Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Güneydoğu’ya: Polis, Kürtlere saldırıyor... Batı’ya: Kürtler, polise sal

Güneydoğu’ya: Polis, Kürtlere saldırıyor... Batı’ya: Kürtler, polise sal

CHP’li Durdu Özpolat’ın sahibi olduğu Yurt gazetesi, “CHP’nin 30 Mart’taki başarısızlığı”“tartışmaya” açmış...

Sorular şöyle:

“Sarıgül oyları arttırdı mı?

İstanbul alınabilir miydi?

Cemaat CHP’ye destek verdi mi?

Nerede hata yapıldı?..

Ne yapmalı?”

Diyorlar ki; 

“Bize yazın, yayınlayalım!”

“Başarısızlığın sebepleri”ni “yakında” yayınlamaya başlayacaklarmış!..

TEK SEBEP, KILIÇDAROĞLU!

Bana göre; “Birçok sebep aramalarına” hiç gerek yok... Hani, komutan; “Biz bu savaşı niye kaybettik?” diye sorunca, askerler “sebepleri” sıralamaya başlamışlar da; “Biir: Barutumuz bitti” deyince, komutan, “tamam, gerisini saymanıza gerek yok” demiş ya; CHP için de aynı durum geçerli!..

“Hezimetin sebepleri” elbette çok ama, sebeplerin en büyüğü; “Kılıçdaroğlu’nun izlediği strateji ve kullandığı negatif dil”dir!..

Posta’dan Candaş Tolga Işık’ın yazdığına göre; Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Tarık Yılmaz, seçimler öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “8 konuşma”yı incelemiş, bir “kıyaslama” yapmış!..

Buna göre;

Erdoğan “tam 69 defa”, Kılıçdaroğlu da 5 defa, “Çözüm, vizyon, proje, strateji ve plân”dan söz etmiş!..

“Yol, okul, hastane, sağlık” kelimelerinde de durum farklı değilmiş... Erdoğan, bu kelimeleri “220 defa”, Kılıçdaroğlu ise “yalnızca 13 defa” kullanmış!..

Prof. Dr. Tarık Yılmaz’ın yaptığı “analiz”lere göre; Erdoğan “Yüzde 35.6 oranında pozitif” konuşurken, Kılıçdaroğlu’nun “pozitif” konuşma oranı ise “yüzde 13” civarında imiş... “Negatif” konuşma oranı ise, “yüzde 63.”

Bir, diğer kıyaslama:

Erdoğan ile Baykal arasında;

Erdoğan, “değişim ve proje” üzerinden “pozitif bir dil” seçerken, Deniz Baykal,  “yolsuzluk” vurgusu yaparak, “negatif bir dil” kullanmış!..

Peki, bunlar ne anlama geliyor?..

l Bir: CHP’nin “yolsuzluk-rüşvet” konuları üzerinden yaptığı siyaset oy getirmiyor, aksine oy götürüyor.

l İki: Vatandaşa ne yapması gerektiğini öğreten değil, kendisi ne yapacağını anlatan siyasetçi oy alıyor.

l Ve son olarak üç: Genel başkan değişmiş olsa da CHP yine bildiğin CHP...

Başka söze hacet var mı?..

HEDEF, ERDOĞAN’SIZ AK PARTİ!

Sebep, elbette çok!..

Sen kalkar; bir zamanlar “yolsuzluk”la suçladığın adamı “İstanbul’a aday” yaparsan, Ankara’da da “bir eski MHP’li”ye bel bağlarsan, olacağı budur!..

Bir de, “Cemaat’in gazı”na gelip, “grup toplantıları”nda ve “miting meydanları”nda, eline tutuşturulan “kaset tapeleri”nden başka bir şey okumazsan, sonunda, işte böyle CHP’nin canına okurlar!..

Yukarıda sayılan sebepler “CHP’nin hezimeti”ni, “AK Parti’nin de zaferini” gösteriyor!..

Dolayısıyla, daha fazla sebep aramaya, “bahaneler” üretmeye hiç gerek yok!..

“Hezimet”in sebebi, Kılıçdaroğlu’dur.

“Zafer”in sebebi de Erdoğan’dır!..

Zaten;

Taa başından beri “Erdoğan’sız AK Parti” istemelerinin sebebi de budur!..

Gayet iyi biliyorlar ki;

“Erdoğan, AK Parti’nin başında bulunduğu” sürece; ona hiçbir “ok” ulaşmayacak, hiçbir “b.k” bulaşmayacaktır!..

O halde ne yapılmalı?..

“Gezi kalkışması” benzeri “eylem”ler desteklenmeli, “Çözüm Süreci”ni baltalayacak “provokasyon”lar düzenlenmeli!..

Önceki gün bahsetmiştim...

“Gezi olaylarında provokatörlük yapan kirli sol örgütlenmeler yeni Berkin Elvan’ların peşinde koşuyor... Liseli Öğrenciler Birliği adı altında sosyal medyada örgütlenen bir grup, 1 Mayıs’ta gençleri sokağa dökmeye ve polisle çatışmaya teşvik ediyor.”

Bunun için, “solcu kalemşörler” şimdiden devreye girdiler bile... “Dışı romantik, içi canavar” ya da; “dışı sosyalist, içi faşist” bir “çift kişiliğe” sahip olan Can Dündar gibiler, daha şimdiden; “Sahi, Gezi’ciler nerede?” diye sormaya ve onları kışkırtıp, “gaz” vermeye başladılar bile!..

Bilesiniz ki; yeni “Berkin Elvan”lar ölmeye ve “ekmek almaya gittiydi” mavalları okunmaya başlarsa, bunların sorumlusu bu “abi”leri, bu “ağababa”ları olacaktır!.. 

PARALEL’İN 1 MAYIS TUZAĞI!

“Yenilginin hazımsızlığı” sadece İstanbul’daki “kalkışma”larla değil, Şırnak ve Diyarbakır merkezli “bölgesel provokasyonlar”la da kendini gösterecektir.

Önceki günkü Sabah’ta;

“Paralelciler’in 1 Mayıs tuzağı” başlıklı bir haber vardı ve deniliyordu ki;

“17-25 Aralık darbe girişimleri ve yerel seçimlerde hükümeti devirme projelerinde başarılı olamayan paralel örgüt, şimdi de çözüm sürecini hedef alacak provokasyonlar peşinde. 

İstihbarat birimleri, paralel yapının 1 Mayıs’ta özellikle Şırnak ve Diyarbakır merkezli bölgesel provokasyona hazırlandığını belirledi. 

Paralel yapılanmanın bölgede 1 Mayıs’ta gerçekleştirmeye çalışacağı ve çözüm sürecini hedef alacak provokasyonun ayrıntıları ise şöyle: 

l Doğu ve Güneydoğu’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayanların arasına eğitimli provokatörler sızdırılacak. Silahlı provokatörler polislere yönelik ateş açacak.

l Polisin gözaltı ve müdahalesiyle birlikte kışkırtılacak çocuklar ve marjinal gruplar devreye sokularak başlatılacak provokasyon; önce bölge, ardından ülke çapına taşınmaya çalışılacak. 

Paralel medya ve uzantıları ise tahrik edici yayınlarla, insanları sokağa çekerek provokasyona dahil edecek. 

Asıl amaçsa provokasyonları cumhurbaşkanlığı seçim sürecine kadar devam ettirmek.

Gülen Örgütü, 1 Mayıs’ta gerçekleştirmeyi planladığı provokasyon için yeni kirli ittifaklar kurmaya çalışıyor. DHKP-C ve Halk Cephesi başta olmak üzere DEV-YOL, MLKP, DSİH, MLSPB, SDP gibi marjinal örgütlerin arasından sızan paralel yapı mensupları, Doğu ve Güneydoğu’da başlatılmak istenen provokasyonu Batı’ya taşımak için görevlendirecek.”

ÇÖZÜM SAĞLANIRSA!

Peki, bu “povokasyon”lar, kamuoyuna nasıl yansıtılacak?.. 

Yani, insanlar nasıl kışkırtılacak?..

Yine, “aynı yöntem”le!..

“Habur Süreci”nde; nasıl ki “Güneydoğu’ya” ayrı “Batı’ya” ayrı mesajlar verilip, süreç baltalandı ise; 1 Mayıs’ta da aynısı yapılacak!..

“Güneydoğu halkı”na; “Polis, Kürt halkına saldırıyor” denilecek,

“Batı bölgeleri”ne ise;

“Kürtler polise saldırıyor” şeklinde “tweet”ler atılarak, halk “galeyan”a getirilip sokağa dökülmeye, bir “kaos” ortamı oluşturulmaya çalışılacak!..

Zira, “Paralel Yapı”yı da “taşeron” olarak kullanan “dış” güçler, “Çözüm Süreci’nin başarıya ulaşmasını” kesinlikle istemiyor!..

“Misak-ı Millî sınırları”nın sıkça telâffuz edildiği son yıllarda, eğer “Çözüm Süreci” başarıya ulaşır ve “fizikî sınır”lar yerine “gönül sınırları” öne çıkarılırsa; “Türk halkı” da, “Kürt halkı” da refaha kavuşur...

Zaten hızla büyüyen Türkiye, işte o zaman uçmaya başlar!..

Peki, böyle bir “Türkiye”yi kim ister?.. Amerika mı ister, Avrupa mı?.. İngiltere mi ister, İsrail mi?.. “Otpor’un çocukları” olan “Gezi zekâlılar” mı ister, “Gene Sharp’ın veletleri” mi?..

Hiçbiri istemez!..

İstemedikleri içindir ki, Türkiye’nin başına; önce “Gezi Zekâlı”ları, sonra da “Kirli 17-25 Aralık Operasyonları”nı musallat ettiler... Tabiî, CHP’yi de “piyon” olarak kullandılar!..

Ne var ki;

30 Mart’ta “Millî İrade Duvarı”na çarpıp, “ağır bir yenilgi” almışlar, “Büyük Türkiye’nin gücü”nün farkına varmışlardır!..

ABD Büyükelçisi Ricciardone’nin “AK Parti’yi ziyaret etmesi”ni ve Twitter şirketinin ikinci adamı Colin Crowell’in Türkiye’ye gelmek zorunda kalıp; “Türk mahkemelerinin kararlarını tanıyacağız, vergi konusunda da adım atacağız” demesini, “Başbakan Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümeti’nin şahsında Türkiye’nin gücü” olarak okumak gerekir!..

CHP “YERLİ” OLMADIKÇA!

Böyle bir ülke, böyle bir millet, bugüne kadar olduğu gibi; bundan sonra da “Gezi kalkışması” benzeri “provokasyon”lara, “Yolsuzluk ve Rüşvet kılıflı darbe girişimleri”ne, “Paralel Devlet”in yanısıra “Paralel Din” oluşturma çabalarına asla izin ve geçit vermeyecektir!..

CHP, 30 Mart’ta uğradığı “hezimet”in sebeplerini merak ediyorsa; ilk önce “Paralelciler’in şahsında emperyalist güçlerin oyuncağı” olarak kullanıldığının farkına varmalıdır!.. 

CHP, eğer; “Eski hamam, eski tas” olmaktan kurtulmak istiyorsa, bu işin “tellak” değiştirilerek olmayacağını, başarının “yerli bir duruş” sergilenerek elde edileceğini bilmelidir.

Yoksa;

“Hezimete müebbed mahkûm” olurlar!..

***************************************************************************************


“Halkçılar, ırkçıları ele geçirip İslâm’a zarar verecek!”

Fetullah Gülen’in kendisini “eleştiren” kişiler hakkında “suç duyurusu”nda bulunması ve “dâvâ”lar açması, bir “suçluluk psikolojisi”nden midir, yoksa “layüsel” olduğunu düşünmesinden midir, bilmiyorum ama, “Gülen’e tepki” her geçen gün artıyor...

Gülen’in avukatları tarafından, Said Nursi Hazretleri’nin talebesi Abdülkadir Badıllı’ya “8 yıl hapis” talebiyle ilgili olarak, Mehmet Fırıncı ağabey demiş ki; “Fetullah Gülen Deccalizm’e hizmet ettiyse; bunu Badıllı da bağıracak, ben de bağıracağım... Herkes bağıracak, herkes tepki gösterecek!”

Bu “dâvâlar” vesilesiyle öğreniyoruz ki; Said Nursi Hazretleri, adeta bugünleri görüp, on yıllar önce şöyle demiş: “Halkçılar, ırkçıları ele geçirip, İslâm’a büyük zarar verecekler!”

Çok enteresan değil mi?..

30 Mart’ta “CHP-MHP ittifakı” yapılacağını “on yıllar öncesinden” görmek ve dile getirmek bana çok enteresan geldi...  

Gerçekten de; “CHP’liler MHP’lileri ele geçirdi” ve “Gülen Cemaati’nin de yardımı” ile “İslâm’a darbe vurmaya” çalıştılar!..

Bu “keramet”i herkes iyi düşünsün!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi