28 Mart 2017 Salı1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 15°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,082 0.84
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

Başbakan’ın ruh hali üzerine fanteziler

Faruk Köse

Başbakan Erdoğan’ın zaman zaman sinirlendiği, kızınca “siyasetçi” ya da “Başbakan” kimliğini bir kenara bırakıp, “normal insan” gibi davranarak tepki verdiği doğru mu? Doğru...

Hatta Başbakan’ın bu tutumu o kadar “olağan” ve “insani” ki, bunu, aleyhinde kamuoyu oluşturmak için kullanıyorlar. Sanki “Başbakan” olunca “taş” kesilecek, “biyo-psikolojik” bir canlı olmaktan çıkıp “duygusuz”laşacak, “mekanik bir kıvam”a gelecek de, doğrudan kendisine yönelik sataşmalara hiç tepki vermeyecek!... İstenen, bu. Ama bu mümkün mü peki? Normal mi?

Başbakan’ın Soma ziyaretinde de aynısı oldu. Erdoğan’ın gittiği her yere peşinden giden, her türlü vakayı “muhalefet gerekçesi”ne dönüştüren, bunu yaparken de “suret-i hak”tan gözüküp, halkın arasına karışarak “halkın hareketi”ymiş gibi eylem yapan “profesyonel güdümlü organize sokak eylemcileri”, Soma’daki maden kazasını fırsat bilip Başbakan’a istifa çağrısı yaparak yuhaladılar. Acısını paylaşmak için halkın arasına karışan Erdoğan’ın karşısına çıkıp yuhalayan gruba karşı Erdoğan, “Başbakan” veya “siyasetçi” kimliğini bir kenara bırakıp, her insan gibi “normal bir refleks” gösterdi, korumalarını aşarak eylemcilerin üzerine gitmeye kalkışıp, “haydi bir de benim yanımda yuh çekin” dedi.

İşte, Başbakan’ın bu tavrı üzerine, hazırkıta bekleyen “çok bilmiş uzmanlar”a malzeme çıktı; “Başbakan’ın ruh hali”ne dair yorumlarla “uzmanlık görüşleri”ni açıkladılar. Bunun aksini savunanları da “yandaş”lıkla suçladılar.

Bu noktada sizi 2004’e götürerek, Kasım 2004’te Şili’de “Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Konferansı” kapsamında yapılan “Ekonomi Zirvesi”nden sonra yaşanan bir olayı hatırlatmak istiyorum.

Zirve sonunda, Konferansa iştirak eden 21 devlet başkanının onuruna yemek verilir. Ancak yemeğe, dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un özel koruması alınmaz. Korumanın Bush’u yalnız bırakmak istememesi üzerine olay çıkar. Şili güvenlik güçleri Bush’un korumasını tartaklamaya başlar. Bunu gören Bush aniden oraya yönelir, Şilili görevlileri yarıp geçerek korumasını kolundan tutup 10 kişinin arasından alır. Hatta itişip kakışmalar esnasında bir ara sendeler, “sakin olun” diye bağırdığı da duyulur.

Bu olayda Bush’un, korumasına sahip çıkmak için arbedenin içine dalması, “normal bir insan refleksi” değil midir? O günlerde hiç kimse Bush hakkında “ruh hali fantezileri” üretmemiş, tersine herkes “övgü”yle söz etmişti, değil mi?

Benzer tavrı Başbakan Erdoğan Soma’da, halkın arasına karışarak halkı provoke etmeye kalkışan ve kendisini yuhalayan “profesyonel güdümlü organize sokak eylemcileri”ne karşı gösterdiğinde niye hazır kıta uzmanlar, “Başbakan’ın ruh haline dair fanteziler” üretmeye başladı? Sizce de bunun arkasında bir pislik yok mu?

Neymiş, Başbakan Soma’da çok gerginmiş, ruh hali iyi değilmiş. Kendisini yuhalayan bir kişiye “sen bu ülkenin Başbakanına yuh çekersen tokadı yersin” demişmiş. Başka bir kişiyle marketin girişinde tartışmışmış. Zaten daha önce bir vatandaşa, “ananı da al, git” demişmiş. Bu, Hükümetin ihmalini gizleyecek bir “öfke kabarması”ymış. Zaten Başbakan öteden beri, “kendine uymayan herhangi bir şey olduğunda, farklı bir şey gördüğünde, kendisinin sevilmediğini, beğenilmediğini, minnet duyulmadığını gördüğünde sinir sistemi zorlanıyor”muş. “Protesto edilmeyi, karşı çıkılmayı, muhalefet edilmeyi zaten kaldıramıyor”muş. Bunun üzerine, “kıymetinin bilinmediğini hissedip ciddi bir özgüven zorlanması yaşıyor”muş. “Bununla başetme yöntemi” ise “agresiflik”miş.

Daha önce de Başbakan için “ruh halinin iyi olmadığı” söylenmişti. Hatta Türk Tabipler Birliği, “Başbakan Erdoğan’ın duygu durumundan endişe duyuyoruz” demişti. Kimi yorumcular, Erdoğan’ın “ayrıştırıcı” bir ruh haline sahip olduğunu iddia etmiş, “kendini kontrol etmek zorunda hissetmiyor” diye suçlamıştı.

Bugünlerde de, “farklılıktan, muhalefetten hiç hoşlanmayan; otoriter, kişisel ilişkiler düzeyinde demokrat olmayan; kendini mutlak doğru olarak görmeye eğilimli; ....farklılıkları ya acayip hatalar, ya da acayip ihanetler gibi görmeye eğilimli olan bir yapı”da olduğunu söylüyorlar.

Böylece, sandıkta yenemedikleri Erdoğan’ı, “ruh haline dair fanteziler” üreterek “algılar”da mağlup etmeye çalışıyorlar.

Evet, Soma’da ihmaller vardır. Ancak şimdi ihmaller üzerine kavga çıkarmanın değil, bir daha olmaması için çareler üretmenin zamanıdır. Soma’ya koşup vatandaşı teskin etmek, acısını dindirmek için ne gerekiyorsa yapmaya çalışan, dahasına da söz veren Başbakan’a haksızlık yapmak “adil” de değildir, “ahlâki” de.

Şimdi bunları yazdık diye “yandaş”lıkla suçlayacaksanız, suçlayın! Ben, bu köşede Hükümet’in icraatlarını defalarca eleştirmiş biri olarak diyorum ki:

Soma üzerinden Erdoğan’a vurmak hak da değildir, adalet de... Muhalefet edecekseniz, şereflice yapın bunu! “Acılı yürekler”i istismar ederek ve Başbakan’a pislik atmaya çalışarak değil...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.