıf bir mü’minin namazda secdede kalma sürelerinin aynı olmaması… Kilonun secde halindeyken mü’mini sıkıntıya sokması ve biran önce secdeden kalkmaya zorlaması…

Kilosundan dolay secdede fazla kalamayan bir mü’mine efendimiz şöyle diyor: ’Sana fayda sağlayan şeye çaba göster…’’ Yani; secdede kalmaz sana fayda sağlar ve sen secdede uzunca kalmak için çaba göster… Kilolu birinin yapması gereken şey bir an önce zayıflayıp secde nimetinden faydalanmaktır… Bu, hadisimizin vermek istediği mesajlardan sadece bir tanesidir…

’Sana fayda sağlayan şeye çaba göster…’’ Sana fayda sağlayan şey… Belliki bu fayda ibadetin ta kendisi… Evet… İbadet, insana fayda sağlar… Bazı ibadet türleri vardır ki özel bir çaba ister… Özel bir sabır ister… Özel bir vakit ister…

Önemli olan şey sana fayda sağlaması… Fayda sağlayacağına kanaat getirdiğin an, o şeye çaba göster… İlim gibi… Cihad gibi…

Çaba göstermeye çalıştığınız ibadette yorgunluklar olabilir… O halde sen: Allah’tan yardım dile ve aciz olma! Zorlukları kolaylaştıran tek varlık Allah’tır… O halde sen Allahtan yardım dile… Sakın vazgeçme… Bir gün mutlaka üstesinden gelirsin… Allah’tan yardım dilemek zor değil… Kişinin bedensel gücü ile orantılı değildir… Allah, kendisinden yardım isteyenlerin hem duasını işitir hem de kendilerinin varlığının farkındadır…

İster ibadet halinde olsun ister normal sosyal bir hayatta olsun başa gelecek bir musibet karşısında sakın ola: Başına bir şey gelirse ‘şöyle yapsam şöyle olurdu’ deme!

İnsan her halükarda musibetlerle sınanır… Buna hazırlık olmalı ve kader deyip isyan etmemeli… Musibetler Allah’ın dilemesiyle olur ancak…

İnsan yaratılış itibariyle hata yapmaya meyyaldir… Her an hata edebilir… Her an ilahi uyarıları unutabilir… Bu unutkanlık anını şeytan çok iyi değerlendirip adeta insanın kader anlayışıyla oynar… Bir bakmışsınız ki kadere olan imanı zarar görmüş ve şeytanın ekmeğine yağ sürmüş…

‘Şöyle yapsam şöyle olurdu’ demekle ne kastedilmiş olur, şimdi bu sorumuzu cevaplamaya çalışalım… Bir insan düşünün emniyet kemerini bağlamamış ve kaza yapmış… Yaptığı bu kazada bedeni zarar görmüş diyelim… Kaza yapan kişiye şeytan şu zarfı gönderir: ‘Emniyet kemerini bağlasaydın vücudun zarar görmezdi.’ Oysaki emniyet kemeri bağlı olup ta kazalarda ölen yığınla insan var…

Emniyet kemerini bağlamak bir tedbirdir… Emniyet kemeri iradeli bir varlık değildir… Allah o kişiye zarar vermek istemiş olsa, emniyet kemeri engelleyemez… Emniyet kemeri bağlamamış bir insan kaza yaptıktan sonra; emniyet kemeri bağlasaydım zarar görmezdim demekle oynanmış bir filmi başa alamaz… Eğer zamanı geriye alma gücüne sahip olsaydık o zaman şöyle yapsaydım böyle olmazdı demekle haklı çıkardık… Fakat zamanı geriye alma gücümüz yok…

Biz sadece başımıza gelenlerden ders çıkarırız okadar… İnsana fayda ve zarar veren tek güç, Allah’tır… Allah dilediği kuluna musibetler göndererek imtihan eder… Bakın Yüce rabbimiz ne buyuruyor:

‘’ Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.[2]

‘’Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Şüphesiz O her şeye kadirdir.’’[3]

Biz şuna inanırız:

İnsanın başına gelen her musibet (isterse kendi eliyle kendisine zarar vermek istemiş olsun) Allah’ın izni ile isabet eder… Buna inanan bir insan musibet anında kaderine isyan etmeyip sabreder…

 

[1] İbn Mâce, Mukaddime 10 (79); Beyhakî, Sünenü’l-Kübra, 10/89; İbn Hibbân, Sahih, (5722)

[2] Enbiya- 35

[3] En’am-17

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.