21 Ekim 2017 Cumartesi1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 29°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Korktuğum Başıma Geldi

Cemal Nar

Bir önceki yazımızda “Hayır Hayır Ve Asla” diyerek bir yanlışı tashihe çalışmıştık. O yanlış Yavuz Bahadıroğlu kardeşimizin “Dört halifeden sonra, hilafet maalesef saltanata inkılâp etti. Müslümanları halife hükümdarlar yönetmeye başladı. Seçim kalktı, saltanat babadan oğla geçmeye başladı. Bunun ne kadar İslâmi olduğunu bilmiyorum, ama İslâma aykırı olduğunu iddia etmek de zor. Dönemsel olarak siyasetin gereği yapılmıştır.” Sözleriydi.

Bu yanlışa verdiğimiz cevabın özeti şöyleydi: “Sevgili Yavuz Bey kardeşimden beni anlayışla karşılamasını, serinkanlı düşünüp olgun davranarak gücenmemesini istirham ile söyleyelim ki, saltanat ve veliahtlik usulü kesinlikle İslamî değildir ve bu yolla seçilenlerin halifeliği de geçersizdir. Onlar olsa olsa kral ve padişah olurlar, ama asla “halife” olamazlar. Zaten olmamışlardır da.”

Ama orada bir endişemiz vardı, korktuğum başıma geldi. O da, haklı olarak padişahlarını seven bu milletin, sonuçta iktidarı ele geçirme konusunda yanlış yöntem üstüne oturan padişahları koruma refleksiyle ilmî bir meseleye duygusal yaklaşıp yanlışa düşmeleriydi.

Sanırım yanlışa götüren sebep şuydu: “iktidara gelme yöntemi dine ters ama, adam iyidir. İşte Osman Gazi gibi, Fatih gibi, daha öncelerden Emevî ömer b. Abdülaziz gibi mesela… Bunlar ve benzerleri saltanat yoluyla gelmişler, ama iyi işler yapmışlar. Şimdi biz bu adamlara “kötü” mü diyeceğiz? Gayr-ı İslamî mi diyeceğiz?”

Nitekim endişemde ne kadar haklı olduğumu gösteren bir yorum yayınlandı yazı altında.

Sevgili Candaroglu kardeşimiz diyor ki: “muhterem hocam.
Sayın Bahadiroglu'nun "saltanat islama aykırı değildir" derken kasdetigi husus "böyle yapılırsa buna İslam karsı çıkmaz, serbesttir" manasında olabilir mi? Yani Padişahlarımız hep böyle geldiler ve sanıyorum onları gayri İslami göremeyiz.”

Aynen korktuğum gibi! Yani padişahları göz önüne alarak yanlışa göz yumma...

Candaroğlu kardeşimiz nezaket göstermiş ve hüküm verme yerine soru sormuş: “Sayın Bahadiroglu'nun "saltanat islama aykırı değildir" derken kasdetigi husus "böyle yapılırsa buna İslam karşı çıkmaz, serbesttir" manasında olabilir mi?”

Evet, o anlama alabiliriz, zaten de o anlamdadır, ama İslam buna karşı çıkar sevgili kardeşim. İslam bunu asla kabul etmez.

“Padişahlarımız hep böyle geldiler ve sanıyorum onları gayri İslami göremeyiz.” Diyorsunuz. Cevap kısa ve nettir:

Padişahlarımızın yönetime geliş yöntemi yanlıştır, ama iş başında iken iyi işler de yapmışlardır. Yanlış yöntemle iktidara gelmek başka şey, gelince iyi işler yapmak başka şeydir. Yanlış yöntem İslamî değildir, iyi işler İslamîdir.

Biz bunun için yazımızda şöyle demiştik: “Böyle söylemek, geçmiş padişahlara hakaret ve hizmetlerini yok saymak değildir. Onların çabasını takdir ve kıymetini bilmek, ayrı bir bahistir. Konumuz o değil tabi.”

Ama sanırım gözden kaçmış, pek dikkate alınmamış.

Tabi ki burada zor olan şudur; bir padişah, sıra kendine gelince, bunu nasıl reddeder? Bunu ondan nasıl bekleyebiliriz? “Kardeşim, bunu ben icat etmedim. Ama şimdi sıra bana geldi. Benden padişah olmamamı, iktidar için seçimi ortaya koymamı nasıl beklersiniz?” diye kendini savunacaktır herhalde.

Saltanat devam ederken tekrar dört halife devrinde olduğu gibi tahlif, şûra veya halkın seçimi gibi bir usule dönmeyi beklemek biraz zordur tabi. Onun için biz, Osmanlının sonunda bu ruhu gitmiş cesedi kalmış halifeliğin, biz istemesek de kaldırılması için, “belki de aslına uygun olanın tekrar gelmesi için bir fırsat olabilir” anlamında şunları söylemiştik:

“Hatta bu cesedi kaldıranların aklına hiç gelmemiş olabilir ama kim bilir, “yenisi aslî özellikleri korunarak kurulsun” diye belki de “saltanata dönüşmüş hilafet”, onlar alet edilip bir ilâhî tecellî olarak kaldırılmıştır. Hikmetinden süal olunmazmış…”

Bu endişeyi izale edecek ve başıma gelen korkumu giderecek muazzam bir tabloyu bir sonraki yazımıza bırakalım mı?



Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.