19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 31°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 108.164 1.16
  • Altın: 151,464 0.02
  • Dolar: 3,6587 -0.36
  • Euro: 4,3309 0.05

Ciddiyetsiz Medya

M. Şevket Eygi

LE MONDE, The Times, Washington Post ve benzeri ciddî gazeteler yüzde yüz tarafsız değildir ama yine de ciddî gazetelerdir.

Bizde onlara benzer gazete yok. Türkiye için korkunç ve dehşet verici bir eksikliktir bu.

Bundan kaç sene önceydi tarihini hatırlamıyorum, Fransa’da başörtüsü tartışmalarının en hararetli günlerinde Le Monde bu konuya iki sayfa ayırmıştı; birinde başörtüsü aleyhtarlarının, ötekinde başörtüsü hürriyeti taraftarlarının yazıları, yorumları yayınlanıyordu.

Üç beş kere tekrar etmişimdir, yine yazayım: Başta The Times olmak üzere bazı İngiliz gazeteleri bundan elli altmış sene öncesine kadar birinci sayfalarının tamamını küçük ilanlara ayırırlardı; haberler, yorumlar, resimler iç sayfalarda yer alırdı… Bendenizde öyle birkaç eski gazete nüshası olacak, onlardan birini kendim için camlatacağım, beş on tane tane de renkli fotokopi yaptıracağım, meraklı birkaç dostuma hediye etmek için.

Medya mensubu olarak her sabah günlük gazetelere (internetten) göz atmam gerekiyor. Onlara baktıktan sonra içime fenalık geliyor. Genelde seviye çok düşük, ciddiyet yok, üslup berbat.

Nice muhalif gazeteler ve yazarlar holiganca, militanca, fanatikçe yayın yapıyor… Madalyonun arka tarafındaki yağcılar, yalakalar, dalkavuklar, şakşakcılar ayrı bir âlem.

Nadir istisnalar dışında herkes sinir küpü olmuş.

Soğukkanlılık şişesi taşa vurulmuş.

Medya hürriyetinin neticesi bu mu olmalıydı?

Gazetecilik nedir? Önce doğru haber vermektir. Sonra, doğru olmasa bile ciddî ve haysiyetli makaleler, yorumlar yayınlamaktır.

Bugünkü bazı büyük gazete ve tv’ler,  müstehcenlikte sınır tanımıyor. Medya organı mı, genelev bülteni mi anlaşılmıyor.

Yalan dolan, iftira, dezenformasyon, çamur atmanın sınırı yok.

Yahu be mübarekler, ayda birkaç kere olsun,  lisanla, mimarlıkla, sanatla, eğitimle, yozlaşma ile, kültür değişimleriyle ilgili manşet atsanız ne olur?

Çocuğun ısırdığı köpek mavalları…  Manken hikayeleri… Futbolcular, şarkıcı, türkücü makulesi… Şarkı söyleyen kediler… Kanguruyu yutan piton… Zebrayı parçalayan arslan…

Şu Atatürkçülere bakınız, onlar böyle berbat gazeteleri Ulu Önderleri M. Kemal devrinde çıkartabilirler miydi?

Her zaman söylerim: Basın İngiltere’de, öteki ileri ülkelerde Dördüncü Kuvvet’tir, bizde ise Birinci Kuvvet. Bizim Birinci Kuvvetimiz böyleyse vah bu memlekete, halka, devlete!

Türkiye’de basın-medya hürriyeti var mı? Var var var…  Biz bu hürriyeti erdemli bir şekilde kullanabiliyor muyuz? Hayır hayır hayır…

Şu bazı büyük gazete ve tv patronlarına bakınız… Onlarca holding, banka, dev şirket sahibi, milyarlarla dolarla oynuyorlar.  Onlar gazetelerini elbette milyarlarına milyar katmak için kullanacaktır.

Vesayet rejiminin baskıları, tabuları, zulümleri altında kan kusan, ezilen Müslümanlar iktidar olunca Le Monde, The Times, Frankfurter Allgemeine Zeitung gibi gazeteler kurabildiler mi? Türkiye Müslümanlarının Papalığın Osservatore Romano’suna benzeyen bir yayın organları var mı?

Polemik polemik polemik… Havaiyat… Laklakiyat…

Cemaat-İktidar savaşı haberleri ve yorumları artık kabak tadı verdi.

Tencere dibin kara… A maskara, senin dibin  daha  kara!..

Rahmetli Osman Yüksel, vesayet basını için, bunlar basın değil, hasım derdi.

Adam gibi gazeteler istiyorum. Âdil ve insaflı gazeteler istiyorum. Deli dana gibi muhalefet yapan gazete istemiyorum. Yağcı, yalaka, şakşakçı gazete istemiyorum. Dezenformasyon istemiyorum. Paraya endeksli vatanseverlikten nefret ediyorum.

Bir ülkenin, bir halkın halini mi öğrenmek istiyorsunuz, gazetelerine ve tv’lerine bakınız.

Vaktiyle biz İslam’a, vatana, millete hizmet edeceğiz diye halktan para, dindar kadınlardan altın yüzük ve saire toplanarak kurulmuş birtakım yayın organlarına bakınız.

Artık, ne kadar kültürlü, ne kadar âqil, ne kadar namuslu, ne kadar vatansever olurlarsa olsunlar; fakirlerin, orta hallilerin günlük gazete yayınlama, tv kanalı kurma imkanları, fırsatları, hürriyetleri yoktur.

Eskiden bundan yüz sene kadar önce Sirkeci Ebussuud caddesinde matbaalar varmış. Birkaç müteşebbis küçük bir sermaye ile gazete çıkartmaya niyetlenince, oradaki matbaalardan biriyle anlaşırlarmış, matbaanın üst katındaki iki oda gazetenin daire-i mahsusası olurmuş ve yayın başlarmış. Çok kişi yazılarından telif ücreti almazmış.

Nerede o günler!..

* (İkinci yazı)

Sorulmayan Cevapsız Sorular

Birleşmemekte, tek bir Ümmet olmamakta, âdil râşid ve muktedir bir İmama biat ve itaat etmemekte, derlenip toparlanmamakta inat ve israr eden ve günümüzde birbirinden tamamen kopuk ve irtibatsız bin fırkaya, hizbe, cemaate, parçaya ayrılmış durumda bulunan Sünnî Müslümanların sonu acaba Suriye Müslümanlarınınkine mi benzeyecektir, Mısır Müslümanlarınınkine mi?

**

Ulema ve fukahaya soru: Namazı büyük ölçüde terk eden ve çeşitli şehvetlerine (Lüks, para, zenginlik, israf, gösteriş, aşırı tüketim, partizanlık, dünya holiganlıkları vs) uyan Müslüman bir toplumun kurtulacağına, necat ve felah bulacağına dair fetva verebilir misiniz?.. Veremiyorsanız Müslümanları niçin etkili şekilde uyarmıyorsunuz?

**

Dar, rengârenk, vücut hatlarını belli eden, erkeklerin dikkatlerini çeken, hepsi Batı kültüründen bize geçmiş olan elbiseler giymiş, ayaklarına ince ve uzun topuklu ayakkabılar geçirmiş, başına da bir eşarp örtmüş olan Müslüman bir kadın veya kız; bu kıyafeti ve haliyle Kur’an’a ve Sünnete uygun Şer’î bir tesettüre mi bürünmüş olur, yoksa şeytanî bir tesettürle mi arz-ı endam etmiş olur?

**

Bin yıldan fazla kullanmış olduğumuz İslam-Kur’an yazısıyla yazılan zengin Türkçeyi (Osmanlıcayı) okuyup yazamayan bir İslamcı, okur yazar ve alim mi sayılır, yoksa kara cahil mi?

**

Bediüzzaman hazretleri Nurcuların müttehid, yek vücut, tesanüd ve vifak içinde birlik olmalarını emr ve tavsiye ettiği halde, zamanımızda Nurcu camia niçin yirmi küsur fırkaya ayrılmıştır?

**

Nakşiliğin bir fırkasının yayınladığı dergiyi ve kitapları öbür nakşî şubeleri niçin okumuyor ve desteklemiyor?

**

Yıllardan beri Ayasofya açılsın, Fâtih Sultan Mehmed’in lâneti ve bedduası kalksın ucuz edebiyatı yapan Sünnî Müslümanların ağırlığı o ulu mâbedin tekrar câmi yapılmasına niçin yetmiyor?

**

Türkiye’nin 2013 Uluslarası Şeffaflık ve Temizlik notu niçin 10 üzerinden 5’tir ve bunu en az 7’ye çıkartmak için neler yapılmalıdır?

**

Taqiyye ve kitman yapan, gizli ve sinsi ajanları   D…..’e sızmış olan Fazlurrahmancılık mezhebinin  gayesi nedir? Türkiye’de Sünniliği yıkıp yerine  AB’nin,  AB’nin, Vatican’ın, Siyonizmin, kapitalist  ve emperyalistlerin arzu ettiği;  ucuz,  kolay, Şeriatsız, fıkıhsız, cihadsız, laik, seküler, ilahî din olmaktan çıkartılmış, beşerî bir ideoloji veya hümanizma haline getirilmiş yapay bir din mi üretmek ve türetmek istiyorlar?

(Böyle daha çok sorular var ama bugünlük bu kadarı yeter.)

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.