18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Erdemlilerle erdemsizlerin ayırt edilme noktası

Faruk Köse

İyi günde herkes dosttur; fakat dost odur ki, kötü günde seni terketmesin... Her şey yolunda giderken herkes yanında durabilir; etrafında pervane kesilenler, her dediğinde bir değer, her yaptığında bir keramet arayanlar olabilir. Ancak fazilet, işler kötüye gittiğinde kimin nerede durduğuyla gerçek değerini bulur. Taarruzlar başlayınca dönüp arkana baktığında kimler varsa, kimler terketmeyip ardında kaldıysa, sendelediğinde kimler kollarından tutup seni ayakta tutuyorsa, işte onlardır faziletli dostların...

Dost, dostunun yaptığı her işi kabul eden, söylediği her sözü tasdik eden değildir. Dost, dostunu hatalarıyla birlikte kabul eden; ancak işlerindeki hataları, sözlerindeki yanlışları, tuttuğu yola dair menfiiyyatı ikaz ve ihtar ile düzelten, onu içine düştüğü yanlışlardan kurtarmaya çalışandır.

Birini eleştirmek için ona mutlaka da düşman olmak gerekmez. Aynı şekilde, birine düşmansın diye, her ne yaparsa yapsın, onu mutlaka da eleştirmen gerekmez.

Birine dost isen, onun yanlışlarını da doğru kabul etmen dostluğun şartı değildir. Birine düşmansan, onun doğrularını tasdik ve ikrar etmen de düşmana yağdanlık ve yandaşlık değildir. Dostunun hatalarını ikaz ve ihtar düşmanına yağdan ve yandaş olman anlamına gelmediği gibi, düşmanının doğrularını ikrar ve tasdik, dostuna ihanet etme anlamını taşımaz.

Adalet, evet, tabiî ki Hakkın ve hakikatin ölçüleri çerçevesinde kalmak kaydıyla, zalim kim olursa olsun zalimin zulmünü önlemeye çalışmak, mazlum kim olursa olsun mazlumun haklarını korumaktır. Zalim bizden ise zulüm yapma hakkı olamaz. Mazlum bizden değilse zulmü haketmiş sayılamaz. Bizden olanların hataları fazilet değildir. Başkalarının doğruları da hataya tahvil edilemez. Adalet denilen ölçü, kim ve kimden olursa olsun, hakkı sahibine iade etmek, hakkı gözetmek ve her ne olursa olsun haktan ayrılmamakla ihya edilmiş olur.

Ancak zor zamanlar gelince ölçüler şaşırılabiliyor, kantarın topuzu kaçırılabiliyor; insanlar körü körüne bir tarafgirlikle hak ve adalet çizgisinden ayrılabiliyor maalesef. Hak ile batılın karıştığı, iyiyle kötünün ayırt edilemediği, doğru ile yanlışın sınırlarının birbirine girdiği zor zamanlarda, birileri ortaya bir keskin hat çizip “ya o tarafa geç, ya da bu tarafa” diyebiliyor.

Bunu demekle de kalmıyor; bu taraftaysan o tarafa, o taraftaysan da bu tarafa hiç kimseyi ayırmaksızın, hiçbir hak ve adalet ölçüsüne sığmayan, hiçbir hakikate dayanmayan, bütün gemileri yakarcasına, bütün ipleri/bağları koparırcasına kin ve düşmanlık göstermeni isteyebiliyor.

Eğer bunu yapmazsan, eğer “itidal”e çağırırsan, eğer “arayı bulma”ya çalışırsan, eğer bakacağın yüze tükürmezsen, eğer kirli kavgalara taraf olmazsan, eğer birin yanında durup diğerine saldırmaktan kaçınırsan bertaraf ediliyorsun. Zira her iki taraf da seni diğer tarafın yandaşı ve yağdaşı olarak yaftalayıp sana bir değer biçiyor. Altını teneke, tenekeyi zümrüt görebilen bir “anlayış yozlaşması” sarıp sarmalıyor her yanı, herkesi.

Sonra öyle bir zor zaman geliyor ki, hakka sahip çıkmak, doğruda kalmak, adaleti gözetmek, “kardeşlik”e taraftar olmak karşıt tarafların her birince “ihanet”le suçlanabiliyor.

Gerçekten de zor zamanda zorda kalana sahip çıkmak çok zordur; lâkin erdem budur, erdemlilerle erdemsizlerin ayırt edilme noktası, zor zamanlardır.

Zor zamanlarda öfkeni dizginleyebiliyor musun? Kardeşliği koruyabiliyor musun? Adaleti ikame etmeyi sürdürebiliyor musun? Hakka sahip çıkabiliyor musun? Düşmanın dahi olsa hakkı sahibine iade edebiliyor musun? Dostun dahi olsa hatalarını ikaz ve ihtar edebiliyor musun? “İman kardeşlerine karşı müşfik” olabiliyor musun? Ahde vefa gösterebiliyor; o güne kadar birlikte yol aldığın arkadaşlarını yolda bırakmadan, yara alan gemiyi terketmeden yolculuğu sürdürebiliyor musun?

İşte bu hallerde geldiğin ikilem, tam da erdemlilerle erdemsizlerin ayırt edilme noktasında bulunuyor. Bu noktada nasıl bir tavır aldığın; kimliğini de, kişiliğini de, erdemliliğini de, insan ve yol arkadaşı olarak kaliteni de gösteren bir ölçü... Bu noktada, hatalı da olsa, hatalarını telafi ve tedavi etmek kaydıyla yol arkadaşlarına sahip çıkmak, su alan gemiyi terketmeden güvenli sahillere çıkarmaya çalışmak çok önemli. Senin ne olduğunu da, ne olabileceğini de gösteren esas nitelik.

Zor zamanda gemiyi terketmeyenler... Hani bir ayağı gemide, ancak durumu kolluyor da, her an karşı kıyıya çıkmak üzere hareket eden filikaya atlayacakmış gibi durmayan, yaraları tamirle yol arkadaşlarına destek olanlar...

İşte erdemliler onlardır. Ancak değerleri anlaşıldığında iş işten geçmiş olabilir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.