M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Kime Göre Doğru?

Kime Göre Doğru?

Müslüman, doğruları söylemekle emrolunmuştur ama kendi doğrularını değil, Allah’ın doğru dediklerini söylemekle… Bunu söylerken; elbette kaynak gerekir, delil gerekir, ispat gerekir.

Allah’a ait olan doğruların söylenmesi, şüphesiz O’nun elçilerinin söylediklerini de içerir. Çünkü elçiler, Allah’ın elçileri olmaları hasebiyle, vahye muhataptırlar ve O’nun buyruklarını söylemekle görevlidirler.(Maide/67). 
***
Bazı insanlar “elçi” sözcüğüne takılarak bunun peygamberi ifade etmeyeceğini söylüyorlar. Oysa, “elçi” nin karşılığı; Arapça’da “rasul”, Farsça’da “peygamber” dir. Bu durumda, ha elçi demişsiniz, ha rasul, ha peygamber, ne fark eder!.. “Allah’ın Elçisi” deyince, peygamberden söz edildiği belli değil mi?..

Bu elçilerin sözleri, madem ki vahiy kaynaklıdır, öyleyse peygamberlerin sözleri de herkesi bağlar. Çünkü onlar, din adına vahiyden başka bir şey söylemezler. “Ve mâ yentıku anil hevâ/ Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz. İn huve illâ vahyun yûhâ/ (O'nun söyledikleri), sadece O'na vahyolunan vahiydir.”(Necm/3-4).

Bu ayetten, Hz.Peygamber (s.a.v)’in bütün sözlerinin vahiy olduğu anlamı elbette çıkarılamaz. O takdirde, Peygamber beşer olmaktan çıkar. Halbuki, aynı Kur’an, onun bir beşer olduğunu açıkça beyan etmektedir.(Fussilet/6; Kehf/110).
***
Eğer, Hz.Peygamber’in her konuştuğu vahiy olsaydı, Allah Teâla bazı söz ve davranışlarından dolayı onu Kur’an’da uyarmazdı. Bu uyarıları, (Tevbe/113; Enfal/67-68; Tahrim/1; Abese/1-10…gibi) ayetlerde açıkça görmekteyiz. 

Bu uyarılar, Peygambere asla bir nakîsa getirmez, aksine onun şerefini daha da yüceltir. Çünkü, bir beşerin Allah tarafından muhatap alınarak uyarılması, ancak “seçilmiş”lere mahsustur. Allah tarafından seçilmiş olmak ise, en büyük şereflerdendir.

Peygambere yapılan bu uyarılardan çıkarılacak önemli bir sonuç da; Kur’an ayetlerinin Peygamber tarafından değil, Allah tarafından söylendiğinin kesin olduğu sonucudur. Dolayısıyla, “o kendiliğinden konuşmaz”(Necm,3) ayeti, Peygamberin beşerî konuşmalarına değil, vahye ait konuşmalarına işaret eder.

Bu durum, Hz.Peygamber efendimizin din alanına giren bütün söz, eylem ve onaylarının bizi bağladığını da gösterir. Buna bazı İslam alimleri, “Peygamberin içtihatları” demişlerdir.

Hz.Peygamber hayatta iken, Allah tarafından düzeltilen söz, eylem ve onayları, onun vefatından sonra söz konusu değildir. Çünkü, vahiy kesilmekle İslam kemâle ermiş, Allah’ın insanlar üzerindeki nimeti tamamlanmıştır.(Maide/3). Ortada peygamber yoktur ki, o düzeltilmiş olsun!..
***
Bugün, Müslümanlar arasında ihtilaf oluşturan meseleler, Peygamberimizin vefatından sonraki süreçte meydana gelen gelişmelerle ilgilidir. Öyle ki, mezhep ve meşrep kavgaları, iktidar savaşları veya çıkar kaygıları sebebiyle Hz.Peygamber’in ismi kullanılarak pek çok söz, davranış ve onay, onun adına maalesef uydurulmuştur.

Emevilerle başlayan bu hadis uydurma furyası giderek çoğalmış ve hatta ayetlerle sahih hadisleri gölgeler hale gelmiştir.

Bu uydurmalar, yaygın kullanılmaları sebebiyle şöhret bulmuş, sanki gerçekten peygamber hadisi imiş gibi bazı kitaplara da geçmiştir. Ama Allah’a şükür ki bu uydurmalar, büyük muhakkık âlim ve muhaddisler tarafından tespit edilerek “mevzuat” kitaplarında deşifre edilmiştir. Ancak, buna rağmen günümüzde hâlâ bunların kullanılmaya devam ettiğini hayretle gözlemekteyiz.

Geçenlerde şahit olduğum bir olay, bu konuda daha fazla gayret gösterip Müslümanların uyarılması gerektiği kanaatimi pekiştirdi. İnşaallah bu olayı da gelecek yazımızda ele alacağım. 

twitter.com/parlakturk
facebook.com/vaktulemin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
M. Emin Parlaktürk Arşivi