16 Ocak 2017 Pazartesi18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:49Güneş 08:20Öğle 13:21İkindi 15:46Akşam 18:09Yatsı 19:34
    • 7°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,154 2.65
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Balkan Savaşını Niçin Kayb Etmiştik?

M. Şevket Eygi

1912’de patlayan ve koskoca Rumeli’yi kaybetmemize yol açan Balkan Harbinde biz galip gelemez miydik?

Savaşı kazanmamız mümkündü ama Müslümanlar olarak, Osmanlılar olarak vazifelerimizi yapmadık.

İçimizdeki bazı din ve devlet düşmanlarının, hainlerin hıyanetlerine engel olmadık.

Ordu, gırtlağına kadar siyasete batmıştı.

Ordu ve asker siyasetle uğraşmaya başlarsa savaş kazanamaz.

Emanetler yani kumandanlıklar, makamlar, mevkiler ehliyete göre değil, partizanlığa göre veriliyordu.

Sultan Abdülhamid zamanında 1897’te Yunanistan ile aramızda savaş çıkmış ve ordumuz galip gelmişti. Kuvvetlerimiz Atina’yı bile alabileceklerdi ama Rus Çarı İkinci Nikola araya girmiş, ilerlemeyi durdurmuştu.

Osmanlı Yunan savaşını niçin kazanmıştık?

Ordu siyaset yapmıyordu, Padişaha ve Halifeye bağlıydı.

Ülkede ama şöyle ama böyle İslami bir rejim vardı.

Sultan Abdülhamid’i Farmasonlar, Yahudiler, Dönmeler, Jön Türkler devirdi. Selanik’ten İstanbul’a gelen Hareket Ordusu içinde bir Yahudi Lejyonu bulunuyordu.

Hürriyet ilan edilince İslam’a, mukaddesata hakaretler, hıyanetler, ihanetler başladı. Sultan Abdülhamid dindar bir padişahtı, böyle kötülüklere izin vermiyordu. Ondan sonra Pandora’nın kutusu açıldı, bütün kötü, çirkin, münker şeylerin bağları çözüldü.

Aradan yüz sene geçtikten sonra Türkiye Müslümanları Balkan Savaşı faciasından ibret almalıdır. Sadece ibret değil, tedbir de almalıdır.

İslam düşmanları Müslümanları parçalamıştır… Bin türlü fitne fesat nifak tefrika çıkartmıştır… Ülkemizde futbol kulübü çılgınlarının, holiganların yaptığı gibi siyaset yapılmaktadır.

Hizipçilik, fırkacılık, parçacılık o hale gelmiştir ki, Müslümanlar birbirleriyle savaşmaktadır.

Dinî kökenli bir sekt sivil darbe yoluyla devleti ele geçirmek istemektedir.

Balkanları, küçük bir Doğu Trakya dışında kaybetmiştik ama elimizde Anadolu kalmıştı. Şimdi onu da parçalamak, Türkiye’yi daha da küçültmek isteyenler var.

Bütün ziyalı, Nurlu Müslümanların halkı uyarması gerekir.

Balkan harbi patlamadan önce, birtakım gafiller yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet edebiyatı yapıyordu.

Gafiller, bir Balkan savaşı çıkarsa bunu Türkiye’nin kazanacağını sanıyordu.

Zamanımızda da, bendenize “Fazla abartıyorsun… Bir şey olmaz… Türkiye parçalanmaz… Her şey düzelecek… Felaket dellallığı yapma…” diyenler var.

Dışişleri Bakanımızın beyanlarını dikkatle okursanız, ülkemizin içi ateş dolu uçurumların kenarında olduğunu anlarsınız.

Güney sınırlarımızın hemen ötesinde bir Irak Şam İslam Devleti kuruldu. Bu yüzden bir savaş çıkartılabilir.

2013 yılında çok önemli, çok vahim hadiseler oldu. 2014 senesi ise daha vahim, daha önemli günler görebilir.

Vesayet rejiminin kolu kanadı kırıldıktan sonra ülkemize az buçuk serbestlik, demokrasi, çoğulculuk, hürriyet geldi. Biz Müslümanlar bunları iğtinam edemedik, ganimet olarak değerlendiremedik.

Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, hikmete, ahlaka uygun hizmetler yapacağımıza; içimizden birtakım mâyesi bozuklar, kötü bozuk çarpık düzenin ve sistemin haram ve kirli rantlarına saldırdı.

Ansızın bir depremle sarsıldık. Dinî bir cemaat, İslamcı iktidarı sivil bir darbe ile devirmeye teşebbüs etmişti.

Uyanmaz, en kısa zamanda İslami değerlere sarılmaz, onları hayata geçirmezsek, büyük facialarla karşı karşıya gelebilir, Suriye ve Mısır Müslümanlarının durumuna düşebiliriz.

Balkan harbinden önce çok fitne fesat kaos anarşi nifak tefrika siyaset holiganlık vardı. Bugün olduğu gibi…

 • (İkinci yazı)

Kâmil Mürşid Arayan Liseli bir Gence

SORU: Selamun Aleyküm Hocam… Size bir konuda danışmak istiyorum. Hocam, tarihe yön vermiş kişilere baktığımızda küçüklükten itibaren bir mürşidin yanında yetişmişler. Sizin de yazılarınızda sürekli bir mürşid-i kamille beraber olmaya vurgu yaptığınızı görüyorum. Fakat hocam günümüzde bahsettiğiniz mürşitler bildiğiniz gibi bayağı az, olanlara da ulaşmak son derece zor. Bizim bu durumda ne yapmamız lazım?

CEVAP:

Üstadsız, mürşidsiz alim, fakih, uzman olunamadığı gibi, kamil Müslüman da olunamaz. Bilhassa Müslüman gençlerin mürşide ve üstada mutlak ihtiyacı vardır.

Dünyada her devirde, her asırda kamil mürşidler, gerçek üstadlar olagelmiştir. Lakin zamanımızda bunlar gizlenmiştir.

Kamil mürşid ve üstad, öyle tatlıcı, lokantacı, berber, boyacı tarif eder gibi tanıtılamaz, tanınamaz.

Bunları bulmanın birinci yolu istiharedir. Kısmeti olana, niyeti temiz olana rüyada bildirilebilir.

Kamil mürşid kimdir?

1. İtikadı sahih bir zattır.

2. Şeriata sımsıkı bağlıdır.

3. Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) Sünnetine bağlıdır.

4. Beş vakit namazı dosdoğru kılar ve diğer ibadetleri yerine getirir.

5. Fasık-ı mütecahir değildir, yani açıkta, açıkça, küstahça günah işlemez.

6. İnsanlar onunla ülfet ve ünsiyet etmekten, sohbetlerinden zevk ve haz alırlar.

7. İhlaslıdır, kendisini sevenlerden, bağlılarından para istemez ve almaz.

8. Din ilimlerinde fakihtir.

9. Kendisini Resulullaha bağlayan iki icazeti ve silsilesi vardır, biri zahir ilimlerinde icazet, diğeri tarikat icazeti.

10. Mütevazıdır.

11. `Âbid, zâhid, yüksek ahlaklı, yüksek karakterli, mürüvvetli bir kimsedir.

12. Kendisini övmez ve övdürmez.

13. Keramât füruş değildir, yani kendisinden keramet zuhur ederse bunları söylemez ve reklamını yapmaz.

14. Ehl-i Kur’an, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Cemaattir.

15. Mürşid-i kâmilin bir tarikati olur ama o asla tarikatçılık yapmaz.

16. Gelmiş, geçmiş, edebî aleme intikal etmiş bazı büyük mürşidlerin irşad ve terbiyeleri biiznillah ölümlerinden sonra da devam eder. İmamı Rabbanî, İmamı Gazalî, AIbdülkadir Geylanî, Ahmed er-Rufaî gibi. Bunların kitaplarını okumak, nasihatlerini hayata uygulamak şartıyla kendilerinden istifade edilir.

17. Kamil mürşidlerin hepsi itikatta ve amelde Ehl-i Sünnet mezhebindendir.

18. Onlar bu devirde Resulullah Efendimizin vekilleri, varisleri, halifeleri durumundadır.

19. Mürşidlerin hepsi bilge kişilerdir.

20. Mürşid-i kamil olmamakla beraber bazı üstadlar da, talebelerine, bağlılarına, kendisini sevenlere çok faydalı olur, doğru yolda ışık tutar.

Evet, sevgili kardeşimiz… İnsan evinde kitap okumakla nasıl doktor, uçak mühendisi, gemi kaptanı, hukukçu, veteriner olamazsa; sadece kendi başına din kitapları okumak suretiyle iyi, vasıflı, olgun, güçlü Müslüman olamaz.

Kendinize kamil bir mürşid arayınız, yukarıda beyan ettiğim gibi istihare yapınız, kısmetiniz varsa bu nimete nail olursunuz.

Köfteci veya muhallebici tarif eder gibi isim ve adres vermemi beklemeyiniz.

Kamil mürşidler, herkesi kabul etmezler. İstidatlı, ehliyetli, liyakatli, kısmet ve nasibi olanlara el verirler.

Kâmil mürşidlerin duaları üzerimize sâyeban olsun.

Selamlarımla…

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.