Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Topyekun Saldırıya Geçecekler!

Topyekun Saldırıya Geçecekler!

Öfkeleri dinmek bilmiyor.. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ellerinden ne geliyorsa onu yapacaklar..

Bana kalırsa Soma’da yaşananlar ister sabotaj ister kaza olsun birileri için bir fırsat oldu.. Erdoğan’ın Almanya ziyaretini de dillerine doladılar.. Derini paraleli, içerisi, dışarısı hepsi birlik oldular..

Eş zamanlı olarak Okmeydanı’nda yaşananlara bakar mısınız.. Gezi olaylarının yıldönümü vesilesi ile birileri yine düğmeye bastı. Topyekun saldırıya geçmeye hazırlanıyorlar.. Yedekleri, emeklileri de göreve çağırdılar. JİTEM, Özel Harp bu işe sıcak bakan kim varsa temas kurdular. Yani sadece polisle sınırlı kalmadılar. Öyle anlaşılıyor ki, işin içinde ABD’den, bazı AB ülkelerine, Suriye’den İsrail’e kadar herkes var..

BBC, CNN de hazırlıklarını tamamlamıştır herhalde..

Cemaat zaten Mayıs başından beri, “bombanın büyüğü Mayıs sonunda” diye konuşup duruyordu..

Çok köşeye sıkıştılar.. Gelen gün geçen günleri aratıyor.. Birilerine göre, 15 Haziran’da dananın kuyruğu kopacak..

Şimdi Gezi’nin yıldönümü, topyekun savaş için, onlar açısından büyük önem taşıyor..

Ama bu arada bu işler deşifre oldu. Ne yapacakları belli, kimlerin devrede oldukları da..

Bunların anlamadıkları bir şey var, AK Parti ya da Erdoğan kaybederse, bu insanlar, o zaman bu işin sorumlularına bu Erdoğan kadar da merhamet etmezler..

Okmeydanı’nda yaşananlar gösteriyor ki, birileri Alevi yurttaşları hedef olarak seçti.. Birileri bizlerin kanları ve gözyaşları üzerine yine servet ve iktidar hesapları için kanlı senaryolar yazıyorlar.. Birileri de bu kanlı senaryoda bir şekilde figüranlığa soyunuyorlar.. Birileri bunu fırsat bilip, yangına körükle gidiyor sanki!

Koç ve Doğan Mediası, Batı Mediası, İsrail ve Suriye, herkes mevzilenmeye başladılar..

27 Mayıs bir darbenin yıldönümü. Aynı zamanda Gezi olaylarının da..

Mayıs sonunda 29 Mayıs var İstanbul’un fethi.. Ardından 31 Mayıs Mavi Marmara’nın yıldönümü..

25 Mayıs biliyorsunuz Miraç kandili..

1 Haziran’da Polis Taksim’den geçilmişti. 15 Haziran’da Polis Taksim’e müdahale etti..

Yani Geziciler, 27 Mayıs’tan başlayarak 15 Haziran’a kadar İstanbul’da ve diğer illerde ne yapabiliyorlarsa onu yapacaklar..

Bu arada sağda solda bombalar patlayabilir, sokak gösterileri olabilir. Hatta nokta hedeflere saldırabilirler.. Ses getirecek bir takım eylemler olabilir..

Yine öfkeleri akıllarından büyük.. Yine bütün planları deşifre oldu.

Yine suçüstü olacaklar. Göreceksiniz halk bu kirli oyuna alet olmayacak.. Kışkırtmalar fayda vermeyecek..

Bu defa da Koç ve Doğan mediası bu kirli senaryonun merkez üssü olacaksa, o zaman onları kim kurtaracak bilmiyorum.. Cemaatin de böyle bir olaydan sonra yapılacak operasyonlar konusunda herhalde söyleyecek bir sözü olmasa gerek.. En çok cemaatin sermayedarları ve kurumları çok ağır bir bedel ödemek zorunda kalabilir.. Yani demem o ki, Tosyaya pirince giderken evdeki bulgurdan olabilirler..

Derin yapı ve Paralel yapı bir olayı başlatabilir belki, ama devamı Esad ve MOSSAD tarafından başka yerlere çekilecek olursa bunun faturası da derin yapı ve Paralel yapıya çıkartılabilir.. Bu kez ABD ve AB açısından bu konu AB ve NATO çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir sorun olabilir.. Bu rezalet diplomatik krizlere yol açabilir.. Bu işin tadı kaçtı..

Yeni bir krizin ardından bu çete, çatı adayı diye birini öne çıkartacak olursa, o aday çetenin adayı olur.. Böyle bir kamburu sırtında taşıyacak bir aday kimseden oy alamaz..

Birileri Cemaat denen yapı üzerinden iktidara yüklenirken, Cemaat de onlar üzerinden iktidara yükleniyor.. Aslında bu birliktelik bir sinerjiye değil, nötralizasyona sebeb oluyor. Taraflar birbirini etkisiz hale getiriyor..

Dün yaşananlar, bu gün yaşanmakta olanlar, yarın yaşanması muhtemel şeyler, toplumun bu konuya olan duyarlılığını artırdı.. Bu çabalar toplum bünyesinde alerjiye sebeb oldu..

Türkiye’de yaşananlar İslam dünyasında bu yönde bir bilincin oluşmasına, duyarlılığa sebeb oldu.. Birileri bu şekilde ne elde etmek istiyorsa, tam da onu imkansızlaştıran bir etkiye sebeb olmaya başladı.. Birilerinin Erdoğan, AK Parti, Türkiye, İslam düşmanlığı, İslam ümmetinin vahdetine ve bu düşman çevrelerin ve onların yerli işbirlikçilerinin dışlanmasına sebeb oldu ve olmaya devam ediyor..

Bakalım önümüzdeki günler ne getirecek. Biliyoruz onların öfkeleri ağızlarından taşıyor.. Mekerallahu! Görelim Mevlam neyler!

Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi