27 Mart 2017 Pazartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:49Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:31Yatsı 20:52
    • 14°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,263 -0.10
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

M. Kemal’in Koyduğu Diyarbakır Adı Diyarbekir Olmalı

Ahmet Doğan İlbey

M. Kemal 1937 Kasım’ında Doğu seyahatinin bir durağı olan Diyarbakır gider ve Halkevi binasında konuşma yapar: “Muhterem Diyarbakırlı hemşerilerim! 25 sene sonra Diyarbakırlı hemşerilerime bu modern binanın çatısı altında hitabetmekten bahtiyarım” diye söze başlar ve Diyarbekir adını birkaç kez Diyarbakır şeklinde ifade eder.

Konuşmadan sonra özel salona geçer. Belediye Reisi’ne “Diyarbakır’ı çok iyi bulduğunu” söyler. Reis de “Diyarbekirimiz sayenizde çok iyi olacak Paşam” diye konuşur. M. Kemal, “Sen Diyarbekir diyorsun, ben Diyarbakır diyorum, hangisi doğru?” Reis de “Bugünden itibaren tensip buyurduğunuz isimle şehrin adı Diyarbakır olmuştur Paşam” der.

M. Kemal, “Tamam, şimdi ben sizlere bu ismi neden koyduğumu anlatayım. Burası hiçbir zaman Bekirin diyarı olamaz, burası bakırın diyarı olur; çünkü tanrı bu diyara bakır madeni vermiş, yakınına da keşker taşını vermiş, bakır için lâzım olan suyu da vermiş. Onun için burası Diyarbakır’dır” der.                                      

M. Kemal, trenle Diyarbakır'dan Elazığ'a geçtiği gece özel vagondaki sofrada yaptığı şehir adları üzerine yaptığı dil tartışmasının sonunda verdiği tâlimat üzerine Özel Kalem Müdürü tarafından sabaha doğru Ergani'den “Acele” kaydıyla, devrin Türk Dil Kurumu Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen’e telgraf çekilir:                                                                                                 

“Diyarbekir isminin etimolojisine dair etüt var mıdır? Esasta bu şehrin ismi 'Bakır memleketi' mânasına olan 'Diyarbakır' olması gerektir ve artık bu isimle tanınacaktır. Dil Kurumu'nun bu hususta Tarih Kurumu ile işbirliği yaparak, historik ve lengüistik tetkikatta bulunması emrediliyor. Balıkesir saylavı İsmail Hakkı'nın da mesai birliğine davet edilmesi faydalı olacaktır. Tetkikatın titizlikle yapılmasını ve mümkün ise neticelerin takiben bildirilmesini saygılarımla dilerim.”

GÜNEŞ DİL TEORİSİNİN YARDIMIYLA DİYARBEKİR, DİYARBAKIR OLUVERİR                               
Bu tâlimattan sonra Türk Dil Kurumu ile Tarih Kurumu toplantı yapar. Prof. Dr. Abdülkadir İnan’ın konuşması Tek Parti rejiminin despotluğunun bir örneğidir: “Aldığım emir üzerine 'Diyarbekir' ve 'Diyarbakır' kelimeleri üzerine ilimizde bulunan mehazlarda araştırmalar yaptım. Aldığım neticenin üç saat zarfında yapılan bir tetkikin mahsulü olduğunu dikkat nazarınıza alarak kusurlarımın affını da önce dilerim.”

Adı geçen Kemalist profesör, “Diyarbekir’in Bakır Diyarı” mânasında kullanıldığını ileri sürer. “Amida sözünün Yakut lügatinde ‘Bakır sikke’  mânasını taşıdığını, ‘Diyar’ kelimesinin de Yakutça'da  ‘ev’ mânasına ‘dier’den geldiğini” belirtir.

Güneş Dil Teorisi’nin yardımıyla (!) “üç saat içinde” Diyarbekir’in etimolojisine ulaşılır, historik ve lengüistik tetkikatta bulunulur ve ortaya Diyarbakır çıkar. Durum, M. Kemal’in Özel Kalem Müdürü'ne bildirilir:
                                                         
“Telgrafınız üzerine iki kurumun üyeleriyle 22 kişilik bir toplantı yapıldı. Toplantıya katılanlar bu yerlere ‘Bakır eli’ mânasında ‘Diyarbakır’ denilmesinin pek yüksek bir buluş eseri olduğunu olduğunu kabul etti. Ardından mesele komisyona havale edildi. ‘Diyarbakır Sözü Üzerine Tetkik Komisyonu’ kuruldu.

Komisyon üyeleri Prof. Hasan Reşit Tankut, Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Prof. Yusuf Ziya Özer, Prof. Abdülkadir İnan, Ahmet Cevat Emre ve Mükrimin Halil Yinanç'tı. Komisyon ertesi gün toplandı. O toplantıda da ‘Tutulga’ (zabıt) tutuldu. ‘Amid', Türkçe ‘bakır’ demektir. İslâm'dan sonra imlanın verdiği imkân ve halk etimolojisi ‘bakır’ kelimesini Arap şivesiyle ‘Bekir’ şekline sokmuş, muahhar (sonra olan, sonraki) coğrafyacıların İslâm gayreti bunu ‘Bekr-ibni-vail’ adına bağlamak gayretini teşvik etmiştir. ‘Diyarbakır’ kelimesinin ‘bakır’ mânasına gelen eski Türkçe ‘Amiday’ tercümesi olduğuna tetkikler neticesinde tam kanaat hâsıl olmuştur. İlkin ‘bakır diyarı’ mânasıyla ‘Amiday’ denen bu yerlere sonradan gelen Türkler, bu eski Türk sözünü ‘Bakıreli’ mânasıyla ‘Diyarbakır’ şekline koymuşlar ve bu söz de sonradan Arap dili gayretiyle ve avam etimolojisiyle ‘Diyarı Bekir’ şeklini almıştır.”                                                           

Ayrıca, Prof. İ. Hakkı Uzunçarşılı, “Bu ad Diyarbakır’a çevrilse de halk ağzında yine ‘Diyarı Bekir’ şeklinde söylenmeye devam edebileceğini” belirtir: “Nasıl 'Tunceli diyorsak, buraya da ‘Bakıreli’ diyelim” diyerek, kaygılarını (!) dile getirir. Bu bilgilerin hiçbir ilmî değeri yoktur, külliyen uydurma ve safsatadır. İslâmlaşmış tarih ve dil kültürümüze karşı bir darbedir.

M. Kemal’in koyduğu ad, Güneş Dil Teorisi kâhinlerince, yani Kemalist dil ve tarih âlimlerince (!) tescil edilmiş olur. Zaten hilafına bir karar almaları mümkün değildir. Çünkü sözde ilim adamları bu zevat zihniyet olarak M. Kemal çizgisindedirler. Netice olarak 10 Aralık 1937 günkü Bakanlar Kurulu kararı ile Diyarbakır adı kesinleşir.                                                                                 

DİYARBEKİR, OSMANLI-İSLÂM KİMLİĞİYLE MARUFTUR

Halife Hz. Ömer’in (r.a) vazifelendirdiği komutan İyaz bin Ganem ve Halid bin Velid, içinde bin sahabenin bulunduğu sekiz bin kişilik İslâm ordusu ile Amed’i fethederek darülslâmlaştırmıştır. Bu sâyede miladî 639’da İslâm öncesi Amed şehri İslâmî kimliğiyle Diyar-ı bekir olur.                                                   

Tarihçilerin belirtiğine göre Sahabe kabirlerinin çokluğu bakımından Mekke ve Medine’den sonra üçüncü sırada yer alıyor. 541 sahabe ve tâbiînin kabri ile altı peygamberin kabri, üç  peygamberin ise makamının bulunduğu Diyarbakır, M. Kemal’in verdiği bu ismi atarak, Osmanlı-İslâm devrindeki Diyarbekir ismini almalıdır.

Diyarbakır’da, İslâm ordusunun fethinden ve Sultan Alparslan’ın 1071’de gerçekleştirdiği Malazgirt Zaferi’nden bu yana ezan sesi hiç eksilmedi. O tarihlerden Millî Mücadele’ye, yani İstiklâl Savaşı sonuna kadar din-i İslâm üzere ve Vatan-ı İslâmiyye ruhuyla Müslüman Türk Devleti’nin, yani Âl-i Osman Türklüğünün idaresinde kardeşçe ve birlik içinde Müslüman Kürt ve Zaza ağırlıklı şehir kimliğini yaşattı.

Hâsıl-ı kelâm; İslâm kültürüne soğuk duran ve İslâm öncesi kimliği önceleyen laikçi-etnikçi BDP’lilerin Diyarbakır isminin Amed olarak değiştirilmesi için kanun teklifi verdikleri mâlûm. PKK ve yandaşı BDP’in Diyarbekir üstüne hainâne oyunlarına karşı dikkatli olmak gerek.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.