25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 14°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Yolsuzluk Meşruluğu Kaldırır

Cemal Nar

Evet, başlıkta “Yolsuzluk Meşruluğu Kaldırır” dedik. Ama nerede çalışır bu ilke?

“Meşru/şeriata uygun”luğu arayan ve uygulayan devlette. Yani İslam devletinde. İslam nazarında devlet mallarını korumak, yönetimlerinin meşru olup olmadığının en büyük alameti sayılmıştır Biz onu kaybettiğimiz günden beri perişanız maalesef. Çağın materyalist, komünist, kapitalist, faşist sosyalist gibi laik, münkir düzenleri ve devletleri, İslam Devletinin topuğuna erişemez insana değer verme ve hizmet etmede…

Şu diyaloğa bakar mısınız?

Hz. Ömer, Selman-ı Farisi'ye sorar:

-Ben halife miyim, yoksa kral mı?

Hz. Selman şu cevabı verir:

-Eğer sen, müslümanların malından bir dirhem dahi olsa kanunsuz olarak, hakkın olmadan alır ve o bir dirhemi keyfin için harcamaya kalkarsan, o zaman halife değil, kral olursun.(Mevdudi, Hilafet ve Saltanat, s. 97)

Hz. Ömer, bir gün bir mecliste bu konudaki endişesini dile getirir. Bir sahabi söz olarak, onun endişelerini giderici şu sözleri söyler:

-Halife hakkı olmadan, kanuna uygun bulunmadan devlet malından hiçbir şey alamaz ve harcayamaz. Ancak Allah'ın fazlı ve inayetiyle sen de haksız yere alıp harcamıyorsun. Kral veya padişaha gelince, halka zulmedebilir, istediği gibi devlet malından alabilir, başkalarına verebilir, kimse de kendisine bir şey diyemez.( Mevdudi, Hilafet ve Saltanat, s. 98; İbn Sa'd, Tabakat, 3/ 306-307)

Yaşım altmışa geldi, ülkemde ve dünyada gördüğüm manzara şu: Bütün ülkelerdeki, hatta yönetimin halkta olduğu söylenen demokratik ülkelerdeki gelir dağılımında görülen adaletsizlikler bütçelere yansımış, daha da kötüsü bütçeler iktidar ve yandaşlarınca iç edilmiş, taraflı harcanmış, büyük yolsuzluklar ve skandallar yaşanır olmuştur. Bunun gördüğüm tek istisnası Merhum Erbakan’ın başbakan olunca memura verdiği % 50 zam ve denk bütçe çabaları olmuştur. Ama onun da ortakları dillere destan olmuştu.

Benim rahmetli babam da memurdu. Aklım başıma gelince duyduğum en sık kelimelerden birisi, devletin çıkaracağı “personel yasası” idi. Güya onunla adaletsizlikler ve dengesizlikler düzelecek, eşitlik sağlanaktı. Ben aynı teranelerle memur oldum, şimdi emekliyim, hükümetler hala “iş ve ücret dengesizliğini önlemek, ülkede uçurum oluşturan gelir dağılımındaki adaletsizliği, zulüm oranını bulmuş dengesizliği kaldırmak” gibi laflar ediyorlardı. Laf laf laf.

Bu hükümet de on yıldır aynı lafları konuşuyor. Arada bir hatırlayıp tekrar ediyorlar. Sonra unutup gidiyorlar. İlle de emeklileri… Memurlara “seyyanen” diyerek toplu para veriyor ve bunun üstünden hesaplayarak senelik zam veriyor. Emekliler ise daha bir kere seyyanen denen şeyi görmediler. Bu nasıl adalettir böyle?

Milli gelirimiz bilmem kaç kat artmış. Bana ne? Benim cebime girmedikten sonra ne yazar? Koç’un, Sabancı’nın, bilmem kimin serveti büyümüş, belki ülkeye faydası olabilir vergisi alınabilse, ama bana ne faydası var?

Birisi kalkıp “neden Ak Partiyi destekledin öyleyse?” diyebilir.

Cevabı çok basittir. Ama gelecek yazıya kalsın.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.