Elif Nisa

Elif Nisa

Müslüman Kadın Evlilikte Takvayı Aramalı

Müslüman Kadın Evlilikte Takvayı Aramalı

Arkadaşlıkta, dostlukta olduğu gibi eş adayında da kıstas Allah'a yakınlık olmalı, takva olmalı. İnsanda akıl, iman, Allah sevgisi ve korkusu olmalı. İnsan derinliğe, Allah sevgisine, akla, imana bağlanır. Bunları ölçü almazsa genç kız, o zaman ölü bir dünyada yaşar.

Ancak kimi genç kızlar evlenecekleri insanın boyuna posuna bakar, evine, arabasına bakar. Ev beton yığınıdır, otomobil metal, insan da et-kemik yığınıdır. Dünya hayatına ait meta, yalnızca Allah sevgisi ile anlam kazanır. Bunlara bağlanamaz insan; bunlarla mutlu olunmaz.

Kuşkusuz kıstas yanlış olunca seçim de yanlış olur. Sorarsanız genç kız ve kadınların çok büyük çoğunluğu hayal kırıklıkları yaşamışlardır. Bunun nedeni kendi yanlış seçimleridir. Karşısındaki insanda ruh bulamayınca genç kadın hayata küser, pişmanlık ve üzüntü yaşar. İnsanlardan korkarak, sevgiden ümidini kesmiş olarak, karanlık bir dünyada hayatını bitirir.

Hemen her gün kocasından şiddet gören, evden atılan, yaralanan hatta öldürülen genç kadınların haberlerine rastlarız. Hasta ruhlu erkek için kuşkusuz bu durumlara sebep olmak oldukça kolaydır. Ancak şiddet gören kadın genellikle kendisini savunamaz ve hem bedensel hem ruhsal darbeler alır.

Bu acı ve zorlukların, çekilen çilelerin eş seçiminde takvaya önem verilmediği için,  Allah'tan bir uyarı olduğu düşünülebilir. Evlenmek için seçilen insan, güvenilir olabilmesi için derin Allah sevgisi ve korkusu taşımalı. Allah'ın varlığı bu denli açıkken, O'nu fark edemeyen kişinin aklına güvenilebilir mi?.. İnsanı insan yapan, ruhundaki o derin ve güzel ahlâktan kaynaklanan, Allah’ın mucize olarak meydana getirdiği güçtür.

Kadın ya da erkek, eğer eşinde Allah’ın tecellisi olan aklı ve güzel ahlâkı görür, ruhu onunla tatmin bulursa, her her zorluğa göğüs gerer, gerçek aşkı yaşar. Evliliğin temelleri bu saf aşk üzerine kurulmalı. İnanan insanlar Allah’ın verdiği o güzel derinlik hissini yaşamak, birlikte güzel kulluk edebilmek için evlenirler. Aksi halde insan, ne dünyada ne ahirette hayrını göremez; belâ ve musibet başından eksik olmaz.

Allah rızası için sevmek gerçek aşktan, Allah aşkından kaynak bulduğundan çok farklıdır. Çoğu insan tutkunun ve aşkın taklidini yapar. “Çok seviyorum, aşığım” diyen kadın, eşinin örneğin işi ya da parası olmasa birlikteliğine devam eder mi? Çoğu evliliğin maddi yokluklar sebebiyle bittiğine şahit olmaktayız. Ya da çok sevdiği karısını yaşlandığı ve çirkinleştiği için terk eden erkeklere... Demek ki yaşananın gerçek aşkla ilgisi yoktur.

Çoğu insan tutkuyu taklit eder. Çok sevdiğini söylediği halde birbirine hakaret eden, saldıran, aşağılayan, üzen kişiler gerçek tutkuyu bilemez. Örneğin bir genç kızın yaşadığını söylediği tutku, sevdiği gencin hastalanması, elinin yüzünün şeklinin değişmesiyle, bir anda yok olup gider. Bunun anlamı, o genç kızın sahte ve kötü bir tutku taklidinin içerisine girmiş, ona özenmiş olmasıdır. Oysa insan gerçekten tutku ile seviyorsa, sevdiği insanın eli yüzü yansa, kolunu bacağını kaybetse onu daha fazla sever ve ona daha derin bir şefkat duyar. Çünkü onun cennetteki gerçek görüntüsünün ne kadar mükemmel olacağını ve sonsuza dek kendisi ile yaşayacağını bilir.

Kalbinde Allah aşkı olmayan insan, etrafına Allah aşkıyla bakamaz, Allah aşkıyla bakamayınca da tutkuyu ve sevgiyi kaybeder. O gücü kaybettiğinde içinde büyük bir boşluk oluşur; sevginin yerini artık sıkıntı, azap, korku, panik, gerginlik ve kuşku alır. Bu acıdan kurtulmak için de, bu kişiler alkol ya da uyuşturucu gibi aklı örten, insan bedenine ve ruhuna zarar veren tehlikeli maddeler kullanmayı çözüm gibi görür. Sonunda da ruhen, bedenen ve maddi yönden de çöküşler başlar.

Paraya göre evliliğe karar verilmesi kadın ve erkek için çok küçük düşürücüdür. Maddiyat üzerine kurulan evliliklerin yaşandığı evler, para için birbirlerini seviyor taklidi yapan eşlerin rol aldığı bir tiyatro sahnesi gibidir. Bu, azap dolu bir hayattır. Allah, parayı ölçü alan genç kızın kalbinden sevgiyi, şefkati ve merhameti alır. Geriye acılar, üzüntü, sıkıntı, azap ve gelecek korkusu kalır. Rüyaları da hayatı da kâbus olur. Bu nedenle genç kızların ne aradıklarını iyi bilmeleri çok önemlidir.

İnsan, derin akla ve derin imana derin bir tutkuyla bağlanır. Akıl insan ruhunu zenginleştirir. İnsan, karşısındaki kişinin değerini akılla bilir. Örneğin kadın, erkeğin tek bir sözüyle bile soğuyabilir. Akıllı insan ise lafını sözünü bilen insandır.

Derin bir saygıyla Allah’tan korkmak insanı güzel ahlâka yönlendirir. İnsana aczini ve kulluğunu hatırlatır. İçindeki Allah korkusu, insanı, Allah’ın sevgisini kaybettirecek kötü davranışlardan sakındırır. Allah aşkından ve korkusundan kaynaklanan güzel ahlâkı yaşamayan kişiye sevgi beslemek için bir sebep de kalmaz.

Takva sahibi olmayan kimseler ailelerinden, çocuklarından, yakınlarından ve etraflarındaki insanlardan yeterince sevgi ve ilgi görmezler. Kuşkusuz bu, yaşanabilecek en büyük manevi belâlardandır. Çünkü sevgi çok güzel bir nimettir. İnsan, fıtratı gereği, sürekli sevgi, merhamet, anlayış arar. Her koşulda, yaşamı boyunca güvenip sevebileceği dostları ve yakınlarının olmasını ister. Nefsinin bencil tutkularının peşinde, Kur'an ahlâkından uzak yaşayan kişiler ise bu nimetten yoksundurlar. Yaşadıkları, dünyevi çıkar kaygısıyla bozulmuş, geçici, sonlu ve sahte sevgilerdir.

Genç kız evliliğe, toplumdaki "mantık evliliği" kıstasıyla değil akılcı yaklaşmalı. Allah'a aşkla bağlı ve samimi olan genç kız ve erkeğe Allah, Kur'an'da cennet ehlinin yaşadığı haber verilen tutkunun bir benzerini yaşatır.

Kur'an ahlâkı, insanı tam anlamıyla özgürleştirir, ruhtaki sevgiyi alabildiğine sonsuza doğru açar. Aksi halde sevgi ve tutku boğulmuş, dolayısıyla insan hapsedilmiş olur. Takva sahibi kadın ve erkekler ahirette de –Allah’ın dilemesiyle- gerçek özgürlük ve kurtuluşa kavuşacaklardır:

(Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında 'büyük kurtuluş ve mutluluk'tur. (Fetih Suresi, 5)

https://twitter.com/Fuat_Turker

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum
Elif Nisa Arşivi